Ekinsiz “ekim”

Hakkari’de sonbahar çiftçilerin tam da dilediği gibi yağışlı ve ılıman geçiyor. Geçmişte kışlak ekinlerle uğraşan insanlar bu günler de yağış için çok dua ederlerdi. Şimdilerde üretim düşünce “ekim” de pek kalmadı. Hakkari’nin neresine ekin ekilebilir ki diyenlere çok sert itirazım var. Büyüklerimizin anlattıklarına göre Hakkari merkez dahil Mergabütana oradan Otluca Köyü’ne kadar her yer ekin tarlası imiş. Şimdilerde tarlalar beton olup, insanlarda üretimden el çekince bu iş de hatıralarda kaldı.

Şimdilerde sonbahar artık inşaat sezonu oldu. İnsanlar çoğaldıkça beton da yayılıyor. Kentler büyüdükçe sorunlar artıyor. En temel ihtiyaçlar bile sorunsuz bir şekilde yürütülemiyor.

Size acı bir örnek;

İç(me) suyu!

Dört tarafı doğal su kaynakları ile çevrili ama on beş mahallesi susuz bir kent. Bir yarışmada veya sınavda sorulsa herkes muhakkak “Hakkari” diyecektir.

Seksen bir kentin içinde günlük su arzı kısıtı en çok yaşayan ilimiz Hakkari!

Hakkari suyun bolluğu hele de nüfusun düşüklüğü göz önüne alındığında vatandaşa ücretsiz su içiren nadide bir kent olabilirdi!

İşte İstanbul!

On altı milyon insanın yaşadığı kente her gün üç milyon metreküp içme suyu pompalanıyor.

Milyonlara su vermeyi başaranlar ile altmış bin kişiye su veremeyenlerin arasındaki fark nedir?

Peki nasıl oluyor da altmış bin kişinin yaşadığı Hakkari’de bir asırdır içme suyu sorunu çözülemiyor?

Bu neyin diyeti!

Hangi cezanın bedeli bu!

Özellikle yağmurlu günlerde kente verilen suyun rengi sapsarı. Çünkü yağmur toprağı suyun kaynağına katıyor. Sonrasında bu su borularla evlere servis ediliyor.

Peki bu “çamurlu suyu” vatandaş hangi ihtiyacı için kullanacak?

Neden çamur akıyor?

Berçelan’da yani suyun kaynağında su hattını “dış etkenlerden” koruyacak gölet tarzı bir yapıyı inşa edecek para belediyemizde yok.

Dinlenmiş suyu arıtmadan geçirdikten sonra evlere dağıtacak sağlıklı bir yer altı şebekesi de yok.

“Helil içme suyu” projemizi gerçekleştirecek bütçemizde yok!

Peki “hanelerimize” insanların en temel ihtiyacı olan “suyu” veremedikten sonra Bulvar Caddesini boydan boya altın ile kaplasak nasıl bir fayda sağlamış olacağız?

Bu halka “su” veremedikten sonra yapılan diğer hizmetlerin kıymetiharbiyesi nedir?

Rekreasyon alanı

Hakkari Belediyesi tarafından Zap Suyu kenarına inşa edilen ve yapımı devam eden halk arasında yeşil alan diye tabir ettiğimiz çok amaçlı rekreasyon alanı Hakkari’nin en çok ihtiyaç duyduğu hizmetlerden biridir. Kapladığı alan bakımından ele alındığında insanların sosyal ve kültürel etkinlikleri yapabilecekleri bir çok seçenek barındıracağı değerlendirilmektedir. Ancak konumu itibari ile tüm şehre hitap edeceğini düşünmüyorum. Hizmete açılması ile birlikte toplu taşıma ağının buraya kadar genişletilmesi icap edecektir. Bu alana kendi imkanları ile gidemeyecek vatandaşların belediye tarafından taşınması yerinde bir hizmet olacaktır.

Sere Solan mevkisinden o bölgeye kadar yol güvenliğinin hem çevresel hem de trafik açısından alınması gerekecektir. Özellikle kış sezonunda bu alanın etkin kullanılması noktasında vatandaşın sorun ve sıkıntılarla karşılaşacağı bilinmelidir. Eğer belediyemiz ulaşım ve doğa koşullarını gözeterek bu projeyi hayata geçirmişse Hakkari’ye renk katacak bir hizmet olacaktır.

Yeşili olmayan mahalleler!

Bahsettiğimiz yeşil alanın şehirden bu kadar uzak bir noktaya yapılmasının ardındaki en büyük mecburiyetin, mahallelerimizde beton haricinde yeşil alan kalmamış olmasıdır. Mahalle statüsüne alınması kararlaştırılan Otluca Köyü ve Merzan’ın üst kısımları haricinde geriye kalan bütün alanlarda “yeşil alan” yaratılması fırsatı maalesef kaçırılmıştır.

Bünyesinde oturma ve mesire alanları, yürüyüş ve bisiklet parkurları, çocuk oyun ve spor alanları bulunan bu yapıların insanların ulaşabileceği uzaklıkta inşa edilmesi daha mantıklı olacaktır. Özellikle yaşlı nüfusun artması ile birlikte insanların açık havada sohbet edecekleri “alanlara” ihtiyaç duyulmaktadır. Buradaki en can alıcı kaide bu alanlara ulaşımın kolaylaştırılmasıdır. Zap suyu kenarında yaptığınız bu yeşil alanı Merzan’ın başında da yapsanız, bu günkü ulaşım imkanları ile insanlar bu hizmetlerden faydalanamaz.

Ama belediye enerjisini yapılaşmaya yeni yeni başlayan Merzan’a verirse ortaya güzel hizmetler çıkabilir. Ne devletin ne de vatandaşın “mağdur” olmayacağı formüllerden hareketle Merzan Mahallesi, Hakkari’nin “bahçesi” yapılabilir. Yeşil alanlar, parklar, mesire alanları ve ormanlar şehre kazandırılabilir.

Üniversite elimizden “kayıp” gidiyor!

Tüm itirazlara inat hareketli zemine inşa edilen Hakkari Üniversitesinin kayması engellenmiyor. Rektör Sayın Gençcelep’in açıklamasına göre A ve B kapılarında zemin kayması problemi yaşanıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesine bağlı uzmanlarca yapılan analizlere göre yeniden bir zemin güçlendirme ve fore kazık çalışması yapılacağını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

“Kayma” probleminden mütevelli bilime rota çizemediğimiz Hakkari Üniversitesi ülkemizin ve Hakkari’nin geleceğine ümit veren bir menzilde yol alamıyor. Kuruluş aşamasında verilen yanlış karar geleceğimize mal olacak gibi duruyor.

Gazeteciler Günü!

Tercüman-ı Ahval’in yayımlandığı “21 Ekim” Dünya Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor. Meslektaşlarımızın da dahil olduğu büyük bir kitle tarafından hatırlanmayan bir gün olarak tarihe geçmesi pek üzücüdür.

21. yüzyıl Türkiyesinde “eksen kayması,” Hakkari özelinde ise mesleki parçalanmışlığın kıskacında olan “gazetecilik” mesleği hak ettiği saygınlığı görememektedir.

*İnsan dışı ile ağırlanır, içi ile uğurlanır.

Bütün gazetecilerin Dünya Gazeteciler Gününü kutluyorum.