HAKKARİ - Hakkari'de son dönemlerde artan ve toplumda endişeye neden olan intihar vakaları üzerine Klinik Psikolog Beyan Özbek Başaran ile konuştuk.
Görünmeyen kriz olarak tanımlanan intihar vakalarının ortaya koyduğu tabloyu yorumlayan Başaran, Hakkari'deki intihar vakalarının ciddi boyutlara ulaştığını ve bu durumun toplumda kaygıya neden olduğuna dikkat çekti.
İntiharın tek bir nedene bağlı ortaya çıkan bir durum olmadığını vurgulayan Başaran, “İntihar; psikolojik, biyolojik ve sosyal birçok etkenin bir araya gelmesiyle gelişebilen ciddi bir ruhsal kriz durumudur” dedi.
Başaran, intihar düşüncesinin çoğu zaman kişinin gerçekten ölmek istemesinden ziyade, yaşadığı yoğun psikolojik acının sona ermesini istemesiyle ilişkili olduğuna dikkat çekerek, kişinin bu süreçte kendisini çıkışsız hissedebildiğini ifade etti.
Genetik yatkınlık, daha önce intihar girişimi öyküsü ve biyolojik etkenlerin de klinik açıdan önemli olduğuna işaret eden Başaran, “Kişinin mutlaka profesyonel destek almasının teşvik edilmesi gerekiyor. Gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi sürecinin eş zamanlı ilerlemesi daha sağlıklı sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bazı durumlarda kişi bu yükü tek başına taşımakta zorlanabiliyor” diye konuştu.
Toplumun yaklaşımının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Başaran, içine kapanma, umutsuzluk ifadeleri, vedalaşma davranışları ve ani duygu değişimlerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Başaran, kişilerin yargılanmadan dinlenmesinin ve duygularının hafife alınmamasının hayati önemde olduğunu kaydetti.
Medyanın kullandığı dilin de belirleyici olduğunu söyleyen Başaran, psikoloji literatüründe “Werther etkisi” olarak tanımlanan durumun, dramatize edilen ve ayrıntılı biçimde verilen intihar haberlerinin kırılgan bireyler üzerinde tetikleyici etki oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Bu nedenle olayların sansasyonel bir dille aktarılmaması gerektiğini vurgulayan Başaran, doğru bir dil kullanıldığında ise farkındalık oluşturmanın ve kişileri profesyonel desteğe yönlendirmenin mümkün olabileceğini belirtti.
Başaran, intihar vakalarının yalnızca kişisel psikolojik sorunlara indirgenmemesi gerektiğinin altını çizerek, “İntihar; psikolojik, sosyolojik ve psikiyatrik açılardan ele alınması gereken çok yönlü bir olgudur. Toplumsal, ekonomik ve çevresel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Ruh sağlığı alanında sık anlatılan bir örnek olduğunu belirten Başaran, “İntihar düşüncesiyle bir uzmana başvuran kişiye görüşmenin sonunda, ‘Seni bu düşünceden vazgeçiren ne oldu?’ diye sorulur. Kişi de, ‘Söylediğiniz cümleler değil, bana gerçekten zaman ayırmanızdı’ der. Aslında bu örnek bize şunu gösteriyor: Bazen kişiyi yargılamadan dinlemek, anlamaya çalışmak ve yanında olduğunu hissettirmek bile çok kıymetli olabiliyor. Çünkü insanlar çoğu zaman çözümden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyuyor” dedi.
Başaran, son olarak artan vakaların önlenebilmesi için psikolojik destek süreçlerinin yaygınlaştırılması, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması ve toplum temelli farkındalık çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.



