Futbol bazen yalnızca doksan dakikadan ibaret değildir.
Bazen bir şehrin heyecanıdır, bazen bir çocuğun gözlerindeki ışıktır. Bazen yıllardır sessiz kalan tribünlerin yeniden şarkı söylemesidir. Bazen de birbirinden uzak insanların aynı golle ayağa kalkmasıdır.
Bugün Amedspor’a baktığımızda tam da böyle bir hikâyeyle karşı karşıyayız.
Amedspor, Türkiye futbolunun önemli takımlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen, başarılarıyla dikkat çeken ve geleceğe dair önemli umutlar veren bir kulüptür. Nitekim 6. hafta sonunda zirvede yer alması, bu yükselişin tesadüf olmadığını bir kez daha göstermektedir.
Fakat Amedspor bugünlere kolay gelmedi.
Bu hikâyenin arkasında yılların emeği, mücadelesi, sabrı ve inancı var. Amedspor’un yaşadığı zorluklar, verdiği mücadeleler yalnızca futbol sahalarının değil, zaman zaman belgesellerin ve filmlerin de konusu olmuştur. Bugün gelinen noktada ise bütün bu mücadelenin karşılığını yeşil sahalarda görmek mümkündür.
Çünkü bazı başarıların arkasında yalnızca skor tabelası yoktur.
Emek vardır. Sabır vardır. İnanç vardır.
Ve belki de en önemlisi, insanların ortak bir heyecan etrafında buluşması vardır.
BİR TAKIMDAN DAHA FAZLASI
Amedspor, Türkiye futbolunun gelişimi açısından önemli bir fırsat olduğu kadar, bölge için de yeni bir heyecanın ve ekonomik hareketliliğin kapısını aralamaktadır.
Nasıl ki Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor milyonlarca insanın hayatında futbolun çok ötesinde bir yere sahipse, Amedspor da bugün milyonlarca futbolsever için benzer bir heyecan kaynağı haline gelmektedir.
Üstelik çok farklı bir şey daha oluyor.
Daha önce futbolla ilgilenmeyen, ofsaytın ne olduğunu, penaltının nasıl verildiğini, kırmızı kartın ne anlama geldiğini bilmeyen insanlar bile Amedspor sayesinde futbolun heyecanını yaşamaya başlıyor.
Bir gol olduğunda ayağa kalkıyorlar.
Bir galibiyet geldiğinde seviniyorlar.
Takım yenildiğinde üzülüyorlar.
Belki de futbolla ilk kez böyle bir bağ kuruyorlar.
Bu durumun anlamını yalnızca futbol üzerinden değerlendirmemek gerekir.
Çünkü futbol, milyonlarca insanın aynı anda aynı duyguyu yaşayabildiği nadir alanlardan biridir.
Amedspor’un attığı bir golün ardından Diyarbakır’da, Hakkâri’de, Mersin’de, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve Türkiye’nin daha birçok yerinde insanların aynı anda sevinmesi, aslında sporun birleştirici gücünü gösteriyor.
Bazen bir gol, uzun uzun anlatılamayacak duyguları anlatır.
TRİBÜNLERDE YENİ BİR KUŞAK
Amedspor’un ortaya çıkardığı yeni taraftar kitlesinin en dikkat çekici taraflarından biri de yaş sınırlarını ve futbol bilgisi sınırlarını aşmasıdır.
Düğünde halay çeken yetmiş yaşındaki bir amca ya da teyze, Amedspor’un galibiyetini konuşabiliyor.
Sokakta top oynayan yedi yaşındaki bir çocuk, Amedspor’un futbolcularını kendisine örnek alabiliyor.
Daha önce futbola uzak duran aileler, şimdi maç saatini bekliyor.
Birlikte izliyor, birlikte heyecanlanıyor, birlikte seviniyor, birlikte üzülüyor.
İşte futbolun gerçek gücü belki de tam burada ortaya çıkıyor.
Amedspor, doğunun ve güneydoğunun futboldaki güçlü seslerinden biri olarak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Yıllarca ekranlarda kara haberler izleyen insanların karşısına artık başka görüntüler çıkıyor:
Yeşil sahalar, tribünler, çocuklar, formalar, goller ve sevinçler…
TÜRKİYE’NİN ORTAK SAHASI
Amedspor’un bu yolculukta büyük bir sorumluluğu da var.
Bu takım yalnızca kendi başarısı için değil, Türkiye futbolunun ortak geleceği için de üzerine düşeni yapmalıdır.
Türkiye’nin birleştirici gücü olma konusunda attığı adımlar daha da büyütülmelidir.
Bunun yolu ise önce adaletten, sonra karşılıklı saygıdan geçer.
Amedspor, kendi sahasında misafir olarak gelen takımları ve taraftarlarını kendisine yakışan bir biçimde karşılamaya ve ağırlamaya devam etmelidir.
Aynı anlayışı deplasmanlarda da görmelidir.
Rakip takımlar Amedspor’a yalnızca karşılarında mücadele eden bir takım olarak değil, Türkiye futboluna yeni bir heyecan getiren kardeş bir kulüp olarak bakabilmelidir.
Çünkü futbolun güzelliği biraz da buradadır.
Bugün sen kazanırsın, yarın rakibin kazanır.
Bugün sen sevinirsin, başka bir gün rakibin sevinir.
Futbolun doğasında kazanmak da vardır, kaybetmek de.
Önemli olan bu rekabetin dostluğun önüne geçmemesidir.
SEVİNMEK DE BİR HAKTIR, AMA…
Amedspor taraftarının galibiyet sonrası sokaklara taşan sevincinin olması kadar doğal bir şey yoktur.
Fenerbahçe taraftarının da hakkıdır.
Beşiktaş taraftarının da.
Trabzonspor taraftarının da.
Amedspor taraftarının da…
İnsanlar takımlarını sevecek, formalarını giyecek, bayraklarını taşıyacak, gol olduğunda bağıracak, galibiyet geldiğinde sokaklarda sevinecektir.
Ama hangi takım olursa olsun, bu sevincin içine şiddet, hakaret ve kargaşa karışmamalıdır.
Küfürlü tezahürat kadar futbolun ruhuna yakışmayan çok az şey vardır.
Rakibe saygı, taraftara saygı, şehre saygı ve en önemlisi insana saygı…
Bütün bunlar futbolun ayrılmaz parçaları olmalıdır.
Çünkü şiddetin kazandığı bir maç yoktur.
SEVGİDEN KORKMAYALIM
Amedspor sevgisinden korkmamak gerekir.
Tam tersine, bu sevgiyi doğru anlamak gerekir.
Çünkü sevgi, doğru yönlendirildiğinde birleştirir.
Belki bugün tribünde Amedspor formasını giyen küçük bir çocuk, yarın Türkiye’nin en büyük futbolcularından biri olacaktır.
Belki Amedspor altyapısından yetişen bir genç, günün birinde Avrupa kupalarında Türkiye’yi temsil edecektir.
Belki de yıllar sonra Amedspor’un yetiştirdiği bir futbolcu, Dünya Kupası’nda Türkiye formasıyla sahaya çıkacaktır.
Bunların hiçbirini bugünden bilemeyiz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Hayal kurmadan büyük başarılar gelmez.
Amedspor’un büyümesi, yalnızca bir futbol kulübünün büyümesi anlamına gelmez.
Yüzlerce, binlerce gencin futbola yönelmesi demektir.
Yeni futbolcuların yetişmesi demektir.
Altyapıların güçlenmesi demektir.
Bölgedeki spor kültürünün gelişmesi demektir.
Futbol ekonomisinin büyümesi demektir.
Ve bütün bunların sonunda kazanan yalnızca Amedspor değil, Türkiye olur.
Çünkü bir çocuğun futbol topunun peşinden koşması, bir ailenin birlikte maç izlemesi, bir gencin spor sayesinde hayal kurması hepimizin ortak kazanımıdır.
Amedspor’un hikâyesi belki bugün bir futbol hikâyesi gibi görünüyor.
Ama biraz daha dikkatli baktığımızda bunun çok daha büyük bir anlam taşıdığını görebiliriz.
Futbol birleştirebilir.
Spor umut verebilir.
Sevgi, önyargıların yerine geçebilir.
Ve yeşil sahalarda başlayan bir heyecan, Türkiye’nin dört bir yanına yayılabilir.
Bu nedenle Amedspor’a da diğer takımlar gibi adil davranılmalı, başarılarının önündeki engeller değil, önündeki yollar konuşulmalıdır.
Çünkü Amedspor’un başarısı yalnızca Diyarbakır’ın değil, Türkiye futbolunun başarısı olabilir.
Ve belki de yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bugünleri şöyle hatırlayacağız:
Bir takım çıktı ortaya.
İnsanlara yeniden heyecan verdi.
Çocuklara hayal kurdurdu.
Tribünleri doldurdu.
Türkiye’nin dört bir yanında aynı golün sevincini yaşattı.
Ve bize bir kez daha hatırlattı:
Sevgi kazandırır.
Futbol birleştirir.
Amedspor’un yeşil sahalardaki varlığı Türkiye futbolunun zenginliğidir. Dünya futbol arenasında Türkiye’mizin belkide yeni umududur. Düşünsenize Amedsporunda Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş gibi Avrupa kupalarında boy gösterdiğini, elde ettiği başarılarıyla tüm Türkiye’yi sevince boğarak, sokaklara döktüğü… Bu nedenle futbol ayrıştırmamalı, hepimizi sevgi ve kardeşlik paydasında birleştirmelidir.