ANKARA - Memişoğlu, AA muhabirine, 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) iklim ve sağlık alanında uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi.
İklim değişikliğinin çağın en önemli küresel sorunlarından biri olmasının ötesinde, insan sağlığını, sağlık hizmetlerine erişimi ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline geldiğine dikkati çeken Memişoğlu, "Dünya Sağlık Örgütünün de vurguladığı üzere iklim krizi, aynı zamanda bir sağlık krizi." değerlendirmesinde bulundu.
Memişoğlu, sağlık sistemlerinin gelecekteki riskleri öngörebilen, krizlere hazırlıklı ve değişen koşullara uyum sağlayabilen dinamik ve dayanıklı yapılar olarak güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin vatandaşlara kesintisiz, nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmayı temel öncelik gördüğünü ifade etti.
Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda benimsediği "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık" yaklaşımının iklim ve sağlık alanındaki çalışmalara da yön verdiğini belirterek, şöyle konuştu:
"İklim risklerinin erken tespiti, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, sağlık altyapısının dayanıklılığının artırılması, dijital ve yenilikçi çözümlerden yararlanılması ve sağlık hizmetlerinin çevresel sürdürülebilirliğinin geliştirilmesi, bu yaklaşımın temel yansımalarıdır."
"Sağlık, COP tarihinde ilk kez müstakil bir eylem alanı oldu"
Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin COP31 Dönem Başkanlığı kapsamında konferansa ev sahipliği yapmasının iklim ve sağlık gündeminin küresel ölçekte güçlendirilmesi bakımından önemli bir sorumluluk ve fırsat olduğunu vurguladı.
COP tarihinde ilk kez sağlık başlığının müstakil bir eylem alanı olarak Eylem Gündemi'nde 10. eylem başlığı olarak yer aldığının altını çizen Memişoğlu, "'Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri' başlığıyla sağlığın eylem ajandasında yer alması, sağlığın iklim değişikliğiyle mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunun uluslararası düzeyde daha güçlü biçimde kabul edilmesi açısından önemli bir kazanımdır." dedi.
Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanındaki ulusal deneyimlerini, kapasitelerini ve uygulamalarını uluslararası toplumla paylaşarak iklim eylemlerinin hızlandırılmasına katkı sunmayı, dinamik ve dayanıklı sağlık sistemlerinin geliştirilmesini küresel ölçekte ortak bir öncelik haline getirmeyi amaçladıklarını belirterek, yalnızca Türkiye'nin sağlık sistemini geleceğin risklerine hazırlamakla yetinmeyeceklerini, sağlık ve iklim ilişkisinin uluslararası iklim politikalarının merkezinde yer alması için küresel savunuculuk çalışmalarını da kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.
İklim kriziyle mücadelede kalıcı başarının ülkeler arasında güçlü dayanışma, bilimsel işbirliği, bilgi ve deneyim paylaşımı, finansmana erişim ve başarılı uygulamaların yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacağına işaret eden Memişoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu nedenle COP31'i siyasi taahhütlerin uygulamaya taşındığı, ülkelerin birbirinden öğrendiği ve ortak çözümlerin geliştirildiği bir işbirliği zemini olarak görüyoruz. Türkiye olarak hedefimiz, sağlığı iklim eyleminin merkezine yerleştirerek yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin sağlığını da güvence altına alan daha dayanıklı, sürdürülebilir, kapsayıcı ve hakkaniyetli sağlık sistemlerinin inşasına katkıda bulunmaktır. COP31'in ortaya koyacağı ortak iradenin kalıcı kazanımlara dönüşmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde çalışmalarımızı sürdüreceğiz."
Sağlık alanındaki sürdürülebilir uygulamalara ilişkin çalışmalar paylaşılacak
Sağlık Bakanlığı, COP31 kapsamında Mavi Alan ve Yeşil Alan'da düzenlenecek etkinliklerle iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, iklime dirençli sağlık sistemleri ve sağlık alanındaki sürdürülebilir uygulamalara ilişkin çalışmalarını uluslararası alanda paylaşacak.
COP31'in iki temel alanından biri olan Mavi Alan'da resmi müzakereler ve üst düzey görüşmeler gerçekleştirilecek. Halka açık Yeşil Alan'da vatandaşlar, gençler, akademik çevreler, özel sektör, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları sergi, panel, stant ve atölye çalışmaları aracılığıyla iklim gündemine katkı sunabilecek. Sağlık Bakanlığının etkinlik alanı Yeşil Alan'da Dayanıklı Şehirler Hub'ı da yer alacak.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, üst düzey toplantılara katılacak
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, COP31 kapsamında 9 Kasım'da düzenlenecek basın toplantısında konuşacak. Aynı gün Mavi Alan Türkiye Pavilyonu'nu ziyaret edecek Memişoğlu, "Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri: Ülke Tecrübeleri" başlıklı yüksek düzeyli panele katılacak.
Memişoğlu, Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı'na oturum başkanı olarak iştirak edecek, toplantının açılış ve kapanış konuşmalarını yapacak.
10 Kasım'da Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) İklim Değişikliği Özel Girişimi (ATACH) günü dolayısıyla düzenlenecek yüksek düzeyli açılış programında katılımcılara hitap edecek Memişoğlu'nun, 12 Kasım'da ise "Afrika'da Temiz Yemek Pişirme" konulu Liderler Yuvarlak Masa Toplantısı'na katılması planlanıyor.
Yeşil Alan programında 31 panel ve oturum düzenlenecek
COP31 Başkanlığı, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) işbirliğinde düzenlenecek toplantıda kadın liderlerin rolü, kamu kurumlarında temiz yemek pişirme yöntemleri, yerel girişimlerin desteklenmesi, finansman ve ortaklık imkanları değerlendirilecek. Toplantıda ayrıca, ocak 2027'de Afrika'da düzenlenmesi planlanan ikinci Temiz Pişirme Zirvesi'ne (Summit on Clean Cooking in Africa) yönelik işbirliği alanları üzerinde durulacak.
Sağlık Bakanlığının Yeşil Alan programı ile iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin görünür kılınması, iklime dirençli sağlık sistemlerinin geliştirilmesinin desteklenmesi ve sağlık alanındaki bilimsel çalışmaların yenilikçi çözümlerle buluşturulması hedefleniyor. Bu doğrultuda, 12 gün boyunca toplam 31 panel ve oturum düzenlenmesi, programda 124 konuşmacı ve moderatörün yer alması öngörülüyor.
Panel programında Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatından sağlık tesislerinin yanı sıra üniversiteler, özel sektör kuruluşları, sivil toplum ve meslek kuruluşları ile uluslararası kuruluşlar temsil edilecek.
Uluslararası katılım kapsamında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler (ICLEI) ve Lancet Countdown Europe temsilcileri toplantılarda yer alacak.
Yeşil Alan'daki panel ve stantlarda iklim değişikliğinin aşırı sıcaklar, hava kirliliği, su ve gıda güvenliği, vektör kaynaklı hastalıklar ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri gibi birçok konu ele alınacak.
Türkiye'nin aşırı sıcaklar ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik sağlık planları, iklim duyarlı hastalıkların izlenmesi, erken uyarı sistemleri, "Tek Sağlık" yaklaşımı ve koruyucu sağlık hizmetleri alanındaki çalışmaları tanıtılacak.
Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin iklim kaynaklı sağlık risklerinden korunmasına yönelik uygulamalar paylaşılacak.
Sağlık Bakanlığının programında sağlık tesislerinin çevresel etkilerinin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması da önemli yer tutacak.
Kamu binalarında enerji tasarrufu, yenilenebilir enerji kullanımı, yeşil hastane uygulamaları, atık yönetimi ve sürdürülebilir sağlık hizmetleri alanındaki çalışmalar aktarılacak. Bu çerçevede 809 sağlık tesisinde yürütülen enerji verimliliği çalışmaları ile yaklaşık 70 hastaneyi kapsayan güneş enerjisi yatırımları tanıtılacak. Dijital sağlık uygulamalarının, evde sağlık hizmetlerinin ve kağıt kullanımını azaltan sistemlerin çevresel sürdürülebilirliğe katkısı anlatılacak.
TÜSEB tarafından yürütülen araştırmalar aracılığıyla iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel çalışmalar katılımcılarla paylaşılacak.
Aşırı sıcakların ve hava kirliliğinin sağlık sonuçları, iklim kaynaklı hastalık riskleri, sağlık hizmetlerinin karbon ayak izi ve iklime dayanıklı sağlık sistemlerine yönelik çözüm önerileri, programın araştırma başlıkları arasında bulunacak. Sağlık endüstrisinde çevre dostu üretim, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve yenilikçi teknolojiler de iyi uygulama örnekleriyle ele alınacak.
Sağlık Bakanlığının COP31 programıyla Türkiye'nin iklim ve sağlık alanındaki politika, proje, araştırma ve uygulamalarının uluslararası görünürlüğünün artırılması, iklime dirençli ve düşük karbonlu sağlık sistemlerinin geliştirilmesi ve farklı paydaşlar arasında yeni işbirliklerinin oluşturulması amaçlanıyor.
