Doğu’nun sarp coğrafyasında, Zap Suyu’nun hırçın sesiyle yankılanan Hakkari-Van Karayolu tam 17 gündür 2,5 milyon ton dev kaya ve toprak yığını enkazı altında.

Ancak bu kez kapanan sadece asfalt bir yol değil; bir şehrin yaşama tutunduğu tek ana damar. 17 gündür süren bu izolasyon, akıllara tek bir korkunç soruyu getiriyor: "Ya bu yol kapalıyken o beklenen büyük deprem gelirse?"

Şehir değil, adeta bir ada

Hakkari, Türkiye’nin en uç noktasında, yüksek dağların gölgesinde adeta bir "ada" hayatı yaşamaya başladı. 17 gündür market raflarındaki boşluklar büyüyor, eczanelerde kritik ilaçlar azalıyor ve en önemlisi; insanların içindeki o huzursuz bekleyiş derinleşiyor. Yolun kapalı olması sadece ticaretin durması demek değil; Hakkari’nin dış dünyayla olan tek göbek bağının kesilmesi demek.

Deprem riski ve "lojistik çıkmaz"

Bilim insanlarının aylardır "Yüksek sismik risk" ve "Sıkışan enerji" diyerek uyardığı Hakkari, 17 gündür en büyük zayıf noktasıyla yüzleşiyor. Deprem gerçeği kapıdayken, Van yolu üzerindeki heyelanlar aslında birer uyarı fişeği niteliğinde:

• Enkaz Altında Kim Kalacak? Olası bir sarsıntıda, çevre illerden gelecek olan AFAD ekipleri, iş makineleri ve sahra hastaneleri bu kapalı yolları nasıl aşacak?

• Altın Saatler Kayboluyor: Depremden sonraki ilk 72 saatte her saniye altın değerindeyken, Hakkari halkı şu an o saatleri yol kenarındaki dev kayaların temizlenmesini bekleyerek harcıyor.

• İletişim ve İkmal: Elektrik ve internet hatlarının da bu yola paralel geçtiği düşünülürse, bir afet anında şehrin tamamen "karanlığa" gömülme ihtimali %100’e yakın.
Zap vadisi’nde yankılanan sessiz çığlık

Yolun açık olduğu günlerde bile "ölüm yolu" olarak anılan bu güzergah, 17 günlük sessizliğiyle bir trajediye davetiye çıkarıyor. Bölgedeki köylüler ve şoförler, her sabah umutla iş makinelerinin sesini dinliyor ancak doğa, Hakkari’yi kolay kolay serbest bırakmıyor.

"Biz burada sadece karla değil, sahipsizlikle savaşıyoruz. Yol kapandığında biz sadece dünyadan değil, hayattan da kopuyoruz. Yarın yer sarsıldığında, bu dağlar bizim mezarımız mı olacak yoksa sığınağımız mı?"

— Gelençli Köyü Sakini

"Erzak biter, yakıt tükenir, sabır taşar... Ama yol kapalıyken deprem gelirse, biz burada sadece birbirimizin yüzüne bakakalırız."

— Bir Hakkari Esnafı

Çözüm mü, yoksa kader mi?

Bu 17 günlük esaret, Türkiye’ye şunu gösterdi: Hakkari’nin ulaşım sorunu sadece bir mühendislik meselesi değildir; bu bir milli güvenlik ve hayatta kalma meselesidir. Tünellerin bitmemesi, alternatif yolların açılmaması, şehri olası bir afet anında "kendi kaderine terk edilmiş" bir enkaza dönüştürebilir.
Sonuç Olarak: 17 gündür açılmayan o yol, aslında bir şehrin sabrının ve direncinin son noktasıdır. Hakkari bugün sadece yolun açılmasını değil, yarın deprem olduğunda unutulmayacağının garantisini istiyor.

ÇÜNKÜ TARİH, ÖNLEM ALINMADIĞINDA DOĞANIN NE KADAR ACIMASIZ OLDUĞUNU DEFALARCA KANITLAMIŞTIR.

Şimdi o dozerleri çalıştırın ya da bu şehrin vebalini boynunuza asın!