İçinde derin bir hikâye taşır. Burası sadece bir yer değil; sabrın, sessizliğin ve direncin adıdır.
Susarak konuşan bir coğrafyanın adıdır Hakkari!
Yüksek dağları ile çevrili, dertli ve kederli…
Hakkari’yi çoğu insan haritada arar ama hikayesini bilmez. Oysa Hakkari sadece bir şehir değil, susarak konuşan bir coğrafyadır.
Türkiye’nin en yüksek dağlarıyla çevrili bu şehir, adeta “Beni anlamak için biraz yavaşla” der.
Burada yollar dümdüz değildir; tıpkı hayat gibi. Dağlar engel değil, öğretmendir. İnsan Hakkari’de şunu fark eder: Yükseklik sadece metreyle ölçülmez, sabırla ölçülür. Bu yüzden Hakkarili insan az konuşur ama derin ve anlamlı konuşur.
Dışarıdan bakıldığında haritada zor bulunan bu şehre “uzak” denir. Oysa gerçek uzaklık kilometreyle değil, ilgisizlikle ölçülür. Yıllarca sadece tek yönüyle gündeme gelmiş bir şehirden bahsediyoruz.
Ama kimse sabah dağların arasından yükselen güneşin verdiği umudu fark etmedi. Kimse çocukların karlı sokaklarda kurduğu hayalleri gerçekten görmek istemedi.
Hakkari’de doğa cömert ama yaşam kolay değildir. Bu yüzden burada büyüyen insanlar erken olgunlaşır. Bu şehir, insana “Kolay olan her şey geçicidir” gerçeğini öğretir. Sert iklimin içinde yumuşak kalpler taşınır.
Bugün Hakkari’yi sadece haberlerden tanıyanlara sormak gerekir:
Hiç bir şehrin sessizliğini dinlediniz mi?
Hiç bir dağın gölgesinde kendinizi daha güçlü hissettiniz mi?
Hakkari tam olarak bunu yaşatır. Gelen giderken farklı biri olur. Belki de bu şehrin en büyük sorunu kendini anlatamaması değil, bizim onu dinlemeye geç kalmamızdır.
Çünkü bazı şehirler bağırmaz… sadece bekler.