Bir toplum değersizleştirilmiş ise oluşacak herhangi bir sorun karşısında duyarsızlaşır. Var olan durum karşısında düşününki ezberletilmiş, sorgulanması gereken yargılara karşı tepki oluşturamamış olsun. Birey için başkalarının anlamsız gözüken, medeniyet dışı uygulamalarına, anlam yüklemeye çalışsın. Cehaleti kendisine rehber edinsin, liyakatsizliğe mecbur bırakılsın.
İşin ehli kavramını sürekli duyarız. Bilenin aracı olması, kendini gerçekleştirmesi, toplum sağlığının olmazsa olmaz koşuludur. Bilgelik gelişime yön verir, duyarlılık sağlar. Günümüz koşullarına baktığımız zaman ağlayacak halimize gülüyoruz. Yaşadığımız koşullar ruhsal bir bunalımın ürünü değil midir?
Kendinde olmayana karşı yokluk hissi yaratmak; varlığına birden fazla büyük anlam yüklemek. Kendini büyük görme hastalığı sorunun temel etmeni durumunda değil midir? Benliğin uyumsuzluğu, kişilik saplantısı, bireyin ruhsal yabancılaşması günümüz hastalıklı toplumunun sadece birkaç örneğidir.
Özüne yabancılaşma, her şeye ben kavramıyla anlam yükleme cahilliğini bilgelik sanma derdimiz. İşte biz buyuz. Her şeyin iyi gittiğine inanmak her daim insanlar kendilerini inandırmış durumdalar. Yaşadığımız memlekete bakarsak tasvir ettiğimiz sorunların tamamıyla ortaya çıktığını görmüş olacağız. Günümüz koşullarına yüzyıl geriden bakmış olacağız.
Hakkari de yerleşim alanlarının durumu çarşı merkezinde bulunan medeniyet dışı boş bırakılan yapılar, yolların durumu ortadadır. Bu durum iki mevsimin ortaya koyduğu, kışın çamurlu yollar yazın toz içerisinde bırakılan bir çevre duyarsızlığıyla karşı karşıya olduğumuz gerçekliğiyle karşı karşıyadır. Bu koşullar içerisinde yaşamaya mecburuyuz?
Düğünlerde gösterişli yaşamlar, toplum gerçekliğiyle ne kadar uyuşmaktadır? Günümüz koşullarına baktığımızda bugünün Hakkarisi 1980 li yılların Hakkâri’sine benzemektedir.
Hakkâri’nin görünüşü köylerde ilk yol yapımına başlandığı zamanları anımsatıyor. Her şeyin güzel olduğunu söylemek başlı başına bir aldatmacadan öte bir şey değil midir?
Şehirde doğru düzgün su akmayan, akan suların kirli olduğu içerisinde farklı maddelerden arındırılmamış, sürekli elektrik kesintisinin yaşandığı etrafa dağılmış çöpler, çevre sağlığımızı tehdit eden ve özünde insan sağlığına zarar veren bir tehdit haline gelmiş bulunmaktadır. Denetim mekanizmasının önlem almamasında ayrı bir sorun haline gelmiş durumda. Yaz ayında hastane önlerinde yaşanan doluluk oranında var olan artış bunun gözle görülür kanıtıdır. Bilinen bir gerçek tabiata saygı duyup, çevreyi korumaya çalışmıyoruz.
Yaşadığımız çevrenin yaydığı kötü kokudan geçilemeyen ortamı hastalıklara yol açıyor. Halkımızında duyarsız kalmış yönü ayrı bir mesele. Asıl önemlilik arz eden doğaya saygımızı bir şekilde gösterebilme cesaretidir.
Hepimiz bu toplumun birer parçasıyız. Herhangi bir olumsuz durum karşısında her hepimiz etkilenmekteyiz. Doğa ile uyum halinde olmak gerekliliğini unutmamamız gerekir. Birbirimizi eleştirmenin derdine düştük. Eksikliğimizi ortaya çıkarıp tatmin olmaya çalıştık. Bizi var eden bütün değerlere yabancılaştık. Günah çıkartma kavramını ilerlettik. Hepimiz suçu yükleyecek birini arıyoruz. Kendimize bakmanın dışında. Kendimizden olmayanı ötekileştiriyoruz. Farklılıklara saygı duymak gerekirken, tahammülsüzlüğe giren, hiçbir olguya yaklaşmayan bir kalıba girdik. Sorunlar karşısında insan olmanın özverisiyle yaklaşamadık. İnsanı kullanılması gereken bir meta olarak gördük. Oysa her renkten bir çeşitlilikle yaşam daha güzel olabilirdi.
Hissizleştirerek, duyarsızlaştırılarak bu hale getirildik. Sessiz kalmak sorunun perçinleşmesine değişmesine sebep açar. Tepki duymayı kendimize görev bilmemek sorunu kabullenmektir. Sürekli başkalarına övgüler dizerek bir şeylerin değişebileceğine olan inancımızı yitirdik. İnsan değişime, yeniliğe, karanlığa karşı aydınlığa güven duymadan hiç bir şey değiştiremez. Öncelikle kendimizi değiştirmeliyiz.
Hakkâri’de gençler erken yaşlanıyor nedenin kimse sorguluyor mu? Uyuşturucu madde kullanımını gençlerimizin geleceğini tehdit ediyor. Sanal kumar bağımlılığı, sıkıntı, stres daha bir hafta önce gerçekleşen durmak bilmeyen intihar vakalarının sebebini kimse sorguluyor mu? Bu durum toplumsal çürüme değilimdir? yazık değil mi gençlerimize? işsizlik, güven duygusunun gelişmemesi, sürekli oluşan kaza olayları, önemsizlik kazada yok olan bedenler, gencecik bu hayattan kopan canlar. Tedbirsizliğin bu kadarı da olmaz denildiği bir anda soruna çare üretilmeyen mağdur edilen esnaflarımız ayrı bir sorun teşkil ediyor. Çarşı merkezinde zincir marketlerden geçilemeyen sokak araları. Hakkari esnafının kullanması gerekirken yeni yapılan camide pasajın zincir markete verilmesi, esnafın kiraları ödeme güçlüğü. Bir İŞKUR alımı için bu kadar ezilen bir toplum. Liyakatsizlikte çığır açılması, bu başıbozuk düzende var olan mutlak bir sorun değil midir? İnsanlar umutsuz elinde elverişli şartlara sahip olanlar evini arsasını satıp buradan gitmenin derdine düşmüş. Hakkâri kadar doğası temiz insani vicdanı temiz bir memlekete duyarsız kalmak günümüz çelişkisinin birer koşullandırmasıdır.
Bu kadar anlam yüklü olduğu halde sorunların gün yüzüne çıkmasına rağmen kısa süre önce yaşanan iki insanımızın ölümüne sebep olan kazada bile müdahale edilemedi. Duyarlı, bilinçli iki insanımızın müdahalesi sonucu insanlarımız kurtarıldı. İnsanların bilmemesi bir kusur değildir. Yerinden zamanında görev bilinci olan personelin çalışması yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Uygar toplumlarda bu tür sorunlara artık rastlanmamaktadır. Bu sorunlar artık geride kalmıştır. Her geçen gün yarattıkları medeniyet bizden daha fazla ilerlediklerinin göstergesidir. Çağın teknolojisine gösterilen uyum tüketici toplumu cezbetmek değildir? Büyük bilge Ehmedê Xanî,Eliyê Herîrînin bilgeliğine yakışır bir memleket olmalıydı Hakkari. Bizler üretici toplum olduğumuz sürece aklın egemenliğini kendimize hedef koyduğumuzda birçok başarıya ulaşabilirdik. Ne yazık ki çağın çok gerisindeyiz. İletişim kültürünü bile kurgulayamadık. Bizler gelişim sağlayamadık, masallarla avutulmayı kendimize medeniyet olarak gördük. Böylemi savunacaksınız toplumu, insanlarımızı, değerlerimize bu şekilde mi sahip çıkacaksınız, Sürekli internette reklam yaparak mı? kendimizi kandırıyoruz.
Aldatmaya önce kendimizden başlıyoruz. Asıl alay ettiğiniz bu halk değil. Bu sorun kendini Hakkâri’nin değerlerine adamış, bütün insanların sorunudur. Halkın tek temsilcisi yine halktır. Filozof Nietzsche’nin dediği gibi; Memleket sevgisi diyerek nutuk atmaya devam edelim gerçek odur ki sizin ''memleket sevgisi'' adında söylediğiniz nutuklar kendinize olan biricik sevginizdir.