Yazacağım yazı için konu düşünürken, kesinlikle ‘yol’dan bahsetmeyeceğim diye kendime ısrarla karşı çıkmama rağmen ‘yol’ bir türlü aklımdan çıkmıyor.
Doğrusu yol ile ilgili günlerdir Hakkari tüm halk ve tüm bileşenleri ile ayakta.
Öte yandan ilgili kurumlar; Karayolları, DSİ, özel idare, askeri birimler canla başla köprüyü kurup yolu sorunsuz bir şekilde açmayı başardılar.
Bu palyatif çözüm şimdilik derdimize derman olacak gibi.
Bu yüzyılda başamıza bunların gelmesi doğrusu oldukça zorumuza gidiyor.
2026’ya iyi başlamadık.
Ne kadar şansızız ki, yeryüzünde görülebilecek doğa olaylarının büyük bir çoğunluğu Hakkari’de yaşanıyor.
Üstelik büyük bir kısmı bu yıl yaşanıyor.
Seksen ‘il’ başka yöne giderken, biz “Nihilist Penguen” gibi tek başına başka yöne savrulmuş durumdayız.
Kendisi dahil, seksen evladının elinden tutan Ankara, Hakkari’yi kendi kaderine terke etmiş durumda.
-‘Size gönderdiğimiz öz bütçenizle kendi yağınızda kavrulun’ diyor.
Hakkari’ye gelen yağla iki yumurta pişiremeyiz.
Bizim merkezden (Ankara) maddi-manevi desteğe ihtiyacımız var.
Devamında bahsedeceğim sorunların; Hakkari’nin kendi bütçesi ile veya borçlanma yoluyla çözülmesi mümkün değildir.
-Mevcut yolumuzun iyileştirilmesi, hemen akabinde alternatif yola bir an önce başlanması gerekir.
-Şehre çok kısa süre zarfında sağlıklı temiz bir suyun verilmesi ve bunun için sağlıklı bir yeraltı su şebekesinin oluşturulması gerekmektedir.
-Depremle ilgili tedbirler.
Çok elzem...
Hakkari’nin kalbine çöreklenmiş binadaki “Kentsel Dönüşüm Ofisi” tabelası bizi çok heyecanlandırdı.
Yorgun bina stoğundan bir an önce kurtulmamız mecburidir.
-Kamuya ait bina stoğumuz da maalesef büyük oranda yorgun.
Acilen yıkılıp yapılması gereken okullarımız var. Yıkım ve yapımda çok hızlı hareket etmek gerekir.
Dar günlerde bel bağladığımız AFAD’ın hizmet binası yok. Afetlere müdahalede kabileyetinin arttırılması gerekmektedir.
-Çöp ve kanalizasyon arıtma tesislerine ihtiyacımız var. Çöplerimiz ortada kaldı. Yine Zap’ın böğrünemi dökeceğiz?
-Şehrin içinden boydan boya geçen ıslah edilmemiş dereler, her bahar tonlarca toprağımızı önüne katıp Zap suyuna buca ediyor.
-Büyük umutlar beslediğimiz karayolları ve DSİ resmiyette Van iline bağlıdırlar. Yani Şeflik statüsünde görev icra etmektedirler.
Van’da ‘üç bana, bir sana’ diyor.
-Bu güne kadar özellikle DSİ’nin yaptığı hzimetler çok yetersiz. Karayolları da Van’dan bağımsız bir şey yapamıyor.
Dikkat edin bölünmüş yol bile Hakkari-Van sınırında son buluyor.
“Senin bu yazdıklarını bizde biliyoruz” çözüm nerde diyen okuyucularımı duyar gibiyim.
Evet haklısınız:
Bu nedenle;
Ankara’dan bir müdahale olmalı...
Acilen bir ‘Ulusal Eylem Planı’na ihtiyaç duyulmaktadır.
Artık konuşmaktan icraata geçiş yapmamız şarttır.
Meclis 1 Temmuzda tatile giriyor.
Bu tarihten önce Hakkari’nin, hizmet ve yatırım olarak diğer seksen şehre yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli devlet programlarının uygulanmasını dörtgözle bekliyoruz.
Yarın çok geç olabilir!