Gravyer, çeçil ve kaşar başta olmak üzere birçok peynir çeşidinin üretildiği Kars, süt ürünleri imalatıyla adından söz ettiriyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile Anadolu Efes ortaklığında yürütülen "Gelecek Turizmde Projesi" kapsamında 2020'de dünyanın 18'inci peynir rotası olarak belirlenen kentte üretim sürecinin anlatıldığı Kars Peynir Müzesi ilgi görüyor.
Tarihi tabyada kurulan Kars Peynir Müzesi'nde büyükbaş hayvanların tükettiği endemik bitkilerden ahır bölümüne, süt dolu güğümlerden yayla yaşamına ve peynirin yapım sürecine kadar birçok tema ziyaretçilere sunuluyor.
Mart 2022'de hizmete açılan ve 1100 metrekare dolaşılabilir alana sahip müzede, kentte üretilen peynirlerin lezzetine katkı sağlayan endemik çiçekler de tanıtılıyor.
Kars'ta üretilen gravyer peyniri kalıplarının ziyaretçileri karşıladığı müze, tarihi tabya içinde yer almasıyla da dikkati çekiyor. Gravyer yapımı, peynir salonu, video odası, temsili Kars Garı, Kars'ın bitki örtüsü, Ankara Gazi Garı, Kars evleri, şef ve atölye bölümlerinin yer aldığı müzede ziyaretçiler, yaylalarda elde edilen sütün peynire dönüşüm serüvenini öğreniyor.
Türkiye'nin ilk tematik Peynir Müzesi, bu yılın 7 ayında 72 bin yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı.
Ziyaretçi potansiyeli her yıl artıyor
Kars Peynir Müzesi Müdürü Yeşim Koç, AA muhabirine, Türkiye'nin ilk tematik peynir müzesi olan merkezin her yıl daha fazla ziyaretçiyi ağırladığını söyledi.
Peynir Müzesi'nin 4 yıldır yerli ve yabancı turistleri ağırladığını ifade eden Koç, "2026 yılının 7 ayında yaklaşık 72 bin civarında ziyaretçi sayımız oldu, çok seviniyorum, çok mutlu oluyorum çünkü her geçen gün bu sayı daha da artıyor. Yıl sonuna kadar da tabii 120 binleri umarım aşacağız. Bizler, aslında ziyaretçilerimize burada sadece peynirin serüvenini anlatmıyoruz, tamamen tarihsel bir dokuya sahip müze, tabyanın içerisinde. O yüzden geçmişe de götürüyoruz. Hem tarihi hem Kars'ın kültürünü anlatıyoruz." dedi.
Koç, peynirin serüveninin sütle değil bitkilerle başladığına dikkati çekerek, "Türkiye'deki en uzun süreli yayla hayvancılığı Kars'ta yapıldığı için bitkiler zaten bizim için çok önemli bu konuda. Kars'ta 1600 bitki içerisinde yaklaşık 80 civarında bir endemik bitki topluluğu var. Bunların hepsi de literatüre geçmiş vaziyette. Bu endemik bitkilerden dolayı sütün çok farklı bir lezzeti oluyor ve bu lezzet de doğrudan peynire yansıyor." diye konuştu.
Yılda 19-20 bin ton civarında Kars gravyeri ve Kars kaşarı üretildiğini anlatan Koç, peynircilikte artık yavaş yavaş Avrupa'ya açılacaklarını dile getirdi.
Ziyaretçiler, müzeye hayran kalıyor
İstanbul'dan gelen Şeyda Maral da müzeyi çok beğendiklerini ve herkesin görmesi gerektiğini belirtti.
Çocuklarına yörenin kültürünü anlatmak istediğini söyleyen Maral, "Çocuklarımıza geçmişimizi tanıtmak, göstermek için geldik. Peynir Müzesi'ne ben de ilk kez geldim ama çok güzel bir ortam yapmışlar. Tarihimizi tanıtmak adına güzel bir ortam olmuş." ifadelerini kullandı.
Yozgat'tan gelen Adem Akkaya da beklediklerinin çok üzerinde bir ortamla karşılaştıklarını dile getirerek, "Biraz ön yargıyla gelmiştik. Hani 'Peynirden ne bekleriz?' kafasıyla geldik ama gerçekten tarihini çok güzel anlatmışlar. Müzeyi çok güzel restore etmişler, çok güzel bir anlatım olmuş. Müzenin Kars'a turistik açısından güzel bir etkisi olmuş. Yerli ve yabancı turistlere Kars'a gelecekleri zaman hatta Kars'ın yakın illerine bile gelecekleri zaman buraya gelmelerini kesinlikle tavsiye ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.




