Sevdamız, memleketimiz, dağların kenti, doğa harikası…

"Burası İsveç değil, burası Hakkâri", "Hakkâri'de hayat var" gibi sıkça kullandığımız ve daha nice güzel sözlerle anlattığımız bir memlekettir Hakkâri. Evet, bu güzellemelerin elbette bir karşılığı vardır. Ancak tüm bu güzelliklerin yanında, ilimizin sorunlarının da dile getirilmesi ve çözüm yollarının aranması gerekmektedir. Bu nedenle Hakkâri'nin sosyoekonomik yapısına yakından bakmakta fayda vardır.

Toplumsal açıdan bakıldığında, atalarımızdan dinlediğimiz Hakkâri insanının sağduyulu, hümanist, samimi ve misafirperver yapısı her zaman övgüyle anlatılmıştır.

Ne yazık ki son yıllarda bu değerleri yavaş yavaş kaybetmeye başladığımızı görüyoruz. Bunu; gençler arasında yaşanan kavgalardan, komşuluk ilişkilerinin zayıflamasından, birbirimize karşı tahammülsüz davranışların artmasından, madde bağımlılığındaki yükselişten ve intihar vakalarındaki artıştan anlayabiliyoruz.

Peki, bunların çözümü yok mu? Elbette var. Öncelikle ebeveynlerin çocukları ve gençleriyle daha fazla vakit geçirmesi, aile büyüklerinin sağduyulu tutumlarını davranışlarına yansıtması ve gençlerin topluma daha güçlü şekilde entegre edilmesi gerekmektedir. Toplumsal uyum sürecini hep birlikte güçlendirmeliyiz. Bunun için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.

Çünkü bu gençler bizim geleceğimiz, bizim yarınlarımızdır. Yaklaşık on yıldır eğitim camiasının içinde biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; gençlerimizin her biri keşfedilmeyi bekleyen birer yıldızdır. Onların sönmesine izin vermemeli, aksine parlamaları için gerekli imkânları sağlamalıyız. Aynı zamanda ilimizin gelenek ve kültürünü öğrenmeleri, benimsemeleri ve yaşatmaları büyük önem taşımaktadır. Kültürel erozyona değil, kültürel birlik ve beraberliğe yönelmemiz gerektiğine inanıyorum.

İşin ekonomik boyutuna baktığımızda ise gençlerimize kalıcı istihdam alanları oluşturulması hayati önem taşımaktadır. İşsizlik nedeniyle batı illerine göç eden ve gurbette yaşam mücadelesi veren gençlerimizin yaşadığı acı olaylar zaman zaman tüm Hakkari'yi yasa boğmaktadır. Mehmet Akif Güler, Suat Peker ve Erdem Erdem kardeşlerimizin yaşadığı acı kayıplar bunun en üzücü örnekleri arasında yer almaktadır.

İşsizlik sorunu, yalnızca İŞKUR alımlarıyla ya da TÜİK verilerinde işsizlik oranlarının düşük gösterilmesiyle çözülebilecek bir mesele değildir. Geçici istihdam yerine kalıcı iş alanlarının oluşturulması, üretime dayalı yatırımların artırılması ve özel sektörün desteklenmesi Hakkâri'ye çok daha büyük katkılar sağlayacaktır.

Yirmi dört yıldır ülkeyi yöneten iktidarın, kalkınmada dezavantajlı iller arasında yer alan Hakkâri'ye pozitif ayrımcılık yapması gerektiğine inanıyorum. Yapılacak yatırımlar ve uygulanacak doğru politikalar sayesinde gençlerimiz kendi memleketlerinde üretip çalışabilecek, göç etmek zorunda kalmayacak ve Hakkâri'nin sosyal ve ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır. Böylece hem toplumsal huzur güçlenecek hem de geleceğe daha umutla bakan bir Hakkâri inşa edilebilecektir.