Derecik’te artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Zaten olmuyor. Her alanda, her kıvamda, her biçimde bir değişimin içindeyiz; hatta daha doğrusu bu değişime tâbi olmak zorundayız.
Memleketin iyiliğini gerçekten istiyorsak, başka bir yolumuz yok. Eski alışkanlıkların, eski suskunlukların, eski “idare eder” ciliğin bu topraklarda hükmü kalmadı. Kalmamalı.
Derecik’te yıllarca tanınmış olmak, bir makamda bulunmak, bir koltuğa yaslanmak; kimseye tanrısal bir dokunulmazlık bahşetmeyecek. Artık kimse hesap veremeyeceği işin altına elini sokamayacak. Kimse göz göre göre yanlış yapamayacak, hırsızlıkla, arsızlıkla yol yürüyemeyecek. Bu düzenin değiştiğini herkes görecek; görmek istemeyenler de hissetmek zorunda kalacak.
Dün Hasan Dinç‘in öncülüğünde başlatılan bu yenilik, sadece bir idari hamle değil; bir zihniyet çağrısıdır. Bu çağrı, yalnızca bir kişinin ya da bir makamın değil, bütün bir vatandaş iradesinin omuzlarında yükselecektir. Değişim, ancak sahiplenildiğinde kök salar; konuşulduğunda, eleştirildiğinde, takip edildiğinde olgunlaşır.
Derecik bu kadarıyla yetinmedi. İlk kez bir kitap etkinliğine ev sahipliği yaptı. Küçük gibi görünen bu adım, aslında büyük bir zihinsel dönüşümün işaret fişeğidir.
Çünkü kitap, sessiz ama derin bir devrimdir. Okuyan bir toplum, sorgulayan bir topluma dönüşür; sorgulayan toplum ise asla boyun eğmez. Bu hususta kitap etkinliğinin öncüsü, Derecik Müftüsü Yasir Ceylan’a hakkını teslim etmek ve şahsını tebrik etmek gereklidir.
Belki de en büyük değişimin habercisi, insanların artık rahatça eleştiri yapabiliyor olmasıdır. Yeşilova’da yol sorununu dile getiren ve bunu açıkça sosyal medyada paylaşan Yeşilovalı gençler, bu dönüşümün canlı kanıtıdır. En küçük haksızlıkta “o, bu, şu” demeden eleştiren Derecikliler en net delilidir. Bu sesler susturulmadı, bastırılmadı; aksine, bu memleketin vicdanı olarak yükseldi. Haksızlığa boyun eğmeyen Derecik halkı, değişimin gerçek sahibidir.
Bu gidişat sürmelidir. Sürmek zorundadır. Eğer gelişmek istiyorsak, eğer memleketin kalkınmasını samimiyetle diliyorsak, başka bir seçeneğimiz yok. Artık hiç kimse kuş tüyü yataklarında, başkasının hakkını çiğneyerek rahat bir hayat süremez. Bu ne vicdana sığar ne de bu toprakların yeni iradesine. Buna izin verilmeyecektir, verilmemelidir.
Derecik’te umut var. Ama bu umut kendiliğinden yeşermeyecek. Emekle, cesaretle ve en çok da dürüstlükle büyüyecek. Ve biz, bu değişimin seyircisi değil, öznesi olmak zorundayız. Çünkü bu memleket, susanların değil; konuşanların, hesap soranların ve hakkına sahip çıkanların memleketi olacak. Herkes bilmelidir ki; makamı ve mevkisi ne olursa olsun, en ufak yanlışında en sert tepkiyi görecektir. Ki görmelidir de.