Geçen nisan ayında mevcut Hakkâri-Van karayolunda meydana gelen heyelandan sonra, aylardır gündemimiz yol.

Alternatif yol talebimiz ise on yıllara dayanıyor.

Nihayet Sayın Ulaştırma Bakanı’mız geçen günlerde alternatif bir yolun yapılmayacağını, Berçelan üzerinden bir yolun ise mümkün olmadığını kamuoyuna açıkladı.

Biz gündeme düştüğünden itibaren Berçelan üzerinden bir alternatif yolun yapılmayacağını biliyorduk.

Çünkü Ankara’nın böyle bir karayolu yapmaya hiç niyeti yoktu.

Yapılan fizibilite çalışmaları neticesinde, rakımın yüksek olduğu, kışın açık tutmanın zor ve maliyetli olduğu gibi bahaneler açıklamaya konulmuş ve bize servis edilmiştir.

Bu açıklamanın gerçek anlamı şudur; “Mevcut şartlarda Hakkâri daha böyle bir hizmeti alacak şartları taşımıyor.”

Yoksa bugünkü teknoloji, devletin bugünkü imkânları göz önüne alındığında, rakımmış, arazi şartları imiş, vs.vs.

Elbette bunlar engel olamaz!

Artvin’e 128 tüneli yapan bu devlet değil mi?

Zigana’ya 14,5 kilometre tünel yapan bu devlet değil mi?

Hakkâri’den çıktığınız an bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz.

Tek şerit yol mu kalmış, yama asfalt ya da mucur asfalt mı kalmış.

Günümüz şartlarında mevcut karayolunun Hakkâri’ye yettiğini düşünüyor Ankara.

Yoksa ülkenin tek masrafı Berçelena açılacak karayolu mu?

Yaklaşık iki aydır Berçelan insan kaynıyor.

Türkiye’nin ve dünyanın değişik yörelerinden Berçelan’ı görmek için Hakkâri’ye gelen insanlar var.

Yaylacısı var, piknikçisi var.

Sorduk, soruşturduk, “fizibilite” ekibini gören olmamış.

Belkide masa başından teknoloji kullanılarak bir rapor hazırlanmış Berçelan yolu hakkında.

Bu rapor kamuoyu ile paylaşılmış değil.

Başlangıçtan bitişe kadar kaç kilometre bu yol?

Kaç kilometresi üç bin rakım?

Kaç tünel düşecek?

Kaç köprü, kaç viyadük yapılacak?

2026 yılı itibari ile kaç Lira’ya mal olacak?

Kaç yılda bitirilecek?

Biz bu soruları sorarken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, bahsettiğimiz güzergahı ana yol ağından çıkararak tartışmalara son noktayı koymuş görünüyor.

2008 yılında “Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu” ismi verilerek yapımına başlanan ‘Berçelan Yolu’ kısa sürede çeşitli bahaneler üretilerek durduruldu.

On sekiz yıl sonra ise, rakım ve maliyet yüksek denilerek tamamen iptal edilmiş oldu.

Ankara’nın düşüncesi, mevcut yolu iyileştirip, alternatif yol tartışmalarını sona erdirmek.

Eninde sonunda aradan ikiyüz yıl da geçse Berçelen yolu elbette açılmak zorunda kalınacaktır.

Eğer Hakkâri var olacaksa (özellikle merkez) Berçelan’dan başka seçenek yoktur.

On yıllarca uğraşın, milyon dolar harcayın Şırnak veya Tüzek yolu Hakkâri’ye alternatif olmaz.

Sonuçta yola çıkan her on Hakkâriliden dokuzunun ilk uğrak adresi Van.

Van’a Şırnak üzeri gitmek akıl karı mı?

Berçelan üzerinden yüz on kilometre ile Van’a ulaşmak varken, neden Tüzek üzeri yüz doksan sekiz kilometre kat edelim?

Çavuştepe’den Yüksekova’ya, Yeni Köprü’den Erziki mevkiine kadar yollar inşaat alanına dönmüş durumda.

Alternatif yol olmadığı için trafik ve çalışma içiçe toz toprak içinde devam ediyor.

Elbette yolların iyileştirilmesi, genişletilmesi son derece önemli bir çalışmadır.

Yapımı devam eden T2 tüneli hizmete açıldığında Yüksekova önemli bir avantajı eline alacaktır.

Yolun ‘medeniyet’ nimetinden yakın zamanda faydalanacaklardır.

Van’a ve Türkiye’ye entegre olma hayalleri gerçekleşiyor.

Biz Kaan Köprüsü’ne varana kadar Yüksekova’da yaşayan vatandaşlar Çavuştepe’yi geçmiş olacaklardır.

Yani bir yaya kalan bizler olacağız.

Ömrümüz Yeni Köprü ile Sere Solan arasındaki “yol çalışmasını” izlemekle geçecek.

Devam eden çalışmaların Van tarafının kış gelmeden biteceğini herkes biliyor.

Bize denk gelen ‘Erziki’ bölgesi daha çok çalışma görecek gibi duruyor.

Sonuçta Hakkâri’de doğan her birey bu ‘yol’ çalışmasının içine doğuyor. Bittiğini görmeden öbür dünyaya göçüyor.

Göçüğün meydana geldiği alanda özellikle kış aylarında başımızın çok ağrıyacağını belirtmek isterim.

Umarım ‘kötü’ günler daha kötü günlere öncülük etmiyordur.