Geçen 2025 yılı Emekliler Yılı olarak ilan edilmişti hükümet tarafından. 2025 yılını bitirdik ve 2026 yılının ikinci ayındayız. 2025 yılının emekliler için neler verildiği ve neler kazandırdığı ortada değil mi? Emekliler için bu yıl 20.000 liranın altında maaş alınmaması bir şeyi değiştirdi mi. Değiştiriyor mu? Emekli yine sefalet içerisinde emekli yine büyük sıkıntılarla yaşamak zorunda.
Yılların politikacısı, başbakanlık yapmış ve 8. Cumhurbaşkanı Demirel’in çok ünlü bir sözü vardı. “Tencere ve tavanın deviremeyeceği hükümet yoktur.” Sık sık altı sefer gittiğini ve yedi sefer geldiğini söyleyen merhum Demirel acaba bu günleri görseydi neler derdi.
Bugüne kadar bu hükümet eğer gitmediyse muhalefetin güven vermeyişinden. Ancak emekli hiçbir döneminde bu kadar mağdur edilmedi ve göz ardı edilmedi. Bir kahvede içtiği çayın hesabını yapan emekli dışarıda yemeği, eğlenmeyi, tatili ve yaşamayı çoktan unuttu. Üç kişi bir araya gelirse çay parasını dahi denkleştiremeyecek emekliler yığınla var.
Türkiye’deki emekli sayısı çoğu batı ülkelerin nüfusundan çok fazladır. Her iki çalışana bir emekli düşmektedir. Diyebilirsiniz. Tüm bunlar emeklilerin içinde bulunduğu acınacak duruma mazeret değildir, olmamalıdır.
20.000 lira emekli maaşı alan bir emeklinin bununla ay sonunu nasıl getirdiği en zor denklemleri, en zor bulmacaları çözmekten bile çok daha zor ve acınacak bir durumdur. Tüm emeklilerin bunu aldığını söylemiyoruz. Ama en düşük emekli aylığını 20.000 liraya çıkardık gibi çok büyük iş yapmış gibi lanse edenlerin yarın bu emeklilerden çok kuvvetli sille yiyecekleri göz ardı edilmemelidir.
Bunlar konuşulurken iktidar partisinin kimi kendini bilmez milletvekillerinin emekliyle alay edercesine, gözünün içine bakarak yalan ve dalga geçercesine “milletvekili maaşım ve emekli maaşımla -ki 500.000 lira gibi emeklinin bir yılda aldığından çok fazlasını alan vekilin- bende geçinemiyorum. Benim maaşları size vereyim. Benim ödemeleri yap. Sen gel geçin bakayım demesini hangi izan ve hangi akıl tutulması açıklayabilir.
Hani gelecek daha iyi mi verir veya vermez mi düşünmeden emekli kendisine bunu yaşatan iktidardan hesabını mutlaka sorar. Evde tencere tava kaynamasa ve emekliye bunların yerine hava niyetinde soyut şeyler anlatılsa, söylense, verilse cevapları elbette ki sandıkta bir tusunami yaratacak ve o zaman şaşkınlık sırası onlarda olacaktır.
Şu an için gerek asgari ücret ve gerekse en düşük emekli maaşının en az 30.000 lira olması gerekir ki kısmen de olsa rahat bir nefes alsın. Bütçeye maliyetini maliye bakanlığı ve ekonomik çevreler düşünsün. Ama halkını mutlu edemeyen ve geçim sıkıntısı yaşatanların daha fazla dayanacak güçleri olmayacakları aşikardır.
Her ay açıklanan enflasyon düşüşünün ve bütçe fazlasının bu milletin özellikle emeklinin tenceresine bir yansıması olmazsa bir faydası görülmüyor ve görülmeyecektir.
Ekonomist değiliz.
Ama bir emekli olarak emeklilerin çektiği çileleri içinde bulundukları ortamları yaşayan ve tahlil eden kişi olarak hükümetin acilen buna bir çözüm bulmalarını istemekte ve arzulamaktayız.
Sloganımız Tencere tava, emekliye hava değil, Tencere tava, emekliye aspava (Allah sağlık, para, afiyet, versin amin) olmalıdır.
Ne dersiniz?