''Sorgulamak, zemini oynatır.'' Bu tabir sosyal bilimlerin hemen hepsinin pratiğinde geçerli olan bir durum.

Aksine; nöroloji biliminde beyin sabit zemin ister; üzerinde yürüdüğü taşlar eskimiş, yıpranmış olsa bile. Bilindik çatlaklar, bilinmeyen sağlamlıktan daha güvenlidir onun için.

İnsanoğlu yeryüzünün en mükemmel varlığı. Ona bu özelliği giydiren de hiç kuşu yok ki düşünebilme yeteneğinin olması. En üst piramitte ise beynin işlevi...

Özgürlüğü sevdiğini iddia eder, insan beyni. Pratikte de alışkanlıklara âşıktır. Her gece aynı saatte uyumamız, her sabah aynı saatte uyanmamız, günde tüm işlerimizi aynı rutine oturtmamız ya da çoğu zaman aynı düşünce kalıplarında dolaşıyor olmamız sizce tesadüf mü?

İnsan beyni, her zaman kendine tanıdık olanı emniyetli bulur; tekrar eden her davranış, onun için bir enerji tasarrufudur.

Günlük hayatta kullandığımız bir Word dosyasındaki ctrl s 'in hâlihazırdaki dosyayı kaydetme görevi kullanıcıya nasıl bir kolaylık sağlıyorsa, aynı şekilde ''alışkanlıklar'' da beyin için aynı görevi görür. Kısacası alışkanlıklar, beynin kısa yollarıdır.

Felsefe bilimi de sanırım bu konuda şu soruları sorar: Alışkanlık bizi korur mu, yoksa bizi yavaş yavaş görünmez mı kılar ? Sürekli tekrar eden bir zihin, canlı mıdır yoksa sadece işleyen bir mekanizma mı? Eğer düşünce de alışkanlığa dönüşüyorsa, insan nerede başlar?

D41B2B2A 32Be 438A 830A 89A813D80C2A (1)

Düşünmeden yaptığımız her eylem, zihinsel bir otomatiğe bağlanır. Bu sayede hayatta kalmak kolaylaşır; sürekli karar vermek zorunda kalmayız. Ancak işin görünmeyen bir bedeli vardır: Alışkanlıklar zamanla düşünmenin yerini alabilir. Konfor alanı genişledikçe merak daralır.

İlginç olan şudur: Beyin sadece davranış alışkanlıklarını değil, duygusal ve düşünsel alışkanlıkları da sever. Sürekli kaygılanan bir zihin, bir süre sonra kaygıyı ''normal'' kabul eder. Sürekli erteleyen biri için erteleme, karakter değil rutin hâline gelir. Beyin, tanıdığı duyguyu tanımadığı mutluluğa tercih edebilir.

Değişim bu yüzden zor gelir. Yeni bir alışkanlık, beynin enerji dengesini bozar. Direnç oluşur, bahaneler üretilir. ''sonra yaparım'' cümlesi, beynin kendini koruma refleksidir aslında. Çünkü değişmek, zihinsel emek ister.

Ama iyi haber şu: Beyin alışkanlıkları sever. Kötüyü hafızadan atmak zor olsa da resetler, yeniyi kötüye tercih etmede ilk başlarda sıkıntı verse de zamanla; yeni eskinin yerini alır. Yeni alışkanlıklara da uyum sağlayabilir. Yeter ki tekrar edilsin. Küçük adımlar, istikrarlı tekrarlar ve çokça da sabır… Beyin bir süre sonra yeni olanı da ''güvenli'' ilan eder.

Images-147

Belki de asıl mesele, alışkanlıklardan kurtulmak değil; hangilerine sahip olacağımıza bilinçli şekilde karar vermektir. Çünkü günün sonunda bize kalan şey, düşündüklerimizden çok, tekrar ettiklerimizdir.

Unutmayın ki beyin gerçeği değil, devamlılığı önemser.

İyiliği sevin. Kalın sağlıcakla.