Birden kendimizi yazın ortasında bulduk.

Mevsimler hala kendilerini toparlayamadı. Kış üzerimizden boldozer gibi geçti. Özellikle maddi olarak bize çok zarar verdi.

Şükürler olsun ki, büyük afetleri can kaybı olmadan atlattık. Ben katı atık bölgesindeki heyelanı ve güzeldere mevkiindeki çığ düşmesi olayını büyük afetler olarak atfediyorum. Allah korusun araç trafiğine denk gelse sonuçları çok acı verici olabilirdi.

Karşımıza biraz da zamansız çıkan bu doğal afetlere -katı atık için tamamıyla doğal afet diyemeyiz-karşı ilk şoku atlattıktan sonra hızlı bir şekilde inşa sürecine girişmemiz gerekirdi.

Bu ilk şokun aylar sonra hala atlatılamadığını görmekteyiz.

Peki kimler ‘şokta’?

Başta siyasiler.

Sürekli olarak “Ankara’dan müjdeli haberlerle döndük” haberleri duyuyoruz ama gerçekleşen bir müjde göremiyoruz.

Gerçi müjde getirmekte bir emek bir çaba gerektiriyor. Sonuçta hiç müjde vermeyen siyasetçilerimizde var.

Ama bize kronikleşmiş sorunlarımızla ilgili ve gerçekleşme olasılığı güçlü olan müjdeler lazım.

Mesela kronik bir sorunumuz olan alternatif yolla ilgili beklentimiz yine boşa çıktı. Tüzek yolunun servis yolu olarak kullanılacağı, lakin kış mevsimi için bir ‘alternatif’ sunamayacağı müjdesini almış bulunmaktayız.

Ama ne gariptir ki bize de özellikle kışın yol lazım.

"Bu kış Hakkâri’de iklim şartları oldukça çetin ve olumsuz bir tablo çizdi.

Ama Ankara’daki ‘siyasi iklim’ mevsim sıcaklarının oldukça üzerinde. Üstelik Hakkari’den gözlemleyebildiğimiz kadarı ile yavaş yavaş seçim atmosferine de girmiş bulunuyoruz.

Milletvekillerimiz, siyasilerimiz, Ankara’daki bu sıcak atmosferi fırsata çevirmeli. Bu zaman diliminde Hakkari’mize yapılacak yatırımlar için yoğun girişimler yapmalıdırlar.

Öte yandan içme suyu ile ilgili müjde bekliyoruz.

Birkaç dönemdir ‘kayyım’ da olsa Hakkari Belediyesi iktidarın yönetiminde. Şehrin sorunları, bekleyen projeleri bilindiği halde yöneticilere destek verilmiyor. Hakkari Belediyesi’nin öz kaynak gelirleri yok denecek kadar az. İller Bankası’ndan gelen para ancak personel giderleri ve şehrin günlük rutin işleyişine yetiyor.

Şehre temiz ve sürekli su verilmesi oldukça maliyetli bir çalışma ile yerine getirilebilir. Şehre su getirilmesi yeterli olmayacaktır. Çünkü her haneye suyu ulaştıracak şebeke sistemi mevcut değildir.

Doğalgazı her haneye ulaştırmak dönemin Valisi Ali Çelik’e nasip oldu.

Umarım her haneye su vermek te Sayın Taşyapan’a nasip olur.

Ama Ankara’nın desteği şart.

Gerekirse bir kardeş belediye seçilerek maddi destek veya ekipman desteği sağlanabilir.

İçme suyu sorununu seçimden seçime, kuşaktan kuşağa ertelemek bu şehre yapılacak en büyük kötülüktür.

Peki yeni bir çöp arıtma tesisini inşa etmek kime nasip olacak?

Yüksekova ve Çukurca ilçeleri ile beraber ivedilikle ihtiyaç duyduğumuz bu tesisi kim inşa edecek?

Hakkari İl Özel İdaresi’nin veya İl-İlçe belediyelerinin bütçeleri ile bunu yapmak pek mümkün görünmüyor.

Siyasiler, STK’lar, iş adamları, kanaat önderleri, ünlüler!..

Bu çöplerin doğaya salınmasına gönlünüz razı gelir mi?

Şoku atlatamayan bir kurum:

Karayolları!

Göçük bölgesine iki adet köprü yapılması için çalışma yürüttüğünü beyan eden karayolları bu köprülere hala başlamadı.

Kışın ne kadar çetin ve zorlu geçebileceğini geçen kış bize uygulamalı olarak gösterdi.

E o zaman neyi bekliyorsunuz?

Gelecek kış oldukça yakın!

İnşaat sezonu Hakkari’de kaç ay?

Tatlı köyü tarafındaki mevcut köprü yeni yapılan ‘Zap köprüleri’ gibi inşa edildi diyelim.

Kaan köprüsü yerine yapılacak köprüyü, vadiye tam inmeden uzun ayaklar ile viyadük tarzı inşa etmek gerekir. Eğer normal bir köprü yapıp Zap’a tam inerseniz, Kaan Köprüsü’nü geçtikten sonraki birinci ve ikinci (özellikle ikinci) virajlardan sonra ortaya çıkan dik inişli-çıkışlı rampayı ortadan kaldırmamış olacaksınız. Dolayısıyla bir buzlanma durumunda inen araçlar, özellikle ağır tonajlı araçlar kayacak, çıkan araçlar rampada kalacaktır.

Tabii uzmanlar daha iyi bilecektir. Ama göz var, nizam var. O rampaları ortadan kaldıracak bir mühendislik uygulanmazsa sorun çözülmemiş olur. Ayrıca Zap’ın yarattığı gölet bu haliyle kalırsa, alttan alta yolun zeminini kaydıracaktır.

Karayollarının Van’a bağlı olması bizim için bir dezavantaj. Gerçekleşmesini umduğumuz veya yürütülen projelerimiz Van’ın onayına tabi olmak zorunda.

Siyasilerimiz özellikle büyük projeleri direkt olarak Ankara’dan takip edip gerçekleşme süresini minimuma indirmelidirler.

Madem ki alternatif yol olmayacak, Bari bu yolda bizi kontrpiyede bırakmayın.

Depin mevkiine yapılan yeni köprünün trafiğe neden açılmadığının açıklanmasını bekliyoruz.

Yol, su ve çöp sorununa kalıcı bir ‘müjde’ beklentimiz olduğunu belirtmek isterim.

Artık bir ‘şehir’de yaşadığımızı hissetmemizin vakti gelmedi mi?