Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında yürütülen soruşturma sürüyor. Fatma Kaya tutuklanırken İlyas Kaya için ise şartlı tahliye kararı verildi.
Fatma Betül Sayan Kaya, 17 Eylül'de patlak veren krizde en çok anılan isim oldu. Bu sebeple, İlyas Kaya'nın ismi de gündemden düşmedi. 22 Ekim 1984'te Hakkari'de doğduğu belirtilen İlyas Kaya, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları alanında uzmanlaşmış bir hekim ve akademisyen.
İlyas Kaya'nın siyasetle ilişkisi yalnızca eşi üzerinden değil. Babası Resul Kaya, Hakkari'nin Durankaya beldesinde 2009-2024 yılları arasında belediye başkanlığı yapmıştı.
Hakkari'nin dağlarla çevrili yerleşimlerinden Durankaya, kendine özgü coğrafyası ve yerel yaşamıyla bölgenin dikkat çeken beldeleri arasında yer alıyor. Şırnak Ajans ekibi, son gelişmelerle yeniden gündeme gelen beldeye giderek yerleşim alanını ve çevresini yerinde inceledi.
Durankaya, kent merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta, dağlık ve engebeli arazi yapısının hakim olduğu bir yerleşim yeri olarak öne çıkıyor. Beldenin çevresini dağlar ve vadiler kuşatıyor.
Yaklaşık bin 850 metre rakıma sahip Durankaya'da karasal iklim etkili oluyor. Kış mevsiminin uzun ve sert geçtiği beldede yoğun kar yağışı günlük yaşamı ve ulaşımı etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Yaz ayları ise genellikle sıcak ve kurak geçiyor.
Geçmişte köy statüsünde bulunan Durankaya, 16 Nisan 1994'te belediye statüsü kazanarak beldeye dönüştü. Yerleşimin ekonomisinde hayvancılık ve kırsal faaliyetler önemli bir yer tutarken, bölgenin dağlık yapısı tarım alanlarını da sınırlandırıyor.
Durankaya yaylalarında çobancılık faaliyeti sık görülüyor. O çobanlardan biri ise Murat. Gece gündüz hayvanların bakımını üstlenen çoban Murat, hayvancılığın geleceği hakkında konuştu ve gençlerin kendi topraklarında kalabilmesi için yapılması gerekenleri söyledi.
Şırnak Ajans koordinatörü Halil Azizoğlu'nun sorularını yanıtlayan çoban Murat, yaz aylarında yüksek rakımlı yaylalarda beş-altı ay kaldıklarını, sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte köylere indiklerini belirtti.
Hayvancılığın büyük emek ve sabır gerektirdiğini ifade eden Murat, özellikle ulaşım ve çalışma koşullarının oldukça zor olduğunu dile getirdi. Hayvancılığın devam edebilmesi için üreticilere daha fazla destek verilmesi ve yayla koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Murat, Durankaya'da hayvancılığın eskiye kıyasla ciddi oranda gerilediğini savunarak mevcut seviyenin geçmişin yaklaşık yüzde 20'sine kadar düştüğünü söyledi.
Hayvancılıktaki gerilemenin önemli nedenlerinden birinin gençlerin bölgeden ayrılması olduğunu belirten Murat, yaylalarda yaşamın zorluğu ve iş imkanlarının yetersizliğinin gençleri başka şehirlere yönelttiğini ifade etti.
Gençlerin büyük bölümünün batı illerinde asgari ücretle çalışmayı tercih ettiğini dile getiren Murat, kendi memleketlerinde kalabilmeleri için hayvancılığın daha cazip hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Murat, "Buradaki hayatı sürdürmemiz biraz kolaylaştırılır, hayvancılığa gerekli destek sağlanırsa gençlerimiz yeniden bir araya gelerek kendi topraklarında üretmeye devam edebilir. Ancak gençlerimiz bölgeden ayrıldığı için hayvancılığı sürdürebilmek amacıyla başka yerlerden gelen çobanlarla çalışmak zorunda kalıyoruz" dedi.
Çobanlık yapanların ücretlerine de değinen Murat, maaşların sürünün büyüklüğüne ve yapılan işe göre değiştiğini belirterek aylık kazançların 60 bin ila 100 bin lira arasında değişebildiğini ifade etti.
Zorlu koşullara rağmen hayvancılığın bölge için önemli bir geçim kaynağı olduğunu vurgulayan Murat, gençlerin kendi memleketlerinde üretime katılmasının hem ekonomik hem de kültürel açıdan büyük önem taşıdığını kaydetti.
Gençlere çağrıda bulunan Halil Azizoğlu, başka şehirlerde çalışmak yerine kendi memleketlerinde hayvancılığa yönelmelerinin mümkün olup olmadığını sordu.
Bu çağrıya destek veren Murat, "Herkesin kendi memleketine, kendi toprağına ve yöresine sahip çıkması çok güzel bir şey. Atalarımızdan kalan bu değerlere sahip çıkmalıyız. Ancak imkanlar çok zor olduğu için gençlerimiz daha rahat bir yaşam arayışıyla başka yerlere gitmek zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.
İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak isimlendirdiği süreç de gündeme geldi. Dağlarda daha özgür hareket edebildiklerini ifade eden Murat, sürecin olumlu sonuçlanması temennisinde bulundu.
Barış ve huzurun herkes için önemli olduğunu belirten Murat, "Artık dağlarımızda özgürce dolaşabiliyoruz. Bu süreçte mücadele eden herkese teşekkür ediyoruz. Umarım en güzel sonuçlara ulaşılır. Herkes için en hayırlısı neyse o olsun. Hepimiz barıştan ve güzel günleri görmekten yanayız" dedi.
Röportajın sonunda değerlendirmelerde bulunan Şırnak Ajans koordinatörü Halil Azizoğlu, Durankaya'nın yüksek rakımlı yaylalarından Türkiye'ye seslendi.
Koçerlerin yaşam mücadelesini yerinde gözlemlediklerini belirten Azizoğlu, bölgedeki insanların hem ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini hem de barış ve huzur beklentisi taşıdığını ifade etti.
Azizoğlu, "Murat’ın dile getirdiği temennilere biz de katılıyoruz. Durankaya'nın en yüksek rakımlı tepelerinden tüm Türkiye'ye sesleniyoruz: Bu süreci amasız, fakatsız destekliyoruz. Tüm dünyaya barış ve huzur diliyoruz" dedi.
Şırnak'tan Hakkari'ye, kent merkezlerinden yüksek rakımlı yaylalara kadar sahada olmaya devam edeceklerini belirten Azizoğlu, Koçerlerin yaşamını, sorunlarını ve beklentilerini kamuoyuna taşımayı sürdüreceklerini ifade etti.




