Siyaset nereye? Diye sormak gerekirse siyaset maalesef kendi adamını kayırmaya, kendi yandaşını kollamaya, kendi partisinden olana iş bulmaya varan çirkin bir yöne doğru gittiğini söylersek gerçeği itiraf etmiş olacağız.

Bu halk Türkiye’deki vatandaşlarımız ne çektiyse bu siyasetten, bu siyasetteki şahıslar eliyle çekti. Öyle anlar oluyor ki ağzınla kuş tutarsan iş bulamadığın gibi, sıradan laladan bir diploma sahibi olursan iyi bir yerde iyi bir kadroda iş bulur, salla başı al maaşı misali krallar gibi yaşarsın.

Siyaset elbette var olacaktır. Siyasette partiler olduğu sürece ve demokrasi içerisinde var olmaktadır. Siyaset sahnesindeki partilerin gayesi vardır. İktidara gelmek ve ülkeyi yönetmek. Bunun için parti programlarına yapacakları hizmetleri sıralar ve çeşitli vaatlerde bulunurlar. Bunu seçim zamanlarında gerek parti liderleri ve gerekse partideki adaylar yaptıkları mitinglerde halka izahını yapar ve söz verirler.

Önceliklerinin yansız, tarafsız ve herkese eşit mesafede bir hizmet sunacaklarının altını çizdikten sonra halktan oy isterler. Hiçbir parti iktidara gelirsem kendi yandaşlarıma hizmet götüreceğim, onları kollayacağım, onlara iş vereceğim, onlar için çalışacağım gibi akıl tutulması sözler söylemez, söyleyemez. Söylerse halktan nasıl tepki alacağını ve nasıl yalnızlaşacağını çok iyi bildiklerinden tarafsız ve yansızlıktan, haktan ve hukuktan bahsetmekten aşağı durmazlar.

İktidar belli olduktan sonra veya Türkiye’deki gibi mahalli idareler dediğimiz Belediye Başkanlıklarını alan partiler belli olduktan sonra kazın ayağının hiçte seçim meydanlarında söyledikleri gibi olmadığını, kendi yandaş ve taraftarlarını kolladıklarını, bunları işe aldıklarını ve diğer partilileri sanki bu ülkenin vatandaşı değilmiş gibi, sanki onlarında bu ülkede hakları yokmuş gibi davranır ve haksızlıklarına başlamış olurlar.

Tabi ki iktidara gelen parti halka verdiği sözleri tutmak ve yapacakları icraatları faaliyete geçirmek için bakanlarını, bürokratlarını ve kritik yerlerdeki atamalarda kendi fikir ve düşüncedeki adamlarını iş başına getirir. Bu onun en doğal hakkıdır. Fakat sıradan memurlara kadar inerse bu kez bu partizanlık olur, adam kayırma olur ve haksızlık olur.

KPSS denilen kamu personel sınavlarında bir bakıyorsunuz 80-90 ve üstü puan alan aday mülakat denilen sınavda eleniyor ve onun yerine 60-70 puan alan aday kazanarak işe yerleşiyor. Bu adam kayırma, bu partilisini ve yandaşını işe alma, bu adaletsizlik ve hak yeme değil de nedir? İktidar bundan eleştirilir ve hak hukuk zemini aranır?

Bunun çok örneklerini gördük, görüyoruz.

İşte bu partizanlıktır, işte bu adam kayırmadır, işte bu hak hukuk yeme ve toplumsal düzen ve birlikteliği bozmadır.

Öte yandan özellikle mahalli idarelerde yani belediyelerde başkanlıkları kazanan parti hemen kısa zamanda kendi partilerinden ve yandaşlarından adamları belediyelere doldurmakta, önceki belediyeden alınan işçi ve çalışanları deyim yerindeyse ya kapı dışarı veya iş akdini feshetmektedir.

Liyakat diye, işin ehli diye söze başladıkları çalışmalarında hiçte liyakate ve işin ehline bakılmaksızın yandaş ve taraftarlarını adama göre iş dercesine yerleştirmektedirler.

Keza bu da partizanlık, bu da adam kayırma, bu da hak hukuk yeme ve bu da toplumsal düzen ve birliğe yapılan en büyük kötülüktür.

Bunun son örneğini geçen Ekim ayında CHP Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse bizzat açıklayarak, belediyelerine alınan elemanların %75’nin CHP’li olmalarına baktıklarını, buna göre alım yaptıklarını itiraf etmiş ve partisinden başta Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere hiçbir yetkilide çıkıp bu partizanlıktır ve yanlış bir uygulamadır dememiştir. Üç maymunları oynamış, kör, sağır ve dilsiz görünmüşlerdir.

Bir Belediye Başkanı olarak CHP’li Fuat Köse’nin yaptığı yanlıştı, haksızdı ve partizancaydı. Bunu o zamanda köşemizde yazmış ve eleştirmiştik.

Bu kez ilimiz Ak Parti Hakkâri İl Başkanı Av. Zeydin Kaya benzer bir açıklama yapmış ve büyük tepki çekmiştir. Hakkâri gibi Türkiye’de işsizliğin en yoğun olduğu bir bölgede İş Kur gibi birkaç aylığına alınan elemanların kendi düzenledikleri liste doğrultusunda alımlarının gerçekleştirilmeleri için çalıştıklarını söylemiş ve bu konuşmalar basına görüntülü olarak yansımıştır.

Hakkâri’de bazı ailelerden iki üç kişinin iş kurdan işe yerleştiklerini ve bazı ailelerin de bunlardan asla yararlanmadıkları söyleniyor ve söylenmektedir. Alınan bu işçilerin ailelerinin Ak Partiye üye yapıldıktan sonra işe alındıklarına dair söylentiler kulaktan kulağa yayılmıştır. Başkanın son açıklamaları da bunu teyit eder mahiyet doğurmuştur.

Bir hukuk adamı olan Hakkâri Ak Parti İl Başkanı Av. Zeydin Kaya’nın yaptıkları da yanlıştır, haksızdır ve partizancadır.

Yazıktır, günahtır. Hakkâri küçük yerdir. Çoğu aile ve insanın bu işe ve bu paraya ihtiyacı vardır. Hak ve hukuk dairesinde alımlar yapılsın. Kura ise kime çıktıysa. Yok kura adı altında kendi parti ve yandaşları alınıyorsa o zaman kuraya ne gerek vardır.

Dileriz böyle bir yanlışlık ve haksız uygulama olmamıştır.

Başkan Av. Zeydin Kaya’dan bununla ilgili bir cevap beklemekteyiz.