Van ve Hakkari yöresinde dokunan kilimlerde kullanılan birbirinden farklı 30 motif, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Türk El Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yürütülen çalışmalarla hem korunuyor hem de gelecek nesillere aktarılıyor.

Van YYÜ bünyesinde 1997'de kurulan merkezde görev yapan 4 usta öğretici ve 14 personel, geçmişten günümüze taşınan 30 farklı motifi geleneksel yöntemlerle dokunan kilimlerde yaşatıyor.
Bölgede yaşayan kadınların sevgi, özlem, umut ve yaşam hikayelerini simgeleyen ve yörenin "sessiz dili" olan motifler, koyun yününden elde edilen iplerin doğal kök boyalarla renklendirilmesinin ardından tezgahlarda ilmek ilmek işleniyor.

Dokunan kilimler de merkez bünyesinde oluşturulan müzede hem satılıyor hem de sergilenerek ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Geleneksel Türk el sanatlarının önemli örnekleri arasında yer alan kilimlerde kullanılan her motifin anlamını ve hikayesini anlatan kartlarla ziyaretçiler bilgilendiriliyor.
Merkeze gelen yerli ve yabancı turistler, kilimlere işlenen motiflerin anlamlarını ve bölgenin kültürel zenginliklerini görevlilerden dinleme fırsatı da buluyor.

"Burada hem eğitimler veriliyor hem de ziyaretçiler ağırlanıyor"
Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, 1997'de kurulan Türk El Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde bölgeye özgü kilimlerin dokunduğunu söyledi.
Merkezin aynı zamanda müze niteliği taşıdığını ifade eden Şevli, Van Kedi Villası'ndan sonra yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden birinin de burası olduğunu belirtti.

Şevli, "Burada hem eğitimler veriliyor hem de ziyaretçiler ağırlanıyor. Misafirlerimize, Van Gölü Havzası'na ait her biri ayrı bir hikaye taşıyan motifler ile kök boya kullanılarak büyük emek ve göz nuruyla dokunan kilimlerin özellikleri anlatılıyor. Ayrıca usta öğreticiler aracılığıyla çeşitli eğitimler veriliyor. Böylece unutulmaya yüz tutmuş bu el sanatlarının yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlanıyor." dedi.

Van'ın Urartular'a başkentlik yaptığını, Selçuklu döneminde de önemli bir merkez olduğunu dile getiren Şevli, şöyle konuştu:
"Bu topraklarda çok farklı kültürler ve topluluklar yaşamış, her biri sanat ve kültüre kendi dokunuşunu katmıştır. Böylece zengin bir kültürel mozaik oluşmuştur. Biz de üniversite olarak geçmişten gelen bu kültürel mozaiği yeni nesillere aktarmak istiyoruz. Turizm Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü ve el sanatları alanındaki ön lisans programlarında eğitim gören öğrencilerimize bu değerleri derslerde aktarıyoruz. Geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurmak amacıyla bu kıymetli eserleri ve el sanatlarını tanıtmaya çalışıyoruz."

"Kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarıyoruz"
Merkez Müdürü Öğretim Görevlisi Sibel Leventoğlu da merkezde yok olmaya yüz tutmuş kilim dokumacılığı sanatını yaşatarak gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştıklarını söyledi.
Geleneksel motiflerin yer aldığı kilimlerin, el tezgahlarında kök boyalarla boyanmış iplerle dokunduğunu anlatan Leventoğlu, merkezde 30 çeşit motifin bulunduğunu ve her birinin ayrı bir hikaye içerdiğini ifade etti.

Motifleri anlamları ve öyküleriyle korumaya çalıştıklarını vurgulayan Leventoğlu, şunları kaydetti:
"Burada onlara gözümüz gibi bakıyoruz. Yaklaşık 120 kilimi de burada yurt içinden ve yurt dışından gelen ziyaretçilerimiz için sergiliyoruz. Onlara motiflerin hikayelerini, nasıl yapıldıklarını anlatıyoruz. Bazen tezgahın başına geçip dokuma yapmayı da deniyorlar. El sanatları günümüzde yok olmaya yüz tuttuğu için, bu sanatı yaşatıyor olmak bizim için çok anlamlı bir görev. Merkezde bu dokumaları üretip yaşatmasaydık, bugün gençlerimizin çoğu bu kilimleri ve halıları tanımayacaktı çünkü artık her şey fabrikasyon üretime dönüştü. Gençlerimizin birçoğu bunların varlığından bile haberdar değil. Bu sanatı tanımak ve öğrenmek isteyen öğrencilerimize de yardımcı oluyoruz. Onlar da bu sanatı öğrenecek ve sonraki kuşaklara aktaracak. Böylece Van ve Hakkari yöresine ait dokuma sanatı yaşatılacak."

"Aşkı, birlikteliği, iyiliği ve güzelliği temsil eder"
Duyguların, düşüncelerin, sevinçlerin, üzüntülerin, evlilik isteklerinin ve hayallerin motifler aracılığıyla kilimlere yansıtıldığını anlatan Leventoğlu, şöyle konuştu:
"Gülsarya motifi, Sarya adında bir gelinin dokuduğu bir motiftir. Yıldız motifine benzer ve Sarya'nın gülünü ifade eder. Aşkı, birlikteliği, iyiliği ve güzelliği temsil eder. Yıldız motifi de aydınlığı temsil eder. Çengel motifi ise zıtlıkları ifade eder, aydınlık-karanlık, güzel-çirkin, iyi-kötü gibi karşıt kavramları simgeler. Koçboynuzu motifi, koçların güçlü ve kuvvetli olmalarından yola çıkılarak oluşturulmuştur ve kahramanlığı, gücü temsil eder. Kurtağzı motifi, kurtların karanlıkta yön bulabilme ve görebilme özelliklerinden esinlenmiştir. Bunun gibi 30 farklı motifimiz bulunuyor."

"Burası renkli ve etkileyici bir yer"
Bir programa katılmak üzere kente gelen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükran Fazlıoğlu ise Van'ın tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çektiğini belirtti.

Merkezden çok etkilendiğini dile getiren Fazlıoğlu, "Burası renkli ve etkileyici bir yer. Üniversitemiz bu çalışmaya sahip çıkmasaydı geçmişten günümüze ulaşan bu eserlerin büyük bölümü yok olup gidebilirdi. Kilimler hem renkleri hem de üzerlerindeki motiflerle dikkat çekiyor. Bu eserlerde büyük bir emeğin olduğu açıkça görülüyor. Böyle bir koruma ve yaşatma alanı oluşturdukları için üniversiteyi tebrik ediyorum. Van'a gelen herkesin mutlaka burayı ziyaret etmesini tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.

Samsun'dan gelen Atalay Samuk da merkezde yöreye özgü motiflerin kilimlere işlendiği çalışmaları incelediklerini bildirerek, "Burada harika dokumalar ve birbirinden farklı motifler var. Çok ilginç ve dikkat çekici. Dokuyanların eline sağlık. Herkesin burayı ziyaret etmesini tavsiye ederim. Van'ı çok beğendik, sahillerini de gezdik." dedi.




