HAKKARİ – Ordu’dan 50 yıldır Hakkari’ye gelen 69 yaşındaki gezginci arıcı Ekrem Özçelik, yüksek rakımı ve zengin bitki örtüsüyle öne çıkan bölgede kaliteli bal üretmek için çalışmalarını sürdürüyor.
Çocuk yaşta arıcılığa başlayan ve ailesiyle farklı illerde gezginci arıcılık yapan 3 çocuk babası Özçelik, kış aylarını Antalya’da, yaz dönemlerini ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun farklı bölgelerinde geçiriyor. Özçelik, 1976’dan bu yana geldiği Hakkari’de özellikle Erziki Vadisi ve çevresindeki yüksek rakımlı alanlarda arıcılık yapıyor.

Hakkari ile Ordu arasında yaklaşık 1200 kilometre bulunmasına rağmen yıllardır bölgeye geldiğini belirten Özçelik, bunun nedenini kaliteli bal üretme isteğiyle açıkladı.
Hakkari balının dünyanın en kaliteli ballarından olduğunu vurgulayan Özçelik, “Hakkari - Ordu 1200 kilometre olmasına rağmen biz burada kalitenin peşindeyiz. Yoksa Ordu’nun hemen 50 kilometre arkasına döndüğünde İç Anadolu Bölgesi’nde bal var. Orada da bal oluyor ama bu kaliteyi yakalamak mümkün değil. Hakkari balı kalite bakımından değil, Türkiye’de, dünyada tek kalitedir. Sırrı bitki. Bitki örtüsü çok farklı.” diye konuştu.

Hakkari’nin zengin bitki örtüsünün bal kalitesinde önemli rol oynadığını anlatan Özçelik, yıllar önce bölgeye gelen Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ekibinin yaptığı çalışmaları da hatırlattı.
ODTÜ’den gelen mühendis ve akademisyenlerin Cilo ve Sat Gölleri çevresinde bitki araştırması yaptığını, o dönemde kendisinin de ekibi ağırladığını belirten Özçelik, “Ben akşam profesöre şöyle derdim: ‘Bugün kaç ot buldun?’ Dedi, ‘Ot deme, bunlar bitki.’ Bana dedi ki, her gün giderler Cilo, Sat Gölleri, o yöreleri gezerler, akşam da gelir bende kalırlardı.” ifadelerini kullandı.

Hakkari’de 70 çeşit geven bulunduğunun kendisine aktarıldığını söyleyen Özçelik, bölgedeki bitki çeşitliliğini şöyle anlattı:
“70 çeşit Hakkari’de geven otu olduğunu bahsetti. Kataloğunu açtı, hepsinin ismi İngilizce ve değişik. Baktım, hiçbiri birbirine benzemiyor. Biz görünce farkına vardık. Hakkari yöresinde tüsü, diken türü olarak 4-5 çeşidi var. Sarı diken Türkiye’nin her yerinde bir çeşidi var, burada 5 çeşit var. Kekik hakeza beyazından, morundan, kırmızısından, pıhtırak otları.”

Bitki çeşitliliğinin yanı sıra yüksek rakımın da bal üretiminde etkili olduğunu belirten Özçelik, “Bitki bakımından çok çok farklı, kaliteyi de yapan budur. Artı rakımdır yani. Türkiye’nin hiçbir yerinde 1800-2000 rakımlarda hiç bal olmaz. Hele hele Karadeniz sisten dolayı hiç olmaz. Ama bu yörede 2 bin 500, 3 bin rakımda bal yine geliyor.” dedi.

Hakkari’nin hem yüksek hem de güneyde yer almasının iklim açısından avantaj sağladığını dile getiren Özçelik, “Havanın kuru, nemin az oluşu ve doğanın sıcak oluşu. Hakkari’nin bir özelliği var. Hem yüksek hem de güneyde yer alıyor. Güneyde olması hasebiyle kırağı düşmez, soğuk olmaz ve her yıl bizi boş bırakmıyor. Allah’a bin şükür balımızı alıyoruz.” şeklinde konuştu.

Yıllar içinde binlerce kovanla arıcılık yaptığını anlatan Özçelik, bugün ise arıcılıkta çalışacak işçi bulmakta zorlandığını belirtti.
“Ben Türkiye’de işsizlik olduğuna inanmıyorum. Ama herkes ‘Ben işsizim’ diyor. Ben bu yörede, şu vadide 2 bin arı ile arıcılık yaptım. 2 bin adet arı kovanım vardı o dönemlerde. Biraz daha gençtim. Ama şu anda işçi bulamıyorum.”
Arıcılığı doğayla uyumlu bir üretim alanı olarak nitelendiren Özçelik, gençlerin bu işe yönelmesini istedi.

“Arıcılık Ahmet Ağa, Mehmet Ağa fabrikasına gerek yok. Fabrika yapıp doğayı zehirleyeceğine bu da dumansız, zehirsiz bir fabrikadır. Vatandaşa bu da gıda üretiyor. Ve şifanın en iyisi olan balı sunuyor vatandaşa. Bunu da arıcı ve arılar yapıyor.”
Arıcılığın öğrenilmesinin zor olmadığını ifade eden Özçelik, yaşına rağmen ailesiyle birlikte üretmeye devam ettiğini söyledi.
“Arıcılığı öğrenip yapmak da çok zor bir şey değil, gayet basit. Ben 70 yaşın üzerindeyim, bak buralarda tıkır tıkır arıcılık yapıyorum. Ailemle beraber geliyorum. 50 yılım şu vadide geçti.”
Üreticilerin en önemli sorunlarından birinin pazarlama olduğunu belirten Özçelik, bal üreticilerinin emeklerinin karşılığını yeterince alamadığını savundu.
“Maalesef emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Pazarımız yok. Neden yetkililer bu işe eğilmiyorlar? 3-5 tane bal baronundan... 50 yıldır ben balcılık yapıyorum. Bindiğim arabam orada. Allah’a şükür evim, ocağım, bağım, bahçem de var ama bizden bal alıp satanlar şu anda hepsi baron.”
Bal üreticisinin de kazanması gerektiğini vurgulayan Özçelik, “Pahalı satarken bir de bizi düşünün. Beş lira, on lira da bize verin.” ifadelerini kullandı.

Hakkari balının üretildiği coğrafyanın özellikleri nedeniyle daha yüksek bir değeri hak ettiğini belirten Özçelik, “Ben duymadım malın kalitesine göre bal aldıklarını. Yoksa ki bu yörenin balı diğer yörelere göre iki kat, üç kat daha pahalı olması lazım. Balı ehlinden almak lazım. Bal yöresi ile kalite olur. Bal doğası ile kalite olur.” dedi.
Dağlık alanlarda üretilen balın özelliklerine de değinen Özçelik, “Örneğin bir ova balı bu baldan yüzde 50 kalori bakımından düşüktür. Prolin bakımından düşüktür. Mesela bu dağların balı bin 600, bin 700 prolin geliyor.” diye konuştu.
Özçelik, arıcılık yaptığı Erziki Vadisi ile Berçelan ve Nebırnav yaylalarının zengin doğal yapısına dikkati çekerek, bölgedeki bitki örtüsünün arıcılık için önemli bir kaynak olduğunu söyledi.

Yıllarını kaliteli Hakkari balı üretmek için geçiren Özçelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bak bizim şu Berçelan Yaylası’nın dibindeyiz. Burası Nebırnav Yaylası, hep dağ, doğa. Burası Erziki Vadisi. Her iki tarafımızda meşhur yaylaları ile, ormanı ile, bitkisi ile, geveni ile, dikeni ile, tüsüsü ile bala ne yarıyorsa, arıya ne yarıyorsa burada var. Biz onun için burada bekliyoruz. İnşallah iyi olur diye düşünüyoruz.”





