Kurban Bayramı yaklaşırken Hakkari sokaklarında hareketlilik hissedilmeye başladı.
Kasaplar vitrinlerini süslüyor, küçük esnaf hazırlıklarını tamamlıyor, pazar yerlerinde ise gözle görülür bir yoğunluk yaşanıyor. Ancak bu yıl bayram heyecanının yanında derin bir ekonomik kaygı da hissediliyor. Çünkü Kurban Bayramı yalnızca dini bir ibadet değil; aynı zamanda vatandaşın alım gücünü gösteren önemli bir toplumsal aynadır.
Hakkari’de yaşayan birçok aile için kurbanlık almak artık eskisi kadar kolay değil. Son yıllarda artan yem fiyatları, nakliye giderleri ve yükselen enflasyon, kurbanlık fiyatlarını doğrudan etkiledi. Geçen yıl yaklaşık 15 bin liraya alınabilen küçükbaş hayvanların fiyatı bugün 25 bin liraya kadar çıkıyor. Büyükbaş hayvanlarda ise tablo daha da ağırlaşıyor.
Bu durum, özellikle dar gelirli ailelerin bayramı yaşama biçimini ciddi şekilde değiştiriyor.
Vatandaşların büyük bölümü yaşanan ekonomik sıkıntıyı açıkça dile getiriyor. Kimi vatandaşlar,
“Eskiden bir yıl boyunca biriktirir, rahatça kurbanımızı alırdık. Şimdi ise hesap yapmadan adım atamıyoruz.” diyerek geçim sıkıntısını anlatıyor.
Esnaf ise satışların eskiye göre ciddi şekilde düştüğünü söylüyor. İnsanlar fiyat etiketlerini görünce geri adım atıyor, alışveriş yapmadan pazardan ayrılıyor.
Tüm bu zorluklara rağmen Hakkari’nin güçlü dayanışma kültürü ayakta kalmaya çalışıyor. Mahallelerde komşuluk ilişkileri hâlâ önemini koruyor, hayır kurbanlarıyla ihtiyaç sahiplerine destek olunuyor, paylaşma geleneği yaşatılıyor.
Ancak ekonomik gerçekleri görmezden gelmek de mümkün değil.
Kurban Bayramı yalnızca dini bir vecibe değil; aynı zamanda ekonominin toplum üzerindeki etkisini gösteren önemli bir tablo niteliği taşıyor. Vatandaşın cebindeki para; hayvan pazarına, kasabın işine, esnafın satışına ve üreticinin emeğine doğrudan yansıyor. Hakkari’de ise bu ekonomik denge her geçen gün daha kırılgan hâle geliyor.
Belki de bu bayram, sadece kurban kesmenin değil; alım gücümüzü, dayanışmamızı ve ekonomik gerçeklerimizi yeniden düşünmenin zamanı olmalı. Çünkü bir toplumun refahı yalnızca büyük şehirlerdeki ekonomik verilerle değil, Hakkari gibi şehirlerde yaşayan insanların günlük hayatıyla da ölçülür.
Bayram geldiğinde herkesin yüzü gülmeli…
Ancak unutmamalıyız ki o gülümsemenin gücü, biraz da vatandaşın cebindeki imkânlarla şekilleniyor.