<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hakkari Haber, Hakkari Son Dakika</title>
    <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com</link>
    <description>Hakkari Haber – Hakkari’nin son dakika haberleri, sıcak gelişmeleri ve günün tüm önemli olayları anlık olarak Hakkari İl Sesi Gazetesi’nde.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Sitemizde bulunan yazı, görsel ve video gibi içerikler izin alınmadan kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 13:33:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde kalça sağlığına erken uyarı]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bebeklerde-kalca-sagligina-erken-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bebeklerde-kalca-sagligina-erken-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yenidoğan döneminde yapılan kontrollerin ileride oluşabilecek ortopedik sorunları önlediğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aileye katılan her yeni bireyin büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu belirten Özel Adatıp Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Müfit Orak, “Yaşamın erken döneminde bazı sağlık durumlarının yakından takip edilmesi gerekir. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken durumlardan biri de gelişimsel kalça displazisidir” dedi.</p>

<p>Halk arasında ‘doğumsal kalça çıkığı’ olarak bilinen bu durumun erken dönemde fark edilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Orak, “Erken yaşta tespit edilen durumlarda daha basit ve kısa süreli tedavi yaklaşımları planlanabilir. İleri yaşlarda tanı konulması halinde ise daha farklı tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kalça ultrasonografisinin (USG), bebeklerde kalça yapısının değerlendirilmesinde kullanılan güncel yöntemlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Orak, “Ağrısız bir işlem olan bu değerlendirme, doğum sonrası dönemde uygulanabilmekte ve gerekli durumlarda tekrar edilebilmektedir” diye konuştu.</p>

<p>Özellikle yaşamın ilk haftalarında yapılan kontrollerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Mehmet Müfit Orak, “Aile öyküsünde benzer durum bulunan bebeklerde değerlendirmelerin daha erken dönemde planlanması faydalı olabilir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Orak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Kalça gelişiminin düzenli takip edilmesi ve hekim önerileri doğrultusunda hareket edilmesi, olası risklerin yönetilmesi açısından önem taşımaktadır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Demirören Haber Ajansı - DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bebeklerde-kalca-sagligina-erken-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/p-r-o-f-d-r-o-r-a-k-b-e-b-e-k-l-e-r-d-e-k-a-l-c-a-s-a-g-l-i-g-i-1251670-372468.jpg" type="image/jpeg" length="75350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar alerjisi çocuklarda böyle başlıyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bahar-alerjisi-cocuklarda-boyle-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bahar-alerjisi-cocuklarda-boyle-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, çocuklarda bahar alerjisinin en sık hapşırık nöbetleri, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntıyla ortaya çıktığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu belirtilerin yanında kuru öksürük, halsizlik, yorgunluk ve uyku problemleri de görülebilir. Bu tür şikâyetler özellikle polen mevsiminde dikkatle değerlendirilmelidir. Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özellikle sabah ve öğle saatlerinde kuru ve rüzgarlı havalarda mümkünse dışarı çıkılmamalıdır” dedi.</p>

<p>Bahar aylarının gelmesiyle çocuklarda alerjik şikayetlerin arttığını belirten Medical Park TEM Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Polat, özellikle polenlerin bu dönemde önemli bir tetikleyici olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>‘ARDI ARDINA HAPŞIRIK NÖBETLERİ GÖRÜLEBİLİR’</strong></p>

<p>Bahar alerjisinin çocuklarda çeşitli belirtilerle ortaya çıkabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Yeliz Polat, “Ardı ardına gelen hapşırma nöbetleri, şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık bahar alerjisinin çocuklarda görülen en sık belirtileridir. Bu belirtilerin yanında kuru öksürük, halsizlik, yorgunluk ve uyku problemleri de görülebilir. Bu tür şikâyetler özellikle polen mevsiminde dikkatle değerlendirilmelidir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘ALERJİ İLE SOĞUK ALGINLIĞI KARIŞTIRABİLİYOR’</strong></p>

<p>Bahar alerjisinin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırılabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Polat, iki durum arasında bazı önemli farklar bulunduğunu belirtti. Uzm. Dr. Polat, “Alerji genellikle gözlerde sulanma ve kaşıntı ile seyreder ve ateş görülmez. Soğuk algınlığı ise çoğu zaman hafif ateş ve halsizlik ile başlar. Alerji haftalarca sürebilirken soğuk algınlığı genellikle 3 ila 14 gün içinde geçer” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘EN SIK 5-20 YAŞ ARALIĞINDA GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>Bahar alerjisinin çocuklarda genellikle erken yaşlarda ortaya çıkabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Polat, “Alerjik belirtiler 3-5 yaşlarından itibaren gelişmeye başlayabilir. Ancak en sık 5 ile 20 yaş aralığında görülür. Belirtiler genellikle 10-13 yaşlarında en yoğun seviyeye ulaşır” dedi.</p>

<p><strong>‘BU BELİRTİLER VARSA DOKTORA BAŞVURUN’</strong></p>

<p>Bazı durumlarda alerjik belirtilerin daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirten Polat, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Gözlerde sulanma, hapşırık, burun akıntısı, göz ya da burun kaşıntısı gibi semptomlar şiddetli bir şekilde devam ediyorsa; nefes darlığı, hırıltılı solunum veya göğüste sıkışma hissi ortaya çıkıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.”</p>

<p><strong>‘POLEN YOĞUNLUĞUNUN YÜKSEK OLDUĞU SAATLERE DİKKAT’</strong></p>

<p>Polen alerjisi olan çocukları korumak için ailelerin günlük yaşamda bazı önlemler almasının önemli olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Polat, “Polen yoğunluğu gün içinde değişkenlik gösterebilir. Polenler özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde daha yoğun bulunur. Yağmur yağdıktan sonraki ilk birkaç saat ve akşam saatlerinde polen yoğunluğu büyük oranda azalır. Polenlerin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkmak sınırlandırılmalıdır. Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özellikle sabah ve öğle saatlerinde kuru ve rüzgarlı havalarda mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Açık hava aktiviteleri azaltılmalı veya kapalı alanlar tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘POLENLERDEN KORUNMAK İÇİN ÖNLEM ALIN’</strong></p>

<p>Polenlerden korunmak için bazı basit önlemlerin etkili olabileceğini belirten Uzm. Dr. Şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Siperli şapka takılması, güneş gözlüğü kullanılması ve uzun kollu giysiler tercih edilmesi polen temasını azaltabilir. Eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi de önemlidir. Ayrıca polen mevsiminde çamaşırların dışarıda değil ev içinde kurutulması ve polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde kapı ve pencerelerin kapalı tutulması da faydalı olabilir. Ev ve araçlarda polen filtreli klima kullanılması riski azaltabilir.”</p>

<p><strong>‘TEDAVİ EDİLMEYEN ALERJİ ASTIMI TETİKLEYEBİLİR’</strong></p>

<p>Kontrol altına alınmayan bahar alerjilerinin bazı durumlarda astımı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Polat, “Tedavi edilmeyen veya kontrol altına alınamayan bahar alerjileri astıma yol açabilir ya da mevcut astımı tetikleyebilir” dedi.</p>

<p><strong>‘TANI KONMA SÜRECİ’</strong></p>

<p>Alerji tanısının uzman hekim değerlendirmesi ile konulduğuna değinen Uzm. Dr. Polat, “İyi bir hasta öyküsü alınmasıyla birlikte deri prick testi, kan testleri yani spesifik IgE testleri, yama testi ve diyet eliminasyonu gibi yöntemler tanıda kullanılabilir. Ayrıca moleküler alerji testi olarak bilinen Alex testinin de alerjinin kaynağını moleküler düzeyde inceleyen bir yöntem olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>‘TEDAVİDE FARKLI YÖNTEMLER UYGULANABİLİYOR’</strong></p>

<p>Bahar alerjisinin tedavisinin genellikle semptomları hafifletmeye ve alerjenlerden korunmaya yönelik olduğunu belirten Uzm. Dr. Polat, “Tedavide antihistaminik ilaçlar, kortizonlu burun spreyleri ve göz damlaları kullanılabilir. Bazı hastalarda alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi de uygulanabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR’</strong></p>

<p>Alerjik çocukların ailelerine de önemli önerilerde bulunan Uzm. Dr. Polat, “Aileler çocuklarının alerjisi olduğunu biliyorsa, bunu okul yönetimine sözlü ve yazılı olarak bildirmelidir. Alerjinin türü ve hangi maddelere karşı olduğu açıkça belirtilmelidir. Anafilaksi riski bulunan çocuklarda adrenalin oto enjektör (EpiPen) bulundurulması hayati önem taşır. Bu ilacın nasıl kullanılacağı ailelere ve çocuğa mutlaka hekim tarafından öğretilmelidir. Alerjik çocuklar tetikleyici faktörlerden korunmalıdır. Neye karşı alerjisi olduğu bilinmeli ve buna yönelik gerekli önlemler alınmalıdır” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Demirören Haber Ajansı - DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bahar-alerjisi-cocuklarda-boyle-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/b-a-h-a-r-a-l-e-r-j-i-s-i-c-o-c-u-k-l-a-r-d-a-h-a-p-s-i-r-i-k-n-o-b-e-1246659-370875.jpg" type="image/jpeg" length="90087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta özel sektör payı artırılacak]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/saglikta-ozel-sektor-payi-artirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/saglikta-ozel-sektor-payi-artirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetlerinde özel sektör oranının mevcut yüzde 18’den yüzde 25-30 seviyesine çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memişoğlu, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde bu yıl "Sağlıkta Ortak Gelecek " temasıyla 15'incisi düzenlenen "OHSAD Kurultayı-Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları"nda yaptığı konuşmada, tek amaçlarının her zaman hizmet olduğunu söyledi.</p>

<p>Özel sağlık kuruluşlarını sağlık sisteminin ayrılmaz ve tamamlayıcı parçası olarak gördüklerini belirten Memişoğlu, tedavinin yanında koruyucu hekimliği önceleyen kültüre geçişi birlikte başarabileceklerini kaydetti.</p>

<p>Geçen yılki OHSAD buluşmasında "Özel sektörün yüzde 80’i sadece 10 şehirde toplanmış, bu iyi bir planlama mıdır?" diye sorduğunu hatırlatan Memişoğlu, "Sunduğumuz sağlık hizmeti içerisinde özel sektörün oranı yüzde 18, hedefimiz bu oranı yüzde 25-30 bandına çıkartmaktır. Ancak bu oranın bazı illerde yüzde 40’ın üzerinde olduğunu görüyoruz. Bazı illerimizde ise hiç olmadığını biliyoruz. Bu dağılımı dengelemek için çalışıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Memişoğlu, düzenlemelerle özel sağlık sektöründeki yatırımları artık bölgesel ihtiyaçları ve şehrin mevcut altyapısını en ince ayrıntısına kadar analiz ederek yönlendirdiklerini belirtti.</p>

<p>Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlarının iyileştirilmesi konusunda kararlı çaba içinde olduklarına değinen Memişoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bu ücretlerin realize edilmesi, sürdürülebilir hale getirilmesi, sağlık hizmet sunumunun kalitesi ve geleceği için olmazsa olmazdır. Ancak bu birlikte hareket ederek başarabileceğimiz bir husustur. Bunun bir örneğini ilaç fiyatları konusunda yaşadık ve başardık. İnanıyorum ki SUT fiyatları konusunda da bu noktaya ulaşacağız. Yakın zamanda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve Sosyal Güvenlik Kurumumuzun destekleriyle muayenelerde yüzde 30, cerrahi işlemlerde yüzde 35, yoğun bakımlarda yüzde 55 ve ilave ücret alınamayan doğumsal anomali ve çocuk cerrahisi gibi bazı özellikli alanlarda yüzde 100’e varan artışlar yaptık."</p>

<p>Mevzuat altyapısını sürekli güncellediklerini bildiren Memişoğlu, Özel Hastaneler Yönetmeliği'ni geçen sene hazırladıklarını, üniversite hastanelerinin de kalite, denetim ve hizmet standartlarını netleştirecek önemli çalışmayı tamamlamak üzere olduklarını söyledi.</p>

<p><img alt="Sağlıkta özel sektör payı artırılacak" class=" detail-photo img-fluid" height="501" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/20260404-2-73729768-123847960.jpg" width="752" /></p>

<h3><strong>"Büyük sağlık turizmi potansiyelini harekete geçiriyoruz"</strong></h3>

<p>Türkiye'nin kendine yeten sağlık sistemine sahip olmanın ötesinde dünyanın dört bir yanından gelen insanlara güven veren, güçlü sağlık turizmi markası olma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>"Artık bu alanda daha da hızlanıyor, vites yükseltiyoruz. USHAŞ’ı artık sadece koordinasyon kurumu olarak değil, stratejik güç olarak, sektörün tüm alanlarında etkisi hissedilen, düzenleyen, dengeleyen, denetleyen ve aynı zamanda rehberlik eden bir yapıya dönüştürüyoruz. Yeni yapılanmayla sağlık turizminin kamu-özel ayrımı olmaksızın sağlık sistemimizin tümüne yayılmasını sağlıyoruz."</p>

<p>Memişoğlu, artık kamu hastanelerini de bu sürece dahil edip belirlenen kapasite ve standartlar çerçevesinde sağlık turizmi faaliyetleri yürütülebilecek yapıya kavuşturacaklarını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda önemli vizyon değişikliğine gideceklerine işaret eden Memişoğlu, "Türkiye sadece 'hastalıkla' ilgili sağlık turizmi yapsın istemiyoruz. Avrupalıların, Amerikalıların 'wellness' dediği, bizim ise kendi değerlerimizle harmanlayıp 'Sağlıklı Yaşam ve Esenlik' olarak adlandırdığımız daha kapsamlı, daha büyük sağlık turizmi potansiyelini harekete geçiriyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Sadece ameliyat veya tedaviyle sınırlı olmayan, fizyoterapistinden diyetisyenine kadar hizmet alınabilecek, check-up’ların yapılacağı, rehabilitasyondan termal sağlık turizmine kadar her alanı kapsayacak yeni "Esenlik Mevzuatı" üzerinde çalıştıklarını anlatan Memişoğlu, dünyaya "Sağlığınızı korumak, sağlıklı kalmak için Türkiye'ye gelin" çağrısında bulunacaklarını kaydetti.</p>

<p>Dünyada ve yakın coğrafyada üzücü olayların yaşandığı bir dönemden geçtiklerini ifade eden Memişoğlu, Türkiye'nin ateş çemberi içinde barışın, huzurun ve iyiliğin temsilcisi olmayı sürdüreceğini bildirdi.</p>

<p>Her zaman ulaşılabilir olmaya devam edeceğini kaydeden Memişoğlu, "Mail adresim 'cerrah@gmail.com'. Bir fikriniz, eleştiriniz, öneriniz olursa her zaman yazabilirsiniz." dedi.</p>

<p>OHSAD Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Bahat da özel hastaneler alanındaki sorunları paylaştı.</p>

<p>Kurultay, yarın sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/saglikta-ozel-sektor-payi-artirilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/saglik-21.jpg" type="image/jpeg" length="49402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmmünoterapi kanser tedavisinde umut oluyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/immunoterapi-kanser-tedavisinde-umut-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/immunoterapi-kanser-tedavisinde-umut-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren immünoterapinin kanser tedavisinde başarı oranını artırdığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserle Dans Derneğinin ev sahipliğinde, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası" dolayısıyla bir otelde basın toplantısı düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıya katılan uzmanlarca, kanserde risk faktörleri, korunma yolları, kanser taramaları ve beslenmenin önemine ilişkin bilgiler paylaşıldı, ayrıca dernek tarafından hayata geçirilen RadyONKA Podcast Serisi'nin de tanıtımı yapıldı.</p>

<p>Burada konuşan İmamoğlu, kanserin erken teşhis ve farkındalığını artırmak amacıyla Podcast projesi yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. İmamoğlu, immünoterapilerin kanser hastaları için umut verici tedavi yöntemi olduğunu belirterek, "Temmuz'da 5 immünoterapi ilacımız Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) geri ödeme listesine girdi ve hastalarımıza çok rahat ulaştırabiliyoruz. İmmünoterapi, kanser hücresini tekrardan bağışıklık sistemimize tanıtan mekanizmayla çalışıyor. İmmünoterapi, günümüzde erken evre kanserlerde de tedavi seçeneği olarak yerini almış durumda. Melanomda da elimizde çok fazla tedavi seçeneği yokken immünoterapi ile beraber iyi sonuçlar aldık, sağ kalım oranları arttı. Bazı kanser hastalarında çok iyi ve devamlı yanıtlar görüyoruz." diye konuştu.</p>

<h3><strong>"Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor"</strong></h3>

<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Ürün, prostat, mesane, böbrek ve testis kanserinin görülme sıklığına ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğuna dikkati çeken Ürün, "Her 7-8 erkekten biri hayatı boyunca prostat kanseriyle karşılaşıyor. Mesane kanseri ülkemizde sigaradan dolayı en sık görülen tümörlerden biri ve 15-35 yaş arasındaki erkeklerde en sık görülen ve tedavi başarımızın yüksek olduğu tümörler arasında. Dolayısıyla, kanserin görülme oranı yükselse bile tanı ve tedavi başarımız çok daha güçlü." dedi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ertürk ise hem erkeklerde hem kadınlarda kansere bağlı ölümler arasında kolon kanserinin önemli bir yer tuttuğunu aktararak, 45 yaşından sonra erken tanı ve tedavi için kolonoskopi yapılmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan, kanserin dünya genelinde milyonlarca insanı etkilediğini hatırlatarak, hastalığın doğru bilgiyle kontrol altına alınabileceğinin altını çizdi.</p>

<p>Uzman Psikolog Sibel Cesur Akyunak ise psikolojik desteğin kanser tedavisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, iyileşme sürecinde hastaya destek verilmesinin önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/immunoterapi-kanser-tedavisinde-umut-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-4ef54366b9623eebfd68101a741e4cf8.jpg" type="image/jpeg" length="52610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücretsiz kanser taraması 7,7 milyona ulaştı]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ucretsiz-kanser-taramasi-77-milyona-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ucretsiz-kanser-taramasi-77-milyona-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, 2025’te 7 milyon 700 bin vatandaşa ücretsiz kanser tarama hizmeti sunulduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, NSosyal hesabından, Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla yaptığı paylaşımda, sağlıkta hedeflerinin hastalık ortaya çıkmadan önlemek, erken yakalamak ve tedavi etmek olduğunu belirtti.</p>

<p>Memişoğlu, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"2025'te, 'Erken Teşhis Hayat Kurtarır' şiarıyla, 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser tarama hizmeti sunduk. 276 bin vatandaşımızda riskli bulgu saptadık ve ileri tetkik için üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirdik. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, yaklaşık 28 bin vatandaşımıza kanser tanısı koyarak tedavi süreçlerini başlattık. Erken teşhis sayesinde bu hastalarımızın büyük bir kısmı sadece küçük cerrahi müdahalelerle sağlığına kavuştu. 2025'te başlattığımız uygulamayla 15,4 milyon vatandaşımıza gönderdiğimiz toplam 39 milyon hatırlatıcı SMS ile kanser tarama başvurularında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Taramalarımızla hayatı koruyor, tedavi süreçlerini basitleştiriyoruz. Hiçbir şikayeti olmasa bile, ücretsiz kanser taramalarımızdan yararlanmak üzere Aile Sağlığı Merkezlerimize KETEM'lerimize Sağlıklı Hayat Merkezlerimize başvurabileceklerini sevdiklerimize hatırlatalım."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ucretsiz-kanser-taramasi-77-milyona-ulasti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-2f22361bbe1d6a96abd7f226cbdbbb59.jpg" type="image/jpeg" length="37947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan ilaç raporu yenileme çağrısı]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakanliktan-ilac-raporu-yenileme-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakanliktan-ilac-raporu-yenileme-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, süresi dolan ilaç raporlarının MHRS üzerinden randevu alınarak yenilenmesi gerektiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre, Kovid-19 salgınından bu yana yıllık olarak uzatılan ilaç raporlarının son geçerlilik tarihi 31 Mart 2026 olarak belirlenirken, bu süreçte vatandaşlara raporlarını yenilemeleri için bilgilendirmeler yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu tarihten itibaren mevcut raporların geçerliliğini yitirmesi nedeniyle vatandaşların raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p>

<h3><strong>6,6 milyon vatandaş raporunu yenilemedi</strong></h3>

<p>Vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla hastanelerde randevu kapasitesi artırılarak ülke genelinde 854 sağlık kurumunda ilaç raporu yenileme işlemlerine yönelik "Rapor Yenileme Klinikleri" oluşturuldu ve 10 milyon 309 bin 596 kişilik ek kapasite sağlandı.</p>

<p>Bu süre içerisinde vatandaşların raporlarını yenilenmesi amacıyla mesaj ve mail yoluyla bilgilendirme yapılmasına rağmen, ilaç raporunu yenilemesi gereken yaklaşık 6,6 milyon kişi, kendileri için tanımlanan "rapor yenileme" alanındaki öncelikli randevu hakkından yararlanmadı.</p>

<p>Özellikle Kovid-19 döneminden bu yana raporu 5 kez otomatik olarak uzatılan vatandaşlar için hastalığın seyrinde değişiklik veya iyileşme ihtimali göz önünde bulundurularak raporların hekim muayenesi sonrası yenilenmesi kararı alındı.</p>

<h3><strong>Vatandaşlar MHRS üzerinden randevu alarak raporlarını yenileyebilecek</strong></h3>

<p>Sağlık Bakanlığı, 30 Haziran 2025'ten itibaren rapor süresi dolacak vatandaşlara kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yaparak gerekli hatırlatmalarda bulundu. Ayrıca Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden öncelikli randevu imkanı sağlanarak vatandaşların süreci kolayca tamamlamaları hedeflendi.</p>

<p>Raporunu yenilemeyen vatandaşların, ilaç kullanımında herhangi bir aksaklık yaşamamaları adına en kısa sürede MHRS üzerinden ilgili branştan randevu alarak raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakanliktan-ilac-raporu-yenileme-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-1fc67fc0bef862fa706fac912009886a.jpg" type="image/jpeg" length="51995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mesanesinden yarım kilo taş çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/mesanesinden-yarim-kilo-tas-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/mesanesinden-yarim-kilo-tas-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da bir hastanın idrar kanalı ve mesanesinden yaklaşık yarım kilogram ağırlığında 6 taş çıkarıldı, doktorlar bile şaşkınlık yaşadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ergani ilçesinde yaşayan doğuştan zihinsel engelli 43 yaşındaki Leyla Özekinci, yaklaşık 8 yıl önce idrar yolu enfeksiyonu ve karın ağrısı şikayetiyle ailesi tarafından birçok kez farklı hastanelere götürüldü.</p>

<p>Özekinci'ye yapılan muayenelerde ilaç tedavisi önerildi.</p>

<p>Önerilen ilaçları kullanan ve aradan geçen süreçte şikayetleri daha da artan Özekinci'yi ailesi bu kez Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.</p>

<p>Üroloji Bölümünde Opr. Dr. Süleyman Çankaya tarafından yapılan tetkiklerde, hastanın mesanesi ve idrar kanalında en küçüğü 2, en büyüğü 9 santimetre olan 6 taş tespit edildi.</p>

<p><img alt="006 2026 10 Mart 15 Mart 12 20260331 2 73661908 123718875" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/006-2026-10-mart-15-mart-12-20260331-2-73661908-123718875.jpg" width="750" /></p>

<p>Çankaya ve Opr. Dr. Yekta Bıçak'ın geçen hafta gerçekleştirdiği cerrahi müdahale ile hastanın idrar kanalı ve mesanesinde bulunan farklı ebatlardaki 6 taş yaklaşık 1,5 saat süren operasyonla çıkarıldı.</p>

<p>Bazı taşlar işlem sırasında kırılırken, taşların yaklaşık yarım kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.</p>

<p>Taşların neden olduğu hasarın giderilmesi için böbreğine stent takılan hasta taburcu edildi.</p>

<p><img alt="006 2026 10 Mart 15 Mart 12 20260331 2 73661908 123718876" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/006-2026-10-mart-15-mart-12-20260331-2-73661908-123718876.jpg" width="750" /></p>

<h3><strong>"Böbreklerin zarar gördüğünü tespit ettik"</strong></h3>

<p>Uzman Dr. Süleyman Çankaya, AA muhabirine, bazı şikayetlerle hastaneye getirilen hastada yapılan tetkikler sonucu idrar yolu enfeksiyonu tespit ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bu rahatsızlığın sık olmasından dolayı tomografi de çekildiğini ifade eden Çankaya, "Tomografi sonucunda böbreklerin zarar gördüğünü, böbreklerde genişleme olduğunu tespit ettik. İdrar kesesinde büyük 5 taş olduğunu, sağ böbrek kanalında da idrar kesesine yakın kesiminde yine büyük bir taş bulunduğunu gördük. Hasta zihinsel engelli ve kendisini ifade edemiyor. Bu sonuç üzerine ameliyat kararı aldık." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="006 2026 10 Mart 15 Mart 12 20260331 2 73661908 123718878" class="detail-photo img-fluid" height="563" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/006-2026-10-mart-15-mart-12-20260331-2-73661908-123718878.jpg" width="750" /></p>

<h3><strong>"Az rastladığımız taş şekillerinden"</strong></h3>

<p>Opr. Dr. Yekta Bıçak ise hastanın mesanesindeki ve idrar yolundaki taşları çıkarmak için açık operasyon kararı aldıklarını belirtti.</p>

<p>Bıçak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastanın idrar torbasında gördüğümüz taşları ve idrar kanalının tam idrar torbası ile birleşim yerindeki taşları açık operasyonla çıkardık. Hastanın kliniğimizde yatış, ameliyat ve taburcu süreci 3 gün sürdü. İdrar yolu enfeksiyonun tedavisi halen devam etmekte. Böbreklerin idrar torbasındaki taşlar ile hasarlanması nedeniyle aynı seansta idrar kanalından böbreğe uzanan, böbreklerin eski fonksiyonuna dönmesini sağlamak amacıyla stent uyguladık. Normalde idrar torbasında, idrar kanalında gördüğümüz taşlardan hacimce çok çok büyük taşlar. Az rastladığımız taş şekillerinden. Uyguladığımız stent ile böbrekteki hasarın geriye dönük normalleşmesini beklemekteyiz."</p>

<p><img alt="006 2026 10 Mart 15 Mart 12 20260331 2 73661908 123718879" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/006-2026-10-mart-15-mart-12-20260331-2-73661908-123718879.jpg" width="750" /></p>

<h3><strong>"Operasyon gerçekleşemeseydi böbrek kaybına dahi yol açabilirdi"</strong></h3>

<p>Hastaneye başvuruda biraz daha geç kalınması halinde daha büyük sağlık sorunları yaşanabileceğine dikkati çeken Bıçak, "Bu süreç bir süre daha devam etseydi, taşlar saptanmasaydı, operasyon gerçekleşemeseydi böbrek kaybına dahi yol açabilirdi. Yapılan operasyonla hastanın idrar torbasında, idrar kanalında ve böbreğinde herhangi bir taş bulunmamakta. Stent ise böbrek fonksiyonlarını toparlamakta. Hastanın 8 yıl çektiği ağrıyı gerçekleştirdiğimiz operasyonla gidermiş olduk." diye konuştu.</p>

<p>Bıçak, böbreklerde, mesanede, idrar kanalında taş görülmesine genetik yatkınlığın, sıcaklığın, beslenme tarzının, az su tüketiminin neden olabileceğine işaret ederek, hastanın zihinsel engelli olmasından dolayı kendisini ifade edememesinin de hastalığın geç saptanmasına yol açabildiğini söyledi.</p>

<p><img alt="006 2026 10 Mart 15 Mart 12 20260331 2 73661908 123718885" class="detail-photo img-fluid" height="697" src="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/006-2026-10-mart-15-mart-12-20260331-2-73661908-123718885.jpg" width="750" /></p>

<h3><strong>"Bu kadar büyük taş beklemiyorduk"</strong></h3>

<p>Hastanın kardeşi Eyyüp Özekinci ise ablasının uzun zamandır ağrıları olduğunu, götürdükleri hastanelerde önerilen ilaç tedavilerine rağmen sağlık sorunlarının düzelmediğini belirtti.</p>

<p>Artan şikayetleri üzerine ablasını Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdüklerini anlatan Özekinci, "Ablam engelli olduğu için kendisini ifade edemiyordu. Hocalarımıza çok teşekkür ediyoruz. Taşlar alındıktan sonra şimdi rahatladı. Taşları görünce şok olduk. Bu kadar büyük taş beklemiyorduk." dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/mesanesinden-yarim-kilo-tas-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-aa52a27c17b520d7560420d04d3532cd.jpg" type="image/jpeg" length="31518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken teşhis tedaviyi kolaylaştırır]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/erken-teshis-tedaviyi-kolaylastirir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/erken-teshis-tedaviyi-kolaylastirir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Coşkun, yemek borusu kanserine karşı çok sıcak içeceklerden kaçınılması gerektiğini belirtti, erken teşhisin tedaviyi kolaylaştırdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aynı zamanda Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri olan Coşkun, "2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi" için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, çayın, kahvenin ya da yiyeceklerin çok sıcak tüketilmesinin doğru bir davranış olmadığını ifade etti.</p>

<p>Sıcak içecek tüketimini alışkanlık haline getirmemek gerektiği uyarısında bulunan Coşkun, "Bir, iki defa sıcak tüketmenin hiçbir zararı yok ama düzenli olarak özellikle çayı, sıvı gıdaları fazla sıcak tüketmenin, o yemek borusunda yaptığı yanma, oradaki birtakım değişiklikler ve daha sonradan hücrelerin değişikliğe uğraması sonucu kanser riski artıyor." diye konuştu.</p>

<p>Coşkun, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde çok sıcak çay tüketim alışkanlığı olduğunu ve bu alışkanlığa bağlı bölgede yemek borusu kanserinin sık görüldüğünü dile getirdi.</p>

<h3><strong>"Yutma güçlüğü en belirgin belirtisi"</strong></h3>

<p>Tedavi etmeye çalıştıkları hastalar olduğunu dile getiren Coşkun, şunları kaydetti:</p>

<p>"Teşhis ne kadar erken olursa o kadar iyi tedavi ediyoruz. Ama yemek borusu kanserleri maalesef ilerlediği zaman tedavisi zorlaşan bir hastalık. Cerrahi operasyonlar, ışın tedavisi, yeni akıllı ilaçlar gibi tedavi seçeneklerimiz var ve iyi neticeler elde ediyoruz. Ama gönül istiyor ki bunların sıklığını azaltalım, kanser olmadan önleyelim. Bunun için çaba sarf etmek, dikkat etmek gerekiyor."</p>

<p>Coşkun, yemek borusu kanserinin en belirgin özelliğinin yutma güçlüğü olduğuna dikkati çekerek, kilo kaybı, beslenme bozuklukları, yemek yerken yanma ve bulantının da hastalığın belirtileri olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemek borusu kanserinin oldukça sinsi ilerlediğini dile getiren Coşkun, erken evrelerde bazen belirgin şikayet vermediğini, tümör büyüyüp yemek borusunu tıkadığında bazı belirtilerin ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p>Kanserden korunmak için bazı alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Coşkun, semaver gibi geleneklerle çayın kaynarken tüketilmesinin yanlış olduğunu belirtti.</p>

<p>Coşkun, çayın hiçbir zararı yokken, sıcak tüketildiğinde sürekli yanmaya bağlı mukozada birtakım değişiklikler olduğunu ve bunun bazılarında kansere dönüşebildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/erken-teshis-tedaviyi-kolaylastirir</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-8b1074764bcff3845c7b500d8e3ccfcf.jpg" type="image/jpeg" length="89491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 10 kadından biri "çikolata kisti" ile yaşıyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/her-10-kadindan-biri-cikolata-kisti-ile-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/her-10-kadindan-biri-cikolata-kisti-ile-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, “çikolata kisti” olarak bilinen endometriozisin her 10 kadından birini etkilediğini, tanının gecikebildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Vakfı (TFRM) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, AA muhabirine, şiddetli adet sancısı, kronik pelvik ağrı ve kısırlığa kadar uzanan önemli sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalık olarak nitelendirilen endometriozise ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Endometriozisin belirtilerinin farklı hastalıklarla karışabilmesi nedeniyle tanısının gecikebildiğini vurgulayan Bozdağ, bu sürecin dünya genelinde 7-10 yıl sürdüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın sessiz ilerlemesinin en önemli nedenlerinden birinin toplumsal algı olduğuna dikkati çeken Bozdağ, şiddetli adet ağrısının çoğu zaman kabul edildiğini kaydetti.</p>

<p>Günlük yaşamı etkileyen, iş veya okul devamsızlığına yol açan ağrıların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Bozdağ, "Şiddetli adet ağrısı kader değildir, bir hastalığın habercisi olabilir." dedi.</p>

<p>Bozdağ, endometriozisin fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik etkilerinin de bulunduğunu belirterek, kronik ağrı ve belirsizliğin kadınların yaşam kalitesini düşürdüğünü, özgüven ve beden algısını olumsuz etkileyebildiğini anlattı.</p>

<p>Endometriozisin doğurganlık üzerinde de etkili olabileceğine işaret eden Bozdağ, bazı kadınların gebelikte zorluk yaşayabildiğini ancak bu durumun her hasta için geçerli olmadığını, uygun tedavi ve takiple birçok kadının sağlıklı gebelik elde edebildiğini dile getirdi.</p>

<h3><strong>"Yapay zeka devrim olabilir"</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Bozdağ, endometriozisin tanı sürecinde teknolojilerin umut verici olduğunu, yapay zeka destekli görüntüleme sistemlerinin tanıda devrim yaratabileceğini vurguladı.</p>

<p>Endometriozisin çoğu zaman geç fark edilen, belirtileri başka hastalıklarla karışabilen ve tanısının yıllarca gecikebilen bir kadın sağlığı sorunu olduğunu belirten Bozdağ, "Tanı sürecinde uzman değerlendirmesi çok önemlidir. Görüntülerdeki küçük, silik ya da gözden kaçabilecek bulgular her zaman kolay fark edilmeyebilir." dedi.</p>

<p>Bozdağ, yapay zekanın tam da bu noktada önemli fark yaratabileceğine işaret ederek, bu sistemlerin MR ve ultrason gibi görüntülemelerde insan gözünün atlayabileceği ince işaretleri daha hızlı ve daha sistematik biçimde analiz edebileceğini kaydetti.</p>

<p>Yapay zekanın tek başına tanı koyan bir sistem olmadığının altını çizen Bozdağ, en doğru yaklaşımın bu teknolojiyi hekim uzmanlığını güçlendiren bir araç olarak kullanmak olduğunu söyledi.</p>

<p>Bozdağ, her 10 kadından birini etkileyen endometriozisin tek nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığını, bağışıklık, sistemik, genetik yatkınlık, hormonal yapı ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını aktardı.</p>

<p>Hastalığın bazı vakalarda bağırsak, mesane ve nadiren farklı organları da etkileyebildiğini dile getiren Bozdağ, bu durumun hastalığın çok yönlü yapısını ortaya koyduğunu, tanı ile tedavide multidisipliner yaklaşım gerektirdiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/her-10-kadindan-biri-cikolata-kisti-ile-yasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-e752843ffa795038f31ef1b17f999071.jpg" type="image/jpeg" length="27578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de tüberküloz vaka sayısı 9 binlere geriledi]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/turkiyede-tuberkuloz-vaka-sayisi-9-binlere-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/turkiyede-tuberkuloz-vaka-sayisi-9-binlere-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Veremle mücadelede başarı: Türkiye’de tüberküloz hasta sayısı 2024’te 9 bin 27’ye gerileyerek önemli düşüş gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin, "24 Mart Dünya Tüberküloz Günü" dolayısıyla Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, "Mycobacterium tuberculosis" adlı bakterinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalık olan tüberküloz, en sık akciğerleri tutuyor. Hastalık kemiklerin yanı sıra böbrekler ve beyin gibi organları da etkileyebiliyor.</p>

<p>Akciğer tüberkülozu olan kişilerin öksürmesi veya hapşırması sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşan hastalık, hasta ile aynı kapalı ortamda uzun süre bulunan kişilere de bulaşabiliyor.</p>

<p>Tüberküloz, halen dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri olmaya devam ediyor. Küresel veriler, her gün yaklaşık 29 bin kişinin bu önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalığa yakalandığını, 3 binden fazla kişinin tüberküloz nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor.</p>

<h3><strong>Tanı, tedavi ve takip hizmetleri ücretsiz</strong></h3>

<p>Küresel ölçekte uygulanan etkin tanı ve tedavi programları sayesinde 2000-2024 yıllarında yaklaşık 83 milyon kişinin hayatı kurtarıldı.</p>

<p>Türkiye'de uygulanan Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı kapsamındaki etkin tanı, tedavi ve izlem faaliyetleri, hasta sayısında ve hastalık görülme sıklığında (insidans) belirgin bir azalma sağladı. Bakanlık verilerine göre, 2005 yılında 20 bin 535 olan tüberküloz hasta sayısı 2024'te 9 bin 27'ye geriledi, hastalık insidansı ise yüz binde 29,4'ten yüz binde 10,4'e düştü.</p>

<p>Türkiye'de tüberküloz tanı, tedavi ve takip hizmetleri tüm sağlık kuruluşlarında ücretsiz sunuluyor. Sağlık Bakanlığı, tüberküloz ve ilaca dirençli tüberküloz hastalarının tedavisinde kullanılan birinci ve ikinci seçenek ilaçları temin ederek hastalara ücretsiz ulaştırıyor.</p>

<h3><strong>Doğrudan Gözetimli Tedavi uygulaması yürütülüyor</strong></h3>

<p>Tedaviye uyumun sağlanması ve sürecin başarıyla tamamlanması amacıyla Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) önerileri doğrultusunda 2006'dan bu yana Türkiye'de Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) uygulaması yürütülüyor.</p>

<p>Söz konusu uygulama kapsamında, hastaların ilaçlarını her dozda bir sağlık personeli veya yetkilendirilmiş görevli gözetiminde alması sağlanıyor. İletişim teknolojilerindeki gelişmelerden faydalanılarak uygulamaya konulan Video Gözetimli DGT de tedaviye erişimin ve sürekliliğin sağlanmasına önemli katkı sunuyor.</p>

<p>İlaca dirençli tüberküloz hastaları, uzun süren, yan etkileri fazla ve tedaviye uyumu zor olan konvansiyonel tedavi rejimleri nedeniyle öncelikli grup olarak ele alınıyor. Bakanlık, bu kapsamda uygulamaya konulacak 6 aylık kısa süreli yeni tedavi rejimleriyle tedavi süresinin kısaltılmasını, yan etkilerin azaltılmasını ve hasta uyumunun artırılmasını hedefliyor. Daha kısa ve etkili tedaviler sayesinde tedavi başarı oranlarının yükseltilmesi ve toplumda ilaca dirençli tüberküloz bulaşının azaltılması amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>Nakdi yardım sağlanıyor</strong></h3>

<p>Tüberküloz tedavisinin uzun sürmesi ve bu süreçte yaşanan iş gücü kaybı, hastalar ile aileleri için ekonomik ve psikososyal zorluklara yol açabiliyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında, ekonomik ve sosyal güçlük yaşayan hastalara Ocak 2018'den itibaren aylık nakdi yardım sağlanıyor.</p>

<p>Bakanlık verileri, DSÖ tarafından iyi uygulama örneği olarak gösterilen bu uygulamadan, 2025'te 3 bin 439 hastanın en az bir kez yararlandığını ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı kapsamında, hastalıkla mücadeleye yönelik koruma, tanı, tedavi ve izlem faaliyetleri "Tüberküloz Tanı ve Tedavi Rehberi" ile "Tüberküloz Kontrol Faaliyetleri Saha Uygulama Kılavuzu" doğrultusunda standart bir şekilde yürütülüyor. Hastalığın kontrol altına alınmasında erken tanı, düzenli tedavi, damgalamanın azaltılması ve toplumun bilinçlendirilmesi temel unsurlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, "Verem Hastalığı Olmayan Türkiye" hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/turkiyede-tuberkuloz-vaka-sayisi-9-binlere-geriledi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-b6957307916437d5ca3798efa16a24e7.jpg" type="image/jpeg" length="63544"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktor üç kardeş, babalarıyla aynı hastanede görev yapıyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/doktor-uc-kardes-babalariyla-ayni-hastanede-gorev-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/doktor-uc-kardes-babalariyla-ayni-hastanede-gorev-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kütahya Şehir Hastanesi'nde görevli 58 yaşındaki sağlık personeli Mustafa Ercura, doktor olan kızı ve ikiz oğullarıyla aynı hastanede çalışıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık personeli Mustafa ve hemşire eşi Ayşe Ercura'nın ikiz çocukları Melih (27) ve Semih (27) ile kızları Rümeysa (31), anne ve babaları gibi sağlık alanında hizmet vermek istedi.</p>

<p>Tıp fakültesini bitiren üç kardeş, babalarının görev yaptığı Kütahya Şehir Hastanesine atanarak göreve başladı.</p>

<p>Baba Mustafa Ercura, AA muhabirine, eşinin de Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hemşire olduğunu söyledi.</p>

<p>Doktor olan üç çocuğuyla aynı hastanede görev yaptığını, bundan mutluluk duyduğunu belirten Ercura, şöyle konuştu:</p>

<p>'Kütahya'daki hastanelerde 37 yıldan bu yana sağlık personeli olarak görev yapıyorum. Çok dua alan bir mesleği yapıyoruz. Çocuklarım da tıp fakültesini bitirerek doktor oldu. Evimizde 5 sağlık personeli bulunuyor. En tecrübeli olan benim. Sektörde bugüne kadar edindiğim tecrübelerimi çocuklarıma aktarıyorum.'</p>

<p>'Bazen kardeşlerimle ortak hastalarımız oluyor'</p>

<p>Kadın hastalıkları ve doğum bölümünde görevli doktor Rümeysa Ercura da anne ve babasının sağlık görevlisi olmaları dolayısıyla hastane ortamında büyüdüklerini dile getirdi.</p>

<p>Babası ve ikiz kardeşleriyle aynı hastanede çalışmanın keyifli olduğunu ifade eden Ercura, 'Annem ve babam sağlık personeli olduğu için hastane ortamına yabancı değiliz. Evimiz gibi hissediyoruz. Bazen kardeşlerimle ortak hastalarımız oluyor. Onlara giden hastalar benim branşımla ilgili olduğunda bana yönlendiriyor. Bu şekilde insanlara hizmet etmeye çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Acil servis hekimi Semih Ercura ise anne ve babasının sağlık sektöründe olmasının kendileri için tercih nedeni olduğunu anlattı.</p>

<p>Aile bireylerinin aynı meslekten olmasının güzel olduğunu vurgulayan Ercura, 'Çocukluğumuzda hastane ortamlarında çok sık bulunduğumuz için hastaneyi evim gibi hissediyorum. Daha öz güvenle çalışıyorum. Evimizde hep sağlıkla ilgili konular konuşulurdu. Bu durumlar bizim sağlık sektörüne yönelmemize neden oldu.' diye konuştu.</p>

<p>Hastanenin kan bankasında görevli doktor Melih Ercura da boş vakitlerinde kardeşleri ve babasıyla bir araya geldiklerini, bazen de kendisinin ikiz kardeşiyle karıştırıldığını kaydetti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/doktor-uc-kardes-babalariyla-ayni-hastanede-gorev-yapiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/agency/aa/doktor-uc-kardes-babalariyla-ayni-hastanede-gorev-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="96290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram sofralarında sindirimi korumak için 5 öneri]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayram-sofralarinda-sindirimi-korumak-icin-5-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayram-sofralarinda-sindirimi-korumak-icin-5-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan sonrası bayram sofralarında aşırı ve dengesiz beslenme, mide ve bağırsak sorunlarına yol açabilir; uzmanlar ölçülü tüketim uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Vedat Göral, bayramda yapılan küçük beslenme hatalarının büyük sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>‘SİNDİRİMİ KORUMAK İÇİN KADEMELİ GEÇİŞ ŞART’</strong></p>

<p>Ramazan boyunca vücudun daha az ve seyrek öğünlere alıştığını hatırlatan Prof. Göral, “Uzun süre aç kalan mideyi bayram sabahında bir anda ağır yiyeceklerle doldurmak sindirim sistemini zorlar. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı, küçük porsiyonlarla ilerlenmelidir. Bayramda yapılan hatalardan biri de aç karnına tatlı yemek. Kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden oluyor bu da terleme, halsizlik, çarpıntı ve mide bulantısı gibi şikâyetlere yol açabilir. Tatlı mutlaka yemekten sonra, mümkünse 30 dakika ile 1 saat arasında tüketilmelidir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘AĞIR YEMEK VE ŞERBETLİ TATLILARA YÜKLENMEYİN’</strong></p>

<p>Şerbetli ve hamurlu tatlıların sindirim sistemini zorladığını ifade eden Prof. Göral, “Bu tür tatlılar yerine sütlü ve daha hafif tatlılar tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolü çok önemlidir. Her ikram edilen tatlıyı tüketmek yerine sınır koymak gerekir. Her gidilen yerde tatlı yemek sindirim sistemine ciddi yük bindirir. Aynı şekilde misafire ısrarcı olmak da doğru değildir. Kişiler tabağını tamamen bitirmek zorunda hissetmemeli, az ve kontrollü tüketim tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘YAĞLI, KIZARTILMIŞ VE AĞIR YEMEKLER TÜKETMEK’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme tercihlerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Göral, “Kızartmalar, aşırı yağlı ve baharatlı yemekler mideyi yorar. Bunun yerine daha hafif, sulu ve sindirimi kolay yemekler tercih edilmelidir. Yemek sonrası oluşan uyku hali çoğu zaman fazla tüketimden kaynaklanır. Bunun önüne geçmek için 15-20 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler yapılmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘SU TÜKETİMİ VE DOĞRU İÇECEK SEÇİMİ ÖNEMLİ’</strong></p>

<p>Bayram boyunca yeterli sıvı alımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, “Günde yaklaşık 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak içilmelidir. Bunun yanında şekersiz çay, ayran ve süt gibi içecekler tercih edilebilir. Bitki çayları da destekleyici olabilir” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Göral, aşırı yeme alışkanlığının bayramda en sık yapılan hatalardan biri olduğunu belirterek, “Az ve dengeli beslenmek, hem sindirim sistemini korur hem de gün boyu daha enerjik hissetmenizi sağlar. Önemli olan her şeyden biraz ama kontrollü tüketmektir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Demirören Haber Ajansı - DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayram-sofralarinda-sindirimi-korumak-icin-5-oneri</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/b-a-y-r-a-m-s-o-f-r-a-l-a-r-i-n-d-a-s-i-n-d-i-r-i-m-i-k-o-r-u-m-a-k-i-c-1221715-363275.jpg" type="image/jpeg" length="22965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda "dengeli beslenme" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayramda-dengeli-beslenme-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayramda-dengeli-beslenme-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Betül Erişmiş, Ramazan sonrası ani ve aşırı yemenin hazımsızlığa yol açabileceğini belirterek, az ve sık beslenme önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oruç tutarken beslenme düzeninin değiştiğini belirten Erişmiş, vücudun alıştığı düzenin bayramda birden değiştirilmemesi gerektiğini, uzun süreli açlık sonrası yağlı ve şekerli besinlerin fazla tüketilmesinin sindirim sistemi sorunları ve kan şekeri düzensizliklerine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Erişmiş, bu nedenle bayram sabahına hafif ve dengeli bir kahvaltıyla başlanmasını önererek, "Bayram kahvaltısında yumurta, peynir, zeytin, yeşillikler, domates, salatalık ve tam tahıllı ekmek gibi hafif bir kahvaltıyla başlamayı, kızartma, yağlı, işlenmiş şarküteri olan besinlerden de uzak durulmasını öneriyoruz. Bayramda özellikle çok yaygın olarak yapılan hatalardan biri sık miktarda ve çok miktarda yemek yemek oluyor." dedi.</p>

<p>Beslenmede öğün düzenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Erişmiş, üç ana öğünün korunması ve ihtiyaç halinde ara öğünlerle beslenmeye devam edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Erişmiş, uzun süreli açlığın ardından yoğun miktarda tatlı tüketiminin kan şekerinde önemli dalgalanmalara yol açabileceğine işaret ederek, bunun özellikle yemek sonrası ağırlık, uyku hali ve yorgunluk gibi şikayetlere neden olabileceğini, bu durumun diyabet gibi ek hastalığı bulunan kişilerde daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Tatlı tüketiminin tamamen yasak olmadığını ancak günde bir porsiyonu geçmemesi gerektiğine dikkati çeken Erişmiş, özellikle şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesini önerdi.</p>

<h3><strong>"Sık sık ve az beslenmeyi öneriyoruz"</strong></h3>

<p>Erişmiş, özellikle tatlı tüketilen öğünde ekmek, makarna, pilav ve patates gibi diğer karbonhidrat kaynaklarından uzak durulması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sindirim sistemini rahatlatmak için öğün düzeninin korunmasının önemine işaret eden Erişmiş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ramazan ayı boyunca kişiler uzun süre aç kalmaya alışık oluyorlar, mide ve bağırsak sistemi de buna adapte oluyor ama sonrasında birden yüklenmek sindirim problemleri ve hazımsızlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu durumu yaşamamak için sık ancak az beslenmeyi öneriyoruz. Normal öğün planına dikkat etmek gerekiyor aslında. Kahvaltı yapmak, öğlen ve akşam yemeklerini öğün saatlerine uygun şekilde yapmak gerekiyor. Mümkün olduğunca akşamları 7-8'den sonra besin tüketmemeye dikkat etmek lazım. Eğer herhangi bir acıkma işareti oluyorsa bu gibi durumlarda kişilerin meyve veya bir avuç çiğ kuru yemiş tüketmelerini önerebiliyoruz."</p>

<h3><strong>"Diyabet, hipertansiyon ve kalp hastaları diyetine devam etmeli"</strong></h3>

<p>Erişmiş, diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalarının bayramda da beslenme düzenlerini bozmamaları gerektiğini belirterek, bu kişilerin mevcut diyet programlarına devam etmesinin önemine dikkati çekti.</p>

<p>Diyabet hastalarının karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden kaçınması ve tatlı tüketimini sınırlandırması gerektiğini ifade eden Erişmiş, misafirliklerde sunulan tüm porsiyonların tüketilmemesini, mümkün olduğunca küçük porsiyonlar ya da tadımlık porsiyon tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Hipertansiyon ve kalp hastalarının ise tuz ve yağ alımına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Erişmiş, turşu ve zeytin gibi tuz oranı yüksek besinlerden kaçınılması ve yemeklere ekstra tuz eklenmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<h3><strong>"Hastalar sindirim rahatsızlıkları nedeniyle acile başvurabiliyor"</strong></h3>

<p>Erişmiş, ramazan ayı boyunca sıvı tüketiminin azaldığına dikkati çekerek, günlük 2-2,5 litre sıvı tüketiminin önemli olduğunu, çay ve kahvenin ise günde 3-4 fincanı aşmasının sıvı dengesizliklerine ve uyku problemlerine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Özellikle mide rahatsızlığı bulunan kişilerde daha belirgin olmak üzere, sürekli ve fazla miktarda yemek yemenin sindirim sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Erişmiş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastalara, öğünlerini 20-30 dakikaya yayarak tüketmelerini ve sonrasında sindirimi desteklemek amacıyla kısa bir yürüyüş yapmalarını öneriyoruz. Bayramlarda özellikle uzun süreli açlıktan sonra vücuda birden yüklenilmesi, reflü ve gastrit gibi zeminde de gastrointestinal sistem hastalığı olan kişilerde daha fazla olmak üzere mide problemleri ve sindirim rahatsızlıklarını oldukça sık görmemize neden olabiliyor. Bu nedenle de hastalar acile sıklıkla başvurabiliyorlar. Bunu yaşamamak adına ani ve aşırı miktarda besin tüketiminden kaçınılması önemlidir."</p>

<p>Erişmiş, ev sahiplerinin misafirlerin küçük porsiyon tercihlerini ya da bazı yiyecekleri tüketmek istememelerini anlayışla karşılaması gerektiğini belirterek, küçük porsiyonlarla ikram yapılmasının hem sağlık hem de israfın önlenmesi açısından daha uygun olacağını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bayramda-dengeli-beslenme-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-26854c264a8bb5659f453b2fac6c22b9.jpg" type="image/jpeg" length="93223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan Bayramı'nda sağlık hizmetleri kesintisiz sürecek]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ramazan Bayramı süresince sağlık hizmetlerini kesintisiz şekilde sürdüreceklerini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ramazan Bayramı süresince milletimizin sağlığı için sağlık hizmetlerimizin devamlılığını kesintisiz şekilde sürdüreceğiz. 1129 kamu sağlık tesisimizde görev yapan 335 bin 240 personelimiz, 866 evde sağlık ekibimiz, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görevli 4 bin 14 ekibimiz ve 46 bin 319 çalışanımız ile toplam 381 bin 559 sağlık çalışanımız bayram boyunca sahada görev başında olacaktır. Büyük sağlık ailemizin her bir ferdinin Ramazan Bayramı'nı gönülden kutluyor, milletimize sundukları özverili hizmet ve fedakarlıkları için teşekkürlerimi iletiyorum."</p>

<h3><strong>İstanbul'da bayramda 50 bin sağlık personeli hizmet verecek</strong></h3>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Ramazan Bayramı boyunca kent genelinde 50 bin sağlık personelinin görev yapacağını bildirdi. Güner, NSosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bayram süresince İstanbul genelinde sağlık hizmetlerinin aksamadan devam edebilmesi için tüm planlamaları titizlikle gerçekleştirdiklerini belirtti.</p>

<p>Kentte görev yapacak sağlık personeline ilişkin bilgi veren Güner, şunları paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"53 kamu hastanemizde 11 bin 554 acil servis personelimiz, 33 bin 540 diğer sağlık hizmetlerinde görevli personelimiz ve 22 evde sağlık ekibimizde görev yapan 88 personelimizle vatandaşlarımızın yanındayız. Ayrıca, 23 Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ve Hastanemizde (ADSM/ADSH) görev yapan 378 personelimizle ağız ve diş sağlığı hizmetlerimizi de kesintisiz şekilde sürdürüyoruz.</p>

<p>Acil Sağlık Hizmetlerimiz kapsamında ise 374 aktif istasyonumuz, 556 komuta merkezi personelimiz ve 3 bin 884 sahada görevli personelimizle 7 gün 24 saat esasına göre hizmet vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda İstanbul genelinde toplam 50 bin sağlık personelimiz bayram süresince görev başındadır. Bayramını görev başında geçiren, büyük özveriyle çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir bayram diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-e75878a6189817083d8d4bf3eaf1b8df.jpg" type="image/jpeg" length="51714"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan sonrası aşırı beslenme kalp riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-sonrasi-asiri-beslenme-kalp-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-sonrasi-asiri-beslenme-kalp-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ali Ümit Yener, iki öğün beslenilen ramazandan sonra yoğun yağlı yiyecek ve tatlı tüketiminin kalp krizi riskini artırdığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yener, AA muhabirine, ramazandaki iki öğün beslenme alışkanlığının bayramla birlikte tekrar üç öğüne çıkacağını, bu sürecin sağlıklı adaptasyonla olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Toplumun, kızartmaların, hamur ürünlerinin, tatlıların yer aldığı bayram kahvaltısı alışkanlığı olduğunu belirten Yener, "En önemli şey bayram kahvaltılarına çok dikkatli şekilde başlamamız. Mümkünse ekmeksiz, ekmek kullanacaksak da buğdaylı ekmek, az yağlı peynirler tercih edilmeli. Domates, salatalık, haşlanmış yumurtayla başlamak gerekiyor ki bünyemiz yavaş yavaş adapte olsun." dedi.</p>

<p>Bayram ziyaretlerinde çok fazla tatlı, çikolata, hamurlu ürünler ikram edildiğini dile getiren Yener, bunlar yerine bitter çikolata, sütlaç, güllaç gibi sütlü tatlıların tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Yener, vücudun adaptasyonunun önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ramazan Bayramı'nda eş akraba ziyaretlerinde, Türk toplumu olarak ikramlara 'hayır' diyemediğimizden her yerde bir şeyler yemek, kalp sağlığı anlamında çok ciddi sıkıntılar yapabilir. Özellikle mide bağırsak sistemimizde gerginliğe sebep olur. Bunun sonucunda kan akış hızımız yavaşlar, insülin direncimiz ani oynamalara bağlı çok ciddi şekilde tansiyon ve şeker hastalığıyla kalp krizi riskleri gözükebilir. Onun için en önemli şey beslenmeye dikkat etmek. Aynı şekilde tatile gidenlerin de otellerdeki o açık büfelere kapılmaması, her şeyden almak yerine kararında yiyerek, en azından adaptasyon sürecini rahat geçirmeleri gerekiyor."</p>

<h3><strong>"Dünyada her yıl kalp krizinden 18-20 milyon ölüm oluyor"</strong></h3>

<p>Ani göğüs ağrıları, beraberinde terlemeler, çarpıntılar ve nefes darlıklarının kalp krizi belirtileri olabileceğini anlatan Yener, belirtilere dikkat etmek gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geç saatlerde yemekten kaçınılmasını öneren Yener, "Sahur alışkanlığını akşam yemeğine dönüştürmeyin. Akşam yemeğinden sonra ekstra bir şeyler yemek, gece özellikle sabaha karşı görülen kalp krizleri riskini çok ciddi şekilde artırıyor. Saat 20.00'den sonra bir şey yemesinler. Dünyada her yıl 18-20 milyon kişi, kardiyovasküler hastalıktan ölüyor. Her yıl İstanbul nüfusu kadar dünyada ölüm oluyor. Türkiye'de de 250-300 bin kişi ölüyor." diye konuştu.</p>

<p>Yener, Ramazan Bayramı'nın güzel geçmesi için dozunda ve kararında beslenmek gerektiğini vurgulayarak, ikramlara karşı "hayır" demeyi bilmek, zeytinyağlı, lifli ve posalı besinleri tercih etmek gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ramazan-sonrasi-asiri-beslenme-kalp-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-3cc35ade1c63837c909ccaf27df0845f.jpg" type="image/jpeg" length="94223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu, 81 ilin sağlık müdürleriyle bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakan-memisoglu-81-ilin-saglik-mudurleriyle-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakan-memisoglu-81-ilin-saglik-mudurleriyle-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 81 ilin sağlık müdürleriyle bir araya gelerek, kapsamlı değerlendirme toplantısı gerçekleştirdiklerini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Memişoğlu, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesindeki toplantıda, mevcut sağlık hizmetlerini ve devam eden yatırımları ele aldıklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Memişoğlu, "Tüm çalışma arkadaşlarıma katkıları için teşekkür ediyorum. Milletimize en iyi hizmeti sunmak için durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/bakan-memisoglu-81-ilin-saglik-mudurleriyle-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 22:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-a121d51e681c068cfea26b5f2960e0b6.jpg" type="image/jpeg" length="84465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da üç damarı tıkalı hasta baypasla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/antalyada-uc-damari-tikali-hasta-baypasla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/antalyada-uc-damari-tikali-hasta-baypasla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da doktor oğlunun eski hocalarına emanet ettiği Ali Korkmaz, üç damarında tıkanıklık tespit edilmesinin ardından yapılan koroner baypas ameliyatıyla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılan Korkmaz'ın yapılan tetkiklerinde kalbinin üç damarının büyük ölçüde tıkalı olduğu tespit edildi.</p>

<p>Durumun değerlendirilmesinin ardından hasta, ortopedi uzmanı olan oğlu Dr. Burak Korkmaz'ın tavsiyesiyle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Burada yapılan anjiyonun ardından üçlü koroner baypas ameliyatı kararı alındı.</p>

<p>Ameliyat, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinden Prof. Dr. Ali Ümit Yener ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p>Operasyonda, hastanın bacak damarını çıkarmak için yaklaşık 1 liralık madeni para büyüklüğünde bir kesiden minimal girişimle damar alındı.</p>

<p>Başarılı geçen ameliyatın ardından hızla iyileşen Korkmaz taburcu edildi.</p>

<p>Babasını ihtisas yaptığı hekimlere emanet etti</p>

<p>Prof. Dr. Yener, AA muhabirine, hastaya bacak damarından baypas yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Bacak damarının çıkarılması için normalde yaklaşık 50-55 santimetrelik bir alanın kullanıldığını belirten Yener, bu hastada ise işlemin daha küçük bir açıklıktan gerçekleştirildiğini ifade etti.</p>

<p>Yener, ameliyatın kendileri için yalnızca tıbbi değil, duygusal yönü de olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu hastamızda, 1 liralık madeni para büyüklüğünde bir açıklıktan çıkarılan bacak damarını kullanarak baypas yaptık. Hastamızın oğlu Burak Korkmaz da hastanemizde ihtisas yapmış bir ortopedi uzmanı. Yıllar sonra farklı kurumlarda görev yaptıktan sonra babasını eğitim aldığı hastanedeki hekimlere emanet etmesi bizim için ayrıca anlamlı oldu.'</p>

<p>'Hayat devam ediyor'</p>

<p>Korkmaz da ameliyatın başarılı geçtiğini ve kendisini iyi hissettiğini söyledi.</p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren sağlık çalışanlarına teşekkür eden Korkmaz, 'Şimdi çok iyiyim. Hayat devam ediyor. Bir süre hareket edememek dışında herhangi bir sıkıntım yok. Onun dışında her şey normale döndü. Açık söylemek gerekirse şu an ikinci baharımı yaşadığımı düşünüyorum. Yaşamın devam etmesi biraz da mucize gibi.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Burak Korkmaz ise daha önce görev yaptığı hastanedeki hekimlere güvendiğini belirterek, bu nedenle babasının tedavisi için aynı hastaneyi tercih ettiklerini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Muhabir: Rabia Sapmaz</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/antalyada-uc-damari-tikali-hasta-baypasla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/agency/aa/antalyada-uc-damari-tikali-hasta-baypasla-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="36339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç fiyatlandırmasında avro kuru değişti]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ilac-fiyatlandirmasinda-avro-kuru-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ilac-fiyatlandirmasinda-avro-kuru-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlaç fiyatlandırmasında kullanılan 25 lira 33 kuruş olan avro kuru yarından geçerli olacak şekilde 26 lira 87 kuruşa, 1 Nisan'dan itibaren de 29 lira 11 kuruşa çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlaç fiyatlandırmasında kullanılan avro kurunda değişiklik yapıldı.</p>

<p>Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Buna göre, düzenlemeyle iki aşamalı kur artışı öngörüldü. İlaç fiyatlandırmasında kullanılan 25 lira 33 kuruş olan avro kuru yarından geçerli olacak şekilde 26 lira 87 kuruşa, 1 Nisan'dan itibaren de 29 lira 11 kuruşa çıkarıldı.</p>

<p>Edinilen bilgiye göre, kararname sadece ilaç fiyatına esas olacak döviz kurunu güncelleme ile sınırlı kalmadı. Uygun fiyatlandırma politikası ile yenilikçi ilaçların ülkeye gelmesini teşvik ederken ilaçta yerelleşmiş üretimi de önceleyen bir strateji hedeflendi.</p>

<p>Bu yıla özgü 1 Nisan 2026 tarihini merkezine alan iki aşamalı kur artışına dayanan düzenlemeyle ilaç tedarikinin kesintisiz sağlanması, ilaçta yerli üretimin teşvik edilmesi amaçlandı.</p>

<h3><strong>İlaç fiyatlandırmasındaki formülde değişikliğe gidildi</strong></h3>

<p>Kurun iki aşamalı güncellenmesinin sebebi ise ilaç fiyat kararnamesinde yapılan değişiklik oldu.</p>

<p>Mevcut düzenlemeye göre, ilaç fiyatlandırmasında kullanılan kur, bir önceki yılın ortalama avro kurunun yüzde 60'ının alınması ile hesaplanıyordu. Değişiklikle, 1 Nisan 2026 tarihinden geçerli olmak üzere bu oran yüzde 65 olarak belirlendi.</p>

<h3><strong>Yerli ilaç üretimi teşvik edilecek</strong></h3>

<p>İlaç Fiyat Kararnamesi'nde yapılan değişiklikle, piyasaya girmekte zorlanan "ilk eşdeğer" ürünün hızlıca piyasaya girmesini sağlayabilmek için 3 yıl boyunca firmalara "ilk eşdeğer ürün teşviki" verilecek.</p>

<p>İlk eşdeğer geldiğinde, daha önce referans ilacın yüzde 60'ı olarak uygulanan fiyat oranı ilk yıl için yüzde 80, ikinci yıl için yüzde 75, üçüncü yıl için ise yüzde 70 olarak uygulanacak. Böylece herhangi bir referans ilacın ilk eşdeğer ürününün piyasaya ivedilikle girmesi teşvik edilmiş olacak.</p>

<p>Düzenlemeye göre, "ilk eşdeğer" ürüne uygulanan referans ürün destekleri bir yıl sonunda imal eşdeğer ürünlerin pazar payının yüzde 5'e ulaşması durumunda yüzde 75'ten yüzde 80'e artırılacak, ikinci yıl yüzde 10'a ulaşması durumunda yüzde 70'ten yüzde 75'e çıkacak.</p>

<h3><strong>Yeni düzenlemeyle "Fiyat Korumalı Ürün" kapsamı genişletildi</strong></h3>

<p>Düzenlemeyle, konvansiyonel ürünlerin (modern tıpta kullanılan geleneksel ilaçlar) desteklenmesini amaçlayan ve 1987'den önce piyasaya çıkmış ürünleri kapsayan "fiyat koruma" uygulaması 2000 yılına güncellendi. Böylece artık 2000 yılından önce piyasaya çıkmış ürünler fiyat koruma kapsamına alındı. Bu kapsamdaki ürünlerin yüzde 87'sini Türkiye'de imal edilen ürünlerin oluşturduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece düşük fiyat nedeniyle üretimi firmalar tarafından cazip olmayan ancak hala tıbben etkili ilaçların piyasada bulunması sağlanmış olurken yerli ilaç sanayisinin ürünleri de desteklenecek.</p>

<p>Ayrıca, dönem içinde gelişebilecek faktörlere bağlı fiyat kaynaklı olası temin sıkıntılarının önüne geçebilmek için Fiyat Değerlendirme Komisyonu da (FDK) devrede olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı - AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/ilac-fiyatlandirmasinda-avro-kuru-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/thumbs-b-c-e15e0f0f1988f9751ecb107e16d7b863.jpg" type="image/jpeg" length="82516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik böbrek hastalığı sessiz ilerliyor]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/kronik-bobrek-hastaligi-sessiz-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/kronik-bobrek-hastaligi-sessiz-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Ergün, “Kronik böbrek hastalığı uzun süre sessiz ilerleyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaların önemli bir kısmı hastalığının farkına ancak ileri evrelerde varabiliyor. Oysa erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, böbrek fonksiyonlarını korumak ve ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkün olabiliyor” dedi.</p>

<p>Memorial Ankara Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İhsan Ergün, 12 Mart Dünya Böbrek Günü nedeniyle, kronik böbrek hastalığında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Ergün, “Böbreklerin vücuttaki sıvı dengesinin korunması, zararlı maddelerin atılması ve bazı hormonların üretimi gibi hayati görevleri bulunuyor. Böbrek fonksiyonlarının bozulması, tüm vücudu etkileyebilmektedir. Kronik böbrek hastalığı yalnızca böbrek yetmezliğine yol açan bir durum değildir. Aynı zamanda kalp ve damar hastalıkları riskini de önemli ölçüde artırmaktadır. Tedavi edilmediğinde son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyebilir ve bu durumda hastaların yaşamlarını sürdürebilmeleri için diyaliz tedavisi ya da böbrek nakli gerekebilir. Kronik böbrek hastalığı uzun süre sessiz ilerleyebilir. Hastaların önemli bir kısmı hastalığının farkına ancak ileri evrelerde varabiliyor. Oysa erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, böbrek fonksiyonlarını korumak ve ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Dünya genelinde her 10 kişiden 1’ini etkileyen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BASİT TESTLERLE ERKEN TANI MÜMKÜN’</strong></p>

<p>Kronik böbrek hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Ergün, “Düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemelidir. Böbrek hastalıklarını erken dönemde tespit etmek oldukça kolaydır. Basit kan ve idrar testleri ile böbrek fonksiyonları değerlendirilebilir. Özellikle diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı bulunan bireyler ile ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olan kişilerin düzenli olarak böbrek kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşımaktadır. Kronik böbrek hastalığının erken dönemde saptanması böbrek fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olmakla beraber, aynı zamanda yoğun kaynak gerektiren tedavilere duyulan ihtiyacı azaltarak sağlık sistemine olan yükü de hafifletmektedir” dedi.</p>

<p><strong>‘ÇEVRESEL FAKTÖRLER BÖBREK SAĞLIĞINI ETKİLİYOR’</strong></p>

<p>Çevresel değişikliklerin böbrek hastalıklarının görülme sıklığı üzerinde etkili olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Ergün şunları söyledi:</p>

<p>“Çevresel faktörler birçok hastalıkta olduğu gibi böbrek hastalıklarının görülme sıklığını da etkileyebiliyor. Özellikle su kaynaklarının azalması ve sıcaklık artışları, böbrek sağlığı üzerinde dolaylı etkiler yaratabilmektedir. Ayrıca son dönem böbrek hastalığında uygulanan diyaliz tedavileri yüksek miktarda su ve enerji gerektiren süreçlerdir. Diyaliz tedavileri yoğun kaynak kullanımı gerektirir. Bu nedenle böbrek hastalıklarının önlenmesi ve erken dönemde kontrol altına alınması hem birey sağlığı hem de sürdürülebilir sağlık sistemleri açısından büyük önem taşımaktadır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Ergün, böbrek sağlığı için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>

<p>“Böbrek sağlığını korumak büyük ölçüde yaşam tarzı ile ilişkilidir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, böbrek hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir. Dengeli ve sağlıklı beslenin. Düzenli egzersiz yapın. Yeterli su tüketin. Sigara kullanmayın. Diyabet ile hipertansiyon gibi kronik hastalıklarınızı düzenli olarak kontrol ettirin.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Demirören Haber Ajansı - DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/kronik-bobrek-hastaligi-sessiz-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/k-r-o-n-i-k-b-o-b-r-e-k-h-a-s-t-a-l-i-g-i-s-e-s-s-i-z-i-l-e-r-l-i-y-o-1208680-359426.jpg" type="image/jpeg" length="29974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reçetesiz satılan renkli lensler görme kaybına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/recetesiz-satilan-renkli-lensler-gorme-kaybina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hakkariilsesigazetesi.com/recetesiz-satilan-renkli-lensler-gorme-kaybina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, internette muayenesiz ve reçetesiz şekilde satılan renkli lenslerin ciddi göz enfeksiyonlarına, kornea hasarına ve kalıcı görme kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Reçetesiz satılan renkli lenslerin yapımında kullanılan bazı kimyasalların göz dokusuna zarar verebildiğini belirten Kılıç, “Bu ürünlerde yer alan klor ve benzeri zararlı maddeler göze sızarak geri dönüşü olmayan hasarlara ve görme kaybına neden olabilir” dedi.</p>

<p>Renkli ve kozmetik kontakt lens kullanımı hakkında açıklamalarda bulunan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, internette denetimsiz şekilde satılan reçetesiz renkli lenslerin masum bir kozmetik ürün gibi görülmemesi gerektiğini aktardı.</p>

<p><strong>‘YETERSİZ HİJYEN AĞIR KORNEA ÜLSERLERİNE YOL AÇABİLİYOR’</strong></p>

<p>Renkli lenslerin yalnızca ‘kozmetik’ amaçla kullanılıyor olmasının onları masum hale getirmediğini belirten Prof. Dr. Kılıç, korneanın lens nedeniyle oksijensiz kalabildiğini, mikropların lens yüzeyine kolayca tutunabildiğini ve yetersiz hijyenin ağır kornea ülserlerine yol açabildiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı vakalarda tablonun kornea nakline kadar ilerleyebildiğine dikkat çeken Kılıç, “Reçetesiz satılan renkli lenslerin içeriğinde bulunan klor ve diğer zararlı kimyasallar göz yüzeyine sızarak kalıcı hasar bırakarak görme kaybına neden olabilir” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Kılıç, bilinçsiz lens kullanımının yalnızca enfeksiyonla sınırlı kalmadığını aynı zamanda katarakt, sekonder glokom ve kalıcı görme kaybına kadar ilerleyen ağır tablolara neden olduğunu söyledi. Kılıç, bazı vakalarda görmeyi koruyabilmek için göz ameliyatının kaçınılmaz olduğunu da ifade etti.</p>

<p><strong>‘BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kılıç, lensle denize ya da havuza girmenin göz için ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunarak, suyla lens ile kornea arasına sıkışan mikroorganizmaların özellikle Acanthamoeba gibi dirençli enfeksiyonlara neden olabildiğini belirtti. Şiddetli batma, ışığa bakamama, kızarıklık ve ani görme bulanıklığının ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Kılıç, “Bu belirtiler ortaya çıktığında lensi hemen çıkarın ve acilen göz hekimine başvurun” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Demirören Haber Ajansı - DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hakkariilsesigazetesi.com/recetesiz-satilan-renkli-lensler-gorme-kaybina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hakkariilsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/hakkariilsesigazetesi-com/uploads/2026/03/66bfbcdabed53172384175416.webp" type="image/jpeg" length="51478"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
