Hakkari yavaştan ısınmaya başladı. Yaz mevsimi kendini hafiften hissettirmeye çalışıyor. Tabi arada olan bahar mevsimine oldu.
Kış aşırı uzayınca bahar mevsimi, hiç torpili olmayıp masumca sırasını bekleyen müşteri gibi arada kaynadı.
Zaten bahar ve yazı toplasanız dört ayı geçmez Hakkari’de. Ama bize aşırı bir heyecan veriyor. Gerçekten bu aylarda Hakkari doğasıyla muazzam bir görüntü sergiliyor.
*Hakkari güzel kış olmasaydı!
*Yaşamak güzel ölüm olmasaydı!
Ama Hakkari’nin bu doğal güzelliği maalesef Hakkari’nin kent yaşamına yansımadı-yansıtılamadı.
Üç kurumdan çok şikayetçiyiz.
Karayolları, Belediye, Üniversite...
Başka şehirler ile olan bağlantımızı yani yollarımızı iyileştiremedi karayolları.
Heyelan bölgesine yapılacak kalıcı köprüden ses yok. Hakkari tarafına doğru genişletme ve istinat duvarı çalışması var. Geçte olsa sevindirici bir gelişme.
Peki bu yolu genişletmeye niyetiniz vardı madem ki; Neden üç adet zap köprüsünü dar yaptınız?
Şimdi yol bölünmüş, köprüler dilimlenmiş olacak!
Bu arada ‘alternatif yol’ gündemden düşmüş gibi duruyor.
Sıra belediyeye geldi.
Yükü en ağır olan kurum maalesef belediye!
Onlarca yıldır birikmiş şehrin alt yapı-üst yapı sorunları çözülmeyi bekliyor.
Maalesef sadece bekliyor!
Şehrin vitrini diyebileceğimiz Bulvar Caddesi, -Hükümet Konağı-Hacı Sait Camii arasında kalan- (tam şehrin göbeği) kısım bile bir şehir görüntüsü vermiyor. Pörsümüş kaldırımlar, yama asfalt, yetersiz ışıklandırma vs.vs.
Sürücülerin el işaretleriyle birbirine yol verdiği şehir merkezinde trafik ışığı yok.
Az da olsa Hakkari’ye dışardan gelen insanlar ilk buraları görüyor. Bu görüntü kimsede olumlu bir görüş-dönüt bırakmaz.
Eski belediye alanında yapılmakta olan ‘Kent Meydanı’ bitirildikten sonra bu “mecburiyet caddesi” dediğimiz alanın modern bir üst yapı ile donatılması Hakkari’ye bir şehir görüntüsü verecektir.
Hükümet Konağı önüne yapılan uzun merdivenler biraz daha geri çekilerek, o alanda Hakkarililere kazandırılabilir.
“Kıymetli otlar borsası” şehrin göbeğinden alınarak, (satıcılar mağdur edilmeden) satıcı ile alıcı başka bir yerde buluşturulmalıdır.
Bu otlar dağlardan zor şartlarda toplanıp şehre getiriliyor. Ve bu mevsimlik bir uğraş. Bu otları satan insanların tek geçim kaynağı bu.
Bunu özellikle vurguluyorum ki, işsizliğin yüksek seyrettiği Hakkari’de kimse mağdur edilmesin istiyorum.
Ama Hakkari’de “mağdur” olmasın!
Diyor ve başka konulara geçiyorum.
Hakkari’de az da olsa yapılacak veya yapılmakta olan projeler ‘nazar’ dan olsa gerek halktan gizli yapılıyor. Bu çalışmalar değerli bizim için.
Zaten halk için yapılmıyor mu?
-Kent meydanı, kadın doğum Hastanesi, hekim lojmanları, SGK hizmet binası, içme suyu arıtma tesisi, Erziki bölgesi yol genişletme çalışması.
-Yakın tarihte kültür merkezi temeli atılacağı söyleniyor. Belki başka çalışmalar da vardır.
Bunlar geç kalınmış ama bir şekilde yapılacak-yapılan hizmetler.
Halktaki ‘hiçbir şey yapılmıyor’ izlenimini olumluya çevirmek için bu hizmetleri billboardlara asarak, “işlerin içeriği, kapsamı bitirileceği tarih gibi bilgileri” sergilemek faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Geçenlerde bir vatandaş, kent merkezi inşaatını kastederek;
-Sen gazetecisin bilirsin, burası ne olacak. Burada lavabolar olacak mı?
Maalesef kim olursam olayım bende bilmiyorum.
Bir düşünün!
Yıl 2026. Bir memleketin en büyük sorunlarından bir tanesi tuvalet olabilir mi?
Gelişmiş şehirlerde, parklarda bile modern lavabolar kurulduğuna şahit olmuşluğumuz var.
Keşke eski yıllardaki gibi olsaydı. Hiç başka memleket görmeseydik. İçimiz bu kadar yanmazdı. Doğduğumuz yerde ölürdük!
Belediyenin hizmet açığı çok büyük.
Belediye kamyonlar dolusu para ile mevcut onbeş mahalleye girse, sadece günlük hayata yetecek kadar altyapı-üstyapı hizmeti yerine getirse on yıldan erken çıkamaz.
Gelelim üniversiteye!
Üniversite maalesef Hakkari’de en çok ‘tekleyen’ kurumlardan bir tanesi.
Merzan Mahallesi’nde ikamet etmem ve üniversite öğrencilerine ait yurdun Merzan Mahallesi’nde olması öğrencilerle sohbet etmeme, onları gözlemlememe fırsat veriyor.
Toplu taşımada seferlerin az yapılması ile ilgili bir problem olsa da öğrenciler kampüse ulaşabiliyor.
Yurt ile kampüs birbirine uzak Hakkari şartlarında. Hele de kış şartlarında. Ama bu biliniyordu ve bilerek yapıldı. Çünkü üniversiteden öncede yurt vardı zaten.
Yurdun önünde bir-iki market ve cafe mevcut. Şimdilik öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap veriyor gibi görünüyorlar.
Merzan Mahallesini ikiye ayırıp, Durankaya Beldesi’ne, oradan bir kaç köye giden (Tüzek alternatif yolunun başlangıç noktası) yol, tam yurdun önünden geçerek, yurt ile bu marketlerin arasından geçiyor.
Tam bu bölgede; Öğrenciler, mahalleli, köylü, minibüsler, servisler iç içe geçiyorlar. Yurdun önü bir anda pazar yerine dönüyor.
Öğrencilerin vakit geçireceği, sadece öğrencilere ait olması gereken bir saha bir anda köyün ortak alanı oluyor.
Peki öğrenciler kime bağlı?
Bu öğrenciler Hakkari’ye neden geldi?
-Bizler merkeze yürüyerek gidip-gelmek istiyoruz ama yolda kaldırım yok!
-Yurt civarında oturacağımız bir park yok!
Gece yurda yürüyerek gelmek istiyoruz, bu defa da ışıklandırma yok diyor öğrenciler...
Bunlar sadece ana başlıklar....
Yurt ile ilgili herhangi bir sorunu üniversiteye götürmeye kalksanız cevap hazır.
“Yurtlar Gençlik Spor Bakanlığı’na bağlı”!
Şehrin altyapı-üstyapı hizmetinden belediye sorumlu!
Işıklandırmadan elektrik şirketi sorumlu!
Peki bu hizmetleri bu kurumlardan öğrencileriniz için kim isteyecek?
Bu öğrencilerin yaşam alanlarını modern hale getirmek zorundasınız.
Bu yolu yurdun önünden alıp başka yere vermek mecburiyetindesiniz.
Öğrenciler üniversiteye bağlı. Bu hizmetleri siz yapın veya başkasına yaptırın. Öğrenciler sizin için buraya gelmişler.
Yarın öbür gün memleketlerine gittiklerinde, Hakkari ve Hakkari Üniversitesi hakkında olumlu dönütler bekliyorsanız sadece anket yapmayın.
Bu şehrin yaşanılır hale gelmesi, insanların günlük hayatlarını az da olsa çağımız standartlarında devam ettirebilmesi bu üç kurumun yapacağı icraatlara bağlı olacaktır.