Amed, yani Diyarbakır...
Yıllarca cezaevi, çatışmalar, acılar, gözyaşları ve hoş olmayan olaylarla anılan bu kadim şehirimizin bugün insanlarımızın gönüllerini birleştiren, heyecan ve coşku yaşatan futbolla anılması gerçekten çok güzel ve umut verici bir gelişmedir.
Artık bırakın insanlar futbol sahalarında, tribünlerde gönüllerince eğlensin; şampiyonluk ve liderlik için tezahürat yapsın. Geçmişte dökülen kanların, akıtılan gözyaşlarının ve yaşanan acıların artık son bulmasının zamanı gelmiştir.
Bu topraklarda yaşayan insanlar özüne, kardeşliğine ve birbirine yeniden dönmelidir. Ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı sloganların yerine kardeşlik, dostluk, birlik ve beraberlik sloganları yükselmelidir.
Yıllarca bu kutsal topraklara ayrılık ve düşmanlık tohumları ekenler artık yaptıklarının sonuçlarını görmeli ve bu toplumun ayrıştırılamayacağını, bu ülkenin bölünemeyeceğini herkes anlamalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, gerekirse "gövdemizi taşın altına sokarız ama bu sorunu çözeriz" anlayışıyla ortaya koyduğu irade ile Sayın Devlet Bahçeli'nin "Kürt'ün kanı Türk'e, Türk'ün kanı Kürt'e haramdır" sözleri, bugün futbol sahalarında ve tribünlerinde yükselen kardeşlik, dostluk ve birlik ruhuyla anlam bulmaktadır.
Artık geçmişte yaşananlardan ders çıkararak geleceğe yönelmenin zamanı çoktan gelmiştir.
Elbette geçmişi unutmayacağız. Çünkü geçmişten ders almayan toplumlar aynı acıları yeniden yaşama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak geçmişin acılarına takılıp kalmak yerine, nedenlerini ve nasıl yaşandığını samimiyetle araştırmalı, gerçekleri görmeli ve geleceğimizi buna göre inşa etmeliyiz.
Son 45 yılda bu topraklarda çok büyük bedeller ödendi; büyük bir enerji, zaman ve insan kaynağı heba oldu. Artık hiçbirimizin buna tahammülü kalmadı.
Bugünden itibaren daha güzel yarınlar, daha güçlü bir Türkiye ve gelecek nesillere daha huzurlu bir ülke bırakmak için el ele vermeliyiz.
Kenetlenmiş dişlerle değil, kenetlenmiş ellerle barış türküleri söylemeliyiz.
Birbirimize sarılmalı, birbirimizin acısını anlamalı ve sevincini paylaşmalıyız. Yıllarca heba ettiğimiz
enerjimizi artık bu ülkenin geleceğine, çocuklarımızın istikbaline, ekonomisine, eğitimine, bilimine, kültürüne ve kalkınmasına harcamalıyız.
İnşallah bundan sonra bu kutsal topraklara kimsenin nifak tohumu ekmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu kardeş insanların kanı ve acısı üzerinden siyaset yapan, çıkar sağlayan ve toplumu birbirine düşürmek isteyen hiçbir anlayışa fırsat vermeyeceğiz.
Amed'in tribünlerinde yükselen kardeşlik sesleri, yalnızca bir futbol coşkusu değildir.
Bu, yıllardır acı çekmiş bir toplumun artık huzur, kardeşlik ve gelecek istediğinin güçlü bir işaretidir.
İnanıyorum ki bugün tribünlerde başlayan bu kardeşlik rüzgârı, yarın bütün ülkeye yayılacaktır.
Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Laz'ıyla, Çerkes'iyle, bütün farklılıklarımızla aynı vatanın evlatları olarak birbirimize sahip çıkacağız. Çünkü bizim ortak vatanımız, ortak geleceğimiz ve birlikte yaşama irademiz var.
Artık çocuklarımız çatışmaları değil, şampiyonlukları konuşsun. Annelerimiz gözyaşı değil, sevinç gözyaşları döksün. Tribünlerden düşmanlık değil, kardeşlik sesleri yükselsin.
Amed'den başlayarak bütün Türkiye'ye yayılan bu kardeşlik ve birlik ruhunun daim olmasını diliyorum.
Gelin geçmişin acılarını geride bırakıp geleceğin Türkiye'sini birlikte inşa edelim. Birbirimize sarılalım, el ele verelim ve hep birlikte haykıralım:
Birlikte güçlüyüz.
Birlikte Türkiye'yiz.
Kardeşliğimiz daim olsun.
Barış, huzur ve kardeşlik kazansın
Tahir SAKLI
ŞEMDİNLİ




