Hakkari’ye ‘il’ statüsü verilmesi ile başlayan ve hala devam eden talihsiz gidişat durdurulamıyor.

Ne güzel demiş atalarımız:

Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu!

Tam bir talihsizlikler zinciri...

Günümüz Türkiye şartlarında hala 50-60 yıl öncesinin sorunlarını çözmeye çalışan Hakkari, sürekli güncellenen sorunlarına çare zorlanıyor.

Daha yol sorununu çözememişken 1. Derece deprem bölgesine dahil oldu.

Alternatif yol ararken, elimizdeki yolda büyük arızalar çıktı. (şükür şu an açık)

Kanalizasyon arıtma tesisi yapalım derken, çöp arıtmamız Zap nehrine uçtu.

Üniversite yıllardır kuruluş aşamasında-aştı diyeceğiz, yurt sorunu çözülemiyor.

Şehre içme suyu için kaynak ararken, içme suyu şebekesinde büyük problem olduğu anlaşılıyor.

Bir çok önemli resmi kurumumuzun hizmet binası yok diyeceğiz, en 7-8 okulumuzun acilen yıkılıp yapılması gerektiğini öğreniyoruz.

Bu meseleleri uzattıkça uzatabiliriz.

Yılların biriken ihmali-ihmalleri!

Ben talihsizlik diyorum.

Resmi verilerine göre; yaklaşık 65 bin Hakkarili, Hakkari dışında yaşamını sürdürmektedir.

Rekor 51 bin kişi Van ilinde.

Yani ortalama 6 Hakkarili’den 1’i Van’da yaşamayı tercih ediyor.

Şehirden şehire, devletten devlete göç vardır. Hepte olacaktır ve normal karşılamak lazım.

Hakkari’den göç eden insanların göç sebeplerini yüzde olarak hesaplarsak iki sebep açık farkla öne çıkmaktadır.

1-Yukarıda saydığım şehirleşme(şehirleşememe) sorunları

2-İş bulmak

Geçen hafta Van ilinde bulunma fırsatı buldum.

Daha geçen aylarda Hakkari’de gördüğüm insanların, Van iline taşındıklarına bir türlü inanamadım.

Sağolsunlar çoğu beni tanımamazlıktan geldi.

-Bu da nerden çıktı dercesine...

-Kardeşim sorunlarınız bulaşıcı, bari buraya gelmeyin.

Tabi genelleme yapmıyorum.

Kahve içmeye çağıran, yemek ısmarlayan ve evini açanları tenzih ediyorum ve teşekkür ediyorum.

Van bizim ikinci evimiz olmuş.

Van’da gördüğüm Hakkarililerin büyük çoğunluğu:

-Hakkari’yi bırakıp gelmeyin, Van eski Van değil.

-Hakkari çok güzel. Hele o misafir perverlik, o doğa! Diye hayıflandılar.

Beni ikna ettiler.

Evet...

Gerçekten Hakkari ve Hakkariliyi ne kadar övsek yeridir.

Tarih bile överek başlıyor anlatmaya.

Ama bizim artık övülmeye değil, hizmete, sahiplenmeye ihtiyacımız var!

Yol bizim prestijimizi fena sarstı.

Tekrar hızlı adımlarla Hakkari’yi tanıtmaya başlamamız gerekir.

Burada Hakkari dışında yaşayan Hakkarililerede büyük görevler düşüyor.

Bizim birde devletten beklemediğimiz isteklerimiz, ihtiyaçlarımız var.

Sabah akşam otlu peynirmizi övüp, kalvaltıya Van’a gidersek kendimize yardım etmemiş oluruz.

Hakkari dışında yaşayan Hemşehrilerimiz ;

Yaşadığınız memleketlerde Hakkari’yi tanıtın istiyoruz.

Oralarda sadece düğünler ve taziyeler için organize olmak yetmez.

Ünlülerimiz;

Yani sanatçılarımız;

Hakkari’yi anlatan filmleri Hakkari’de çekmediniz.

Hakkari’de Sinema, tiyatro olmadığını biliyormusunuz?

Türkiye’nin sevilen sesleri, yurdun dört bir yanını dolaşıp konserler veriyorlar.

Hakkari hariç.

Etkileşim başka nasıl olacak. Hakkari’de yaşayanlar insanlar, sanatla-sanatçıyla nasıl buluşacak. Bir konserde nasıl eğlenecek.

Hadi kimse gelmedi siz gelin.

Bir filmin bir bölümünü Hakkari’de çekin.

Bir tiyatro gösterimini Hakkari’de yapabilirsiniz. (Hiç tiyatroya gitmediğim için mahcubum)

İşadamlarımız; (Hakkari’de yaşayanlar dahil)

Gelin Hakkari’de bir alış-veriş merkezi yapın. Zarar edin ne olacak.

Hakkarililer burada aileleriyle vakit geçirsin. Çocuklar eğlensin.

Zararınızı dualarla ile telafi edersiniz.

Başka ne çare var ki;

Talihi nasıl yeneceğiz?