Suçu insanlar işler. Bunun için yasalar vardır. Suçu işleyen her kim ise yasalardaki belirlenen cezai hükümlere göre yargılanır ve suçu sabit görülürse cezasını çeker.

Suçu en yüksek mevkidekiler işleyebildiği gibi sıradan vatandaşlar da işler, işleyebilir. Tüm mesele suçu işleyen her kim ise bu suç örtbas edilmemeli, dosya altı yapılmamalı ve faili meçhul bırakılmamalıdır.

Sosyal ve hukuk devletlerinde faili meçhul cinayetler, olaylar diye bir kavram yoktur. Eğer bu varsa adalet zedelenmiş ve halkın adalete olan güveni kaybolmuş demektir. Bir ülkede faili meçhul cinayet ve işler demek o ülkede karanlık ve pis ellerin devrede olduğu ve adaletin gerçekleşmesini sağlayacak delillerin gizlenmesi ve karartılmasından medet uman güç odaklarının varlığı demektir.

Göreve geldiğinin henüz üçüncü ayın içerisinde bulunan Adalet bakanımız Akın Gürlek bu kararlılığı vurgulamış, göstermiş ve 6 yıl gibi bir süredir faili meçhul olarak bilinen Gülüstan Doku’nun dosyasının tozlu raflardan indirilerek yeniden araştırma ve soruşturmasına zemin hazırlamıştır. Bunun neticesinde dönemin Tunceli Valisi dahil 13 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Bakan Gürlek yaptığı açıklamada 52 ildeki faili meçhul 368 dosyanın yeniden ele alınacağını ve faili meçhul hiçbir olayın kalmayacağının sözünü vermiştir. Hakkâri gibi yerde de faili meçhul birçok cinayet ve olayımız mevcuttur. Özellikle 1990’lı yıllarda beyaz Toros ile evlerinde ve işyerlerinde alınıp kaybolan, faili meçhul kalan onlarca olayımız vardır. Gecenin bir vaktinde kapınızın çalınıp yüzleri maskeli şahısların evladınızı, eşinizi, kardeşinizi ve yakınınızı kollarından tutup götürüldüğünü ve bir daha kendisinden haber alınamadığını yaşayan kaç aile vardır. Bunların yaşadıkları travma ve korku ile endişeli ve bitmeyen umutlu bekleyişlerini sürdürebilen kaç anne, baba, eş, kardeş, çocuklar kalmıştır. Kendilerini devlet yerine koyup infaz yapan ve yaptığı infazlarda faili meçhul kalmış hangi ülke vardır şimdi yeryüzünde?

Bakan Gürlek’in bu kararlı ve cesaret dolu sözleri ve vaatlerini sonuna kadar destekliyoruz. Böylelikle Türkiye’nin bağırsaklarının temizleneceği ve adil, uygar hak ve hukukun eşit olarak uygulandığı Türkiye hepimizin özlemi ve arzusudur.

Bugüne kadar gizli kalmış ve dosyaları tozlu raflarda duran faili meçhuller vatandaşın vicdanlarını yaralamış ve yaralamaktadır. Evladı, oğlu, eşi, kardeşi faili cinayete kurban gitmiş aileler adaletin bir an önce tecellisini istemekte, cesetlerinin bulunup hiç olmazsa mezarları belli olacak şekildeki arzularını dile getirmişlerdir.
Suçu bakanlar, valiler, bürokratlar, komutanlar, müdürler, belediye başkanları, iş adamları, ağalar, beyler, esnaflar, çobanlar hasılı her insan işleyebilir. Bu okumuş suç işlemez. Bu seçilmiş suç işlemez.

Bu vali olmuş, suç işlemez. Bu komutan olmuş, suç işlemez. Bu iş adamıdır, suç işlemez. Bunu yapanlar devletin bekası için yapmıştır. Diyemeyiz. Ve suç sadece birisini vurmak, katil olmak demek te değildir. Bulunduğu makamı kötüye kullanmak, çıkar elde etmek, rüşvet ve irtikaptan yararlanmak, halkın emanetine ihanet etmek kısacası kendisine çıkar sağlayacağı ve toplumun halkın zararına olan her şeyi işleyen kim olursa olsun suçludur ve suç işlemiştir.

Benden yana oldu mu göz yumayım, görmezden geleyim. Benimki yapmaz, seninki yapar. Benimkisi az yaptı, seninkisi daha çok yaptı gibi düşünce, eylem ve sözler adalete vurulan en büyük darbedir. Suçu sabit görülürse vali dahi olursa ensesinden tutup cezasını vermek adaletin görevidir. Yüzde 90’larda bile oy alıp başkan seçilen kişi rüşvet alıyorsa, görevini kötüye kullanıyorsa, yolsuzluk yapıyorsa suçu sabit görüldüğünde kanun ve yasaların emrettiği hükümlere göre derdest edilir ve cezasını çekmelidir. Hiç kimse yasalardan ve bu halktan daha üstün değildir ve olamaz. Geldiği makamın verdiği ne oldum delisi ve sahte özgüven ile suç işleme haddi ve hakkı yoktur.

Buradan Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e iki haftadır Van Hakkâri yolumuzun kapanmasına sebep olan Katı Atık tesisinin bulunduğu heyelanlı bölge ile ilgili Hakkâri Halkının beklentilerini sıralayacağız.

Sayın Bakanım lütfen Cumhuriyet savcılarını görevlendirerek olayın araştırılmasına vesile olunuz.

Hakkâri gibi bir yere devasa denebilecek bir yatırımı 30 milyon Euro tutarındaki AB destekleme fonlarından yapılan ve üzerinden iki yıl bile geçmeden göçüp çöp olan bu yapıya kim ve kimler izin vermiştir?

Burası için kim ve kimler uygun görmüştür?

İstimlakten kimler yararlanmış ve bunların bağlantıları kimlerdir?

Buraya yapılmadan önce zemin etüdünü kim ve kimler yapmış ve kim veya kimler onaylamıştır?

Giden milyarlarca liranın hesabını kimler verecektir?

Sayın Bakanım emir buyurun ve bunun da bir an önce açığa çıkmasını, sorumlu ve suçluların bulunmasını sizden talep ediyoruz.

Bu dosyada tozlu raflarda kalmasın.

Keza iki haftadır Hakkâri Van yolunun kapanmasına sebebiyet veren bu heyelanın olmasına vesile olanlar bu halkın çektiği sıkıntıyı ve yeni yol için harcanan ve harcanacak milyonları ödemek mecburiyetinde olmalıdır.