Hakkari’de güzel şeylerde oluyor.
Geçmiş yazılarım boyunca hep karamsar bir tablo çizdim.
Bu defa ekonomistliğe el atıyorum.
Uzmanlık isteyen bir alan.
Konuya giriyorum (ekonomistlerden af dileyerek)
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; Hakkari’nin 2026 ilk çeyrek (Ocak-şubat-mart) ihracatı 3 milyon dolar olarak gerçekleşti.
İhraç ürünlerinin başında madenler geliyor. (çinko, kurşun)
Tarım ve hayvancılık ürünleri: Yem bitkileri, arpa, buğday, çeltik vs.
Gıda ve temel tüketim ürünleri: Un ve değirmencilik ürünleri, (tahin-susam) bitkisel yağlar ve paketli gıda maddeleri.
Madenler İran ve Çin’e ihraç ediliyor.
Tarım ve hayvancılık ürünleri Irak ve İran’a satılmaktadır.
Diğer ürünler yine bu komşu ülkelere ve e-ticaret üzerinden global olarak pazarlanmaktadır.
Diyor resmi kurum...
Doğrusu ben bir Hakkarili olarak maden dışındaki diğer bir çok ürünün Hakkari’de yetiştiğini ve Hakkari’ye fazla gelip ihraç edildiğini yeni öğrendim.
Tabi benim yeni öğrenmem öyle olmadığı anlamına gelmiyor.
Bal, tahin, ceviz, elma ve kısmen üzüm konusunda Hakkari’nin iyi bir üretici olduğu biliniyor.
Tabi bu veriler resmi ve ekonomik..
Yani ekonomi ve istatistik bilgisi gerektiren bir konu...
Ben sıradan bir vatandaş olarak yaklaşımda bulunmak isterim.
Madem ki Hakkari yem bitkileri ihraç ediyor. Besiciler bu kış neden Şırnak’tan, diğer illerden yem satın aldılar.
Bu kadar yüksek ihracat potansiyelimiz var;
Peki bu neden çarşı-pazara yansımıyor.
Bal, tahin ve susam sektöründe ihracatçı konumunda isek, üretici ve satıcı neden gidişattan memnun değil?
Esnaf komple ticaretten muzdarip.
-Kiralarımızı ödeyemiyoruz, vergileri, sigortaları ödeyemiyoruz diyorlar.
Hatta bazı günler siftah yapmadan işyerini tekrar kapatan tüccarlardan bahsediliyor.
İhracat verilerindeki Hakkari ile çarşı-pazardaki Hakkari aynı değil!
Peki devlette ticaret yapmadığına göre bu ihracatı kim yapıyor?
Bu kadar yüksek ticaret potansiyeli olan bir memleketin tüccarı kirasını nasıl ödeyemiyor.
Bu terslikte bir iş var sanki!..
Madene gelince!
Yeraltı kaynağı olması hasebiyle tüm Türkiye’nin ortak malı ve gelirinde tüm ülkenin gözü var.
Milli gelire katkısı şüphesiz.
Ama Hakkari’ye katkısı şüpheli!
Onlarca-yüzlerce insan(büyük kısmı Hakkarili) bu tezgahtan ekmeğini kazanıyor.
Bunu küçümsemek nankörlük olur.
Peki ekonomik değeri bu kadar yüksek bir sektörden Hakkari’nin kazancı sadece işgücümü olacak?
Çünkü ben Hakkari’nin başka bir kazancını görmüyorum.
Kamyonlar dolusu maden Hakkari’yi teyet geçerek başka ülkelere işlenmek üzere sevk ediliyor.
Kamyonla taşıyan şoför, Hakkari’de bir çay bile içmiyor.
Maden işi dolayısıyla Hakkari’ye gelip otelde konaklayan yok!
Lokantasında yemek yiyen yok!
Pazarda alış-veriş yapan yok!
Maden Hakkari’ye yatırım-istihdam-refah sağlayamıyor.
Bir kısım insanlar galerilere girip, madeni çıkarıp kamyonlara yüklüyorlar.
Madenin Hakkari’deki hikayesi o anda bitiyor...
Bu yatırımımız da madencilik sektöründen diyeceğimiz bir eserimiz yok.
Dünya standartlarında bir maden potansiyelimiz var ama Hakkari Üniversitesi’nde Madencilik Bölümü yok.
Yani her konuda olduğu gibi bu nimette de payımız yok.
Bu ihracatın büyük bir kısmı maden üzerinden yapılmaktadır.
Geri kalan kısmı da transit ihracat olarak gerçekleşmektedir.
Yani bu ihracatın Hakkari’ye bir katma değer sağlaması mümkün görünmüyor.
Hayallerimiz başka bahara kaldı....