Ortadoğu'da ABD ve İsrail'in İran'a saldırarak başlattığı çatışma ortamı altıncı gününe girdi.
ABD ile İran arasında nükleer müzakereler sürerken, Washington yönetimi cumartesi günü İsrail’le birlikte İran’a geniş çaplı hava saldırıları başlattı.
Operasyonlarda, 1989’dan bu yana İran’ın dini lideri olan Ali Hamaney'in de aralarında bulunduğu birçok üst düzey yöneticisi öldürüldü. İran'da bir ilkokula düzenlenen ABD-İsrail saldırısında ölen çocukların sayısı ise 160'a ulaşmış durumda.
Saldırıların ardından bölgesel gerilim hızla tırmandı. Tahran yönetimi saldırılara hava operasyonlarıyla karşılık verdi. İran’ın balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla İsrail şehirlerini hedef aldığı bildirildi. Bununla birlikte, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Irak gibi ülkelerdeki ABD varlığı da İran saldırısının hedefi oldu.
Pazartesi sabahı İsrail ordusu, Hizbullah’ın İsrail’e füze ve İHA saldırıları düzenlediğini duyurarak Lübnan genelinde operasyon başlattığını açıkladı. Beyrut’ta patlama sesleri duyulurken, İsrail’in kentin güney banliyölerini hedef aldığı bildirildi.
Karşılıklı saldırılar sürerken, İran'ın fırlattığı füzelerden biri Türk hava sahasına girdi.
Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenen ve Suriye hava sahasını geçerek Türkiye yönüne ilerlediği tespit edilen füzenin mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurları tarafından imha edildiğini açıkladı.
Olayın ardından NATO'dan Türkiye'ye destek açıklaması geldi. Reuters’a konuşan NATO sözcüsü Alison Hart, “NATO, İran’ın Türkiye’yi hedef almasını kınıyor” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi, iki insansız hava aracının (İHA) Nahçıvan bölgesini vurması olayıyla ilgili açıklama yaptı.
Tasnim haber ajansının aktardığına göre Gharibabadi, “İran İslam Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti'ni hedef almamıştır. Komşu ülkelerimizi hedef almıyoruz,” dedi.

Gharibabadi, “İran'ın politikası, bölgede aktif olan ve İran'a saldırmak için kullanılan, ABD ve İsrail'inkiler de dahil olmak üzere düşmanların askeri üslerini vurma yönünde,” diye ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump dahil olmak üzere Amerikalı siyasetçilere yönelik suikast planlamakla suçlanan Pakistanlı bir sanık, çarşamba günü verdiği ifadede, planını tasarlaması için İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan (IRGC) baskı gördüğünü öne sürdü.
46 yaşındaki Asif Raza Merchant, Eylül 2024'te kimliği açıklanmayan ABD'li siyasetçilere suikast düzenlemek üzere kiralık katil tutmaya çalışmakla suçlanmıştı. Merchant, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
İran Devrim Muhafızları, 2020 yılında üst düzey komutanları Kasım Süleymani’nin bir ABD saldırısında öldürülmesinin ardından, aralarında Trump’ın da bulunduğu üst düzey Amerikalı yetkilileri hedef alan benzer girişimlerde bulunmuştu.
'Ailemi korumak için yaptım'
ABD basınında yer alan haberlere göre Merchant, çarşamba günü görülen duruşmada, Tahran'daki ailesini Devrim Muhafızları'ndan korumak için bu plana zorlandığını iddia etti. Ayrıca, kimse öldürülmeden yakalanacağını düşündüğünü de sözlerine ekledi.
Merchant, kendisine hiçbir zaman belirli bir kişiyi öldürme talimatı verilmediğini ancak İranlı temasının bu komplo çerçevesinde 3 isimden bahsettiğini belirtti: Donald Trump, eski Başkan Joe Biden ve eski BM Büyükelçisi Nikki Haley.
Washington Post'un haberine göre Merchant, mahkemede Urduca tercüme ile "Ailem tehdit altındaydı, bunu yapmak zorundaydım," dedi.
ABD'li yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Merchant'ın "İran ile yakın bağları olduğunu" belirtmiş ve söz konusu suikast girişimini "İran rejiminin oyun kitabından fırlamış bir plan" olarak tanımlamıştı.
Merchant, kiralık katil olduğu düşüncesiyle iletişime geçtiği kişilerin gizli görevdeki FBI ajanları çıkması üzerine yakalanmıştı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, çarşamba günü bir füzenin Türk hava sahasına yaklaşırken düşürüldüğü olayın "ciddi olduğunu" ama NATO'nun 5. maddesinin uygulanmasının şu anda değerlendirilmediğini söyledi.
NATO'nun teyakkuzda olduğunu vurgulayan Rutte, "Kimse 5. Madde'den bahsetmiyor," dedi.
Söz konusu madde, NATO'ya üye ülkelerden birine yapılan saldırının tüm üye ülkelere yapılmış sayılmasını öngörüyor.
El Cezire'nin aktarımına göre Rutte, İran'daki durumun nasıl sonuçlanacağını değerlendirmenin zor olduğunu, ancak ABD'nin ne yaptığını bildiğini düşündüğünü sözlerine ekledi.
Kaja Kallas, "Bu gerilim döngüsünden gerçekten çıkmak için diplomasiye yer olmalı" dedi ve "savaşların gerçekten diplomasiyle sona erdiği açık" diye ekledi.
Kallas, Körfez ülkelerinin "İran içindeki iç savaştan" ve bunun daha geniş bölge üzerindeki olası sonuçlarından endişe duyduğunu söyledi.
"Gerçekten nasıl sonuçlanacağını kimse söyleyemez, ancak riskler açıkça mevcut" dedi.
Gemi takip platformu MarineTraffic.com'un perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, Ortadoğu'daki savaş, Körfez bölgesindeki büyük limanlara erişimi engelledi. Bu durum, tarımsal ithalata büyük ölçüde bağımlı olan bölgedeki 50 milyondan fazla insanın gıda tedarikini etkileyebilir.
MarineTraffic.com'a göre, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt limanlarına giden konteyner gemileri şu anda mahsur kalmış durumda.
Açıklamada, bunun Körfez bölgesinde yaşayan 50 milyondan fazla insanın tarımsal tedarikini etkilediği, bölgenin gıdasının yüzde 90'ından fazlasını ithal ettiği vurgulandı.
Doha'daki Euronews muhabirleri, şehrin semalarında yaşanan patlamaların şimdiye kadarki en büyük saldırıya işaret ettiğini belirtiyor.
Yaklaşık bir buçuk saat süren bombardımanda, her birkaç dakikada bir büyük patlamalar oldu ve Katar, gelen tüm İran füzelerini başarıyla önledi; yüksek binaların üzerinde duman bulutları görüldü.
Sakinler, enkazdan korunmak için tentelerin ve gölgeliklerin altına ve binaların içine sığındılar ve ulusal acil durum sistemi uyarıları cep telefonlarında çalarak insanları derhal sığınmaya çağırdı.
Bu, Cumartesi günü İran savaşı patlak verdiğinden beri Doha'ya yapılan en uzun ve en büyük İran füze saldırısı oldu.
Saldırı, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin savaşın başlamasından bu yana ilk kez Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Abdülrahman bin Cesim El-Sani ile görüşmesinden saatler sonra gerçekleşti. Bu görüşme, Katar'ın Cumartesi gününden beri Tahran ile hiçbir temas kurulmadığını açıklamasından bir gün sonra yapıldı.
Görüşmede İran Dışişleri Bakanı, İran'ın füze saldırılarının ABD çıkarlarını hedef aldığını ve Körfez ülkesini hedef almayı amaçlamadığını söyledi.
Katar Başbakanı ise iddiaları reddederek, sahadaki kanıtların aksini gösterdiğini, saldırıların Katar'ın egemenliğinin ve uluslararası hukukun "açık bir ihlali" olduğunu ve gerçek bir gerilim azaltma veya çözüm arzusundan ziyade "gerilimi tırmandırıcı bir yaklaşımı" yansıttığını söyledi. Tahran'ı komşularına zarar vermeye ve onları "onların olmayan" bir savaşa çekmeye çalışmakla suçladı.
Ayrıca, BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ülkenin öz savunma hakkına atıfta bulunarak, bu tür saldırıların cevapsız kalamayacağını belirtti.
Euronews’ün ulaştığı görüntülerde, Nahçıvan’da bulunan Razi Havalimanı’ndaki patlama ve hasar görülüyor. Yetkililer, 3 İran İHA’sının yolcu terminalini vurduğunu açıkladı.
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, ülkenin İran'a "gerekli yanıtı" hazırladığını söylüyor.
Bakanlık, Azerbaycan'ın İran ordusunun sivil altyapıya yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını ve perşembe günkü olaydan tamamen İran'ın sorumlu olduğunu dile getirdi.
Açıklamada, "Ülkemizin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak, sivillerin ve sivil altyapının güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri hazırlıyoruz; bu saldırılar cevapsız kalmayacak" denildi.
Kremlin perşembe günü yaptığı açıklamada, İran'ın Rusya'dan askeri yardım talebinde bulunmadığını belirtti.
Rusya'nın söylemlerin ötesine geçerek müttefikine askeri yardım teklif edip edemeyeceği sorusuna Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, "İran tarafından böyle bir talep gelmedi," yanıtını verdi.
Peskov, "Tutarlı duruşumuz herkesçe biliniyor ve bunda hiçbir değişiklik olmadı," diye de ekledi.
Rus yetkililer, Moskova'nın Ocak 2025'te Tahran'la imzaladığı "stratejik ortaklık" anlaşmasının askeri yardım öngörmediğini söylüyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ile Hizbullah arasında pazartesi günü yeniden alevlenen çatışmalarda ölenlerin sayısının 77'ye, yaralananların sayısının ise 527'ye yükseldiğini bildirdi.
Ölenlerin kaçının sivil olduğu henüz belli değil. Sağlık Bakanlığı daha önce yedi çocuğun öldüğünü açıklamıştı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetiklemesinin ardından, Hizbullah pazartesi günü bir yıldan uzun bir süre sonra ilk kez İsrail'e füze ve insansız hava araçlarıyla saldırmıştı. İsrail de buna karşılık olarak Güney Lübnan ve Beyrut'un güney banliyölerini bombalamıştı.
Lübnan'da yeniden başlayan çatışmalar nedeniyle 83 binden fazla kişi yerinden edildi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İran'ın Avrupa için bir tehdit haline gelmeye "yaklaştığını" söyledi ve Trump'ın Tahran'ın nükleer ve füze yeteneklerini ortadan kaldırma çabalarına destek verdi.
Rutte, İran'ın artık bir tehdit oluşturmadığından emin olmak gerektiğini savundu.
Abu Dabi yetkilileri, hava savunma sistemleri tarafından insansız hava aracının engellenmesinin ardından iki farklı noktaya düşen enkaz parçaları nedeniyle 6 yabancı kişinin yaralandığını bildirdi.
Abu Dabi medya ofisi yaptığı açıklamada, "Olayda altı Pakistanlı ve Nepalli vatandaş hafif ve orta derecede yaralandı," dedi.
Kuzey Irak'taki Kürt İranlı muhalif partiler, militanlarının bir kısmının İran sınırını geçtiği yönündeki haberleri yalanladı.
BBC'ye göre, Kürdistan Özgürlük Partisi'nden (PAK) Hanna Hüseyin Yazdan Pana, "Bu doğru değil. Buna inanmayın," dedi.





