Kalkınmış ve geri kalmış ülke ve yerlerin en büyük göstergesi şehir giriş çıkışlarıdır.

Eğer şehir girişinde ve çıkışında çöp dağları ve çöp yığınları görülüyorsa o şehir ve o yer ülke geri kalmış yerler kategorisindedir. Şehir ne kadar imarlı olursa olsun halen çöp sorununu halledememiş olması onun bu durumunu değiştirmez. Keza şehir giriş ve çıkışında çöpler görünmüyor ve bunlar katı atık tesisleri vasıtası ile geri dönüştürülüyorsa o şehir ve o yer kalkınmış ve uygar ülke konumundadır.

Hakkâri ilimizde 2010 yıllara kadar vahşi depolama denilen şehir dışındaki yerlere çöpleri dökülüyor, buralarda yakılıyor ve etrafa dayanılmaz pis kokular yayarak çirkin görüntüler oluşturuyordu. Hakkâri Çukurca karayolunun Zap vadisindeki Sümbül dağı altı bunun için seçilmişti ve uzun yıllar Hakkâri’nin çöp artıkları buraya dökülüyordu.

Bu durum ilçelerimiz olan Yüksekova, Çukurca ve Şemdinli içinde böyleydi. Onlarda çöplerini vahşi depolama denilen belirli yerlere rastgele döküyor ve aynı sıkıntıları oradaki vatandaşlarımız da yaşıyordu.

Sonrasında bunun yarattığı büyük sıkıntılar ve kalkınmakta olan bir ülkenin bir iline yakmadığını anlayan yetkililerimiz proje hazırlatarak bunu AB destekleme programları çerçevesinde sundular. Her nasılsa ve kimler uygun görmüşse şimdiki yere yapılması kararlaştırıldı. Yer zemini yapılmış mıydı, burası için neden karar kılındı, heyelan bölgesi olduğu bilinmiyor muydu gibi sorular duymazdan gelinerek ve AB destekliyor denilerek koca tesis buraya yapıldı. Törenle hizmete açıldı. İlçelerdeki çöplerde buraya getirtilerek katı atıklarda geri dönüşüm sağlanmaya çalışıldı. İl ve ilçelerdeki vahşi çöp alanlarının üstü toprakla kapatıldı. Halk buralardan geçerken rahat bir nefes aldı. O kötü görüntü ve kokular ortadan kalktı.

Gelinen noktada aşırı yağış ve heyelan nedeniyle üzerinden henüz on yıl bile geçmemişken 30 milyon Euro gibi Hakkâri için devasa bir yatırım kullanılamaz hale geldi. 12.500 milyar Türk lirası çöpe gitti. Şemdinli Belediye Başkanı Şakar’ın açıklamalarına göre 2 milyon ton üzerindeki bir toprağın göçtüğü ve bunun kaldırılmasının ve tesisin yeniden faaliyete geçmesinin imkânsız olduğunu belirterek başladığımız yere çöplerin tekrar vahşi depolama denilen şehir çıkışlarındaki bir yerlere yeniden döküleceğini açıklamış oldu.

Başka yerlerde olsa yer yerinden oynardı. Başta Sivil Toplum Kuruluşları ve halk bunun hesabını sorardı. Aynı tesisi nerede, ne zaman ve hangi kaynaktan yapacağız. Topu Çevre ve Şehircilik Bakanlığına atmakla buna imza atan, burayı uygun gören, bura için çalışan ve bunun içinde olanlar bu sorumluluktan ve bu vebalden kurtulamazlar. Bunların kanun önünde ve halk nezdinde hesap vermeleri gerekir.

Hakkâri için en ufak bir şey için mecliste yerine göre soru önergesi veren HDP’li üç vekilimizin neden sessiz kaldığı anlaşılır değildir.

Kendilerine yöneltilen soruları biz bir kez daha köşemizde yayınlıyoruz.

1. Bu tesis için neden tek bir soru önergesi yok?

2. Bu sessizliğin sebebi nedir?

3. Bu proje yapılırken partinizin belediyeleri, beldeleri il/ilçe belediye encümenleri bu sürecin neresindeydi?

4. Yer tespiti ve kabulü kimler tarafından yapıldı?

5. Bu projeye kim onay verdi?

6. Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı?

7. Tüm Hakkari’nin heyelan bölgesi olduğunu bilindiği bir yerde neden ısrar edildi?

8. O dönemde yerel yönetimleriniz tarafından herhangi bir onay ya da katkı verildi mi?

9. Belediye meclisi ve encümenler tarafından bu projeyle ilgili herhangi bir karar alındı mı?

10. Yoksa bu projede partinize bağlı yerel yönetimlerin bir dahili mi var da bugün bu kadar sessiz kalınıyor?

11. Bu konu halen neden meclis gündemine taşınmıyor?

12. Bu kadar büyük kamu zararı karşısında neden sessiz kalınıyor?

13. Bu işin sorumlusu, sorumluları kim ve kimler hesap verecek?

Sorular, sorular, sorular…

Bunu daha fazla uzatabiliriz.

Ancak olan Hakkari’ye ve Hakkâri halkına oldu. Belki bir iki göstermelik soruşturma açılır lakin sorumlular asla cezasını çekemeyecek anlaşılan.