Hakkari coğrafi konum açısından Türkiye şartlarında dezavantajlı konumdadır.
Yıllar yılı süregelen ihmaller zinciri Hakkari’yi sosyo-ekonomik açıdan gerilerde bırakmıştır.
Hakkari özellikle iki binli yıllarda kabuğunu kırmak için büyük çaba sarf etti.
Bu var olma gayreti halende devam etmekle beraber istenilen noktaya gelinememiştir.
Bir sorunu çözmeye odaklanırken, başka bir sorun çözümün önünü tıkamaktadır.
Peki Hakkari’nin ülkenin diğer memleketlerine yetişme imkanı var mıdır?
Bence yetişmese bile arayı kapatma argümanları mevcuttur.
Peki nasıl olacak?
Dışa açılabilmek için ticaretinizi dışarı açabilmeniz, dışarıdaki ticareti memleketinize çekebilme kabiliyeti gösterebilmeniz gerekir.
Hakkari kendi potansiyeli ölçüsünde bağrında yetirdiği, bizzat ürettiği ürünleri pazarlama konusunda büyük bir çıkmazın içindedir.
Bal, ceviz, hayvansal ürünler, tahin, yaş ve kurum üzüm gibi ürünler piyasada hak ettiği değeri görememektedir.
Son yıllarda meyveciliğin ve seracılığın desteklenmesi ile birlikte büyük bir meyve-sebze üretim potansiyeli ortaya çıkmıştır.
Ancak üreticiler bu ürünlerini iç piyasa da alıcı ile buluşturmakta sorun yaşamaktadırlar.
Adana’dan gelen elma alıcı bulurken, Merzan elması üreticinin elinde kalmaktadır.
Soğuk hava depoları mevcut olmayınca bu meyveler kurutularak, dışarıdan gelen seyyar satıcılara değerinin çok altında üstelik tencere-tava karşılığında verilmektedir.
Üretici meyvesini kurutuyor, ama maliyetlerden dolayı fabrikaya ulaştıramıyor.
Elma-armut bahçesi olan üreticilerin evlerinde tavadan, bardaktan geçilmiyor.
Hakkari’de neyi üretseniz üretin elinizde pul oluyor.
Çünkü bu ürünlerinizin çok az bir kısmını iç piyasada tüketebiliyorsunuz.
Arta kalan elinizde heba oluyor.
Halk yerli üreticiyi desteklemek yerine adana-Mersin ürünlerine rağbet ediyor.
Alıcı ile satıcının bulaşabileceği pazar yerleri veya ‘pazar günleri’ mevcut değil.
Üretici Hakkari şartlarında ürününü nasıl satabileceğini veya alıcıyı nasıl almaya sevk edebileceği konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip değil.
Adamlar Kastamonu’dan gelip Hakkari’de sarımsak satıyor.
Ama bir Hakkari’li soğanını Van’a götürüp satamıyor.
Manavlarda, marketlerde çok az Hakkari ürünleri reyonlardaki yerini alabilmektedir.
Tamamıyla Hakkari’ye özgü (yerel) ürün satan esnaflar, yeterli rağbeti göremedikleri için ayakta kalmakta zorluk çekmektedirler.
Sınır kapılarımız ayrı bir sorun.
Sadece isimleri var.
Halkımız, esnafımız, çiftçimiz velhasıl kimse bu sınır kapılarından fayda görememektedir.
Geçişler sınırlı.
Geçebilen ürünler sınırlı.
Esendere Sınır Kapısının çok güçlü bir ticaret potansiyelinin olmasına karşın, ürün geçişlerinin sınırlı ve temel ihtiyaçlara hitap eden çeşitlerin olmaması bu kapıyı işleyemez hale getirmiştir.
Irak Kürt Bölgesi ile ayrıca akrabalık bağımızın da olması hasebiyle, Üzümlü Sınır Kapısı Hakkari için hayati önem taşımaktadır.
Bu kapının 7/24 açık olması, geçişlerin daha basit olabilmesi ve her iki taraftan daha fazla ürünün geçişine izin verilmesi en azından ‘mübadele’ yeteneğini önemli ölçüde geliştirecektir.
Hakkari’ye ‘dışarıdan’ bütün tüketim maddeleri aksamadan gelebilmektedir.
Ama Hakkari kendi ürünlerini ne iç ne de dış piyasada satışa sunamamaktadır.
Ticarette ezber bozan arayışların içine girmemiz gerekmektedir.
Köşe başlarında, zabıtaya rağmen başka memleketlerden getirilen ürünler neredeyse kapış kapış satılmaktadır.
İlginç olan ise, ülkenin değişik yörelerinde yaşayan insanların Hakkari’deki bu potansiyelin farkına varmış olmalarıdır.
Esnafımız yüksek kira ve maliyetlerle mücadele ederken, bu insanlar uzun mesafeler katederek, ürünlerini Hakkari’de satabilmektedirler.
Tüccarlarımızın büyük bir bölümü, İstanbul, Gaziantep gibi şehirlerden malzemesini bizzat alıp iş yerinde satışa sunarken, seyyar olarak satış yapan bir satıcı kadar ciro yapamamaktadırlar.
Uzak memleketlerden gelip ‘mobil’ satıcılık yapan bu insanlara karşın bizim tüccarlarımızın da Hakkari’ye özgü ürünleri, Türkiye’nin değişik noktalarında satabilme becerisini gösterebilme ihtimali var mı?
Sınır kapılarımızı etkin kullanabilirsek ve ticarette ezberin dışına çıkabilirsek, hem içeri de hem de dışarı da ürünlerimizi alıcı ile buluşturma fırsatı yakalamış olacağız.
Menşe-i Hakkari olan ürünlerimizi daha görünür kılmalıyız ki, piyasa da karşılık bulsun, rağbet görsün.
Son yıllarda hayvancılık, sebze ve meyvecilik sektörü ile alakalı devletin son derece yararlı teşvikleri vardır.
Ama üreticiler, ürünlerin pazarlanması ve satışı ile ilgili ciddi sorunlar ile karşı karşıyadır.
Unutulmamalıdır ki;
Hasat hüsran olursa üretim olmaz!
Hakkari’de üretilen bütün ürünlerin piyasalardaki yerlerini alabilmeleri ve gereken değeri görebilmeleri için çok profesyonel ve ciddi ‘alan’ çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu teşviklere öncülük eden Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Esnaf ve Çiftçi Odaları konunun üzerine ciddiyetle gitmelidirler.
ÖNEMLİ NOT: Hakkari’nin, özünde Merzan Mahallesi’nin yetiştirdiği ender kişiliklerden, kültürel birikimi oldukça yoğun, bir gençlik lideri Naci Güven, evinde geçirdiği rahatsızlık sonucu Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştır.
On beş günü aşan bir süredir tedavi gören Güven’in biz hemşerilerinin duasına ihtiyacı vardır.
Tez vakitte şifa bulması dileği ile....